Atalarımızın yaşadığı ateş kazaları ve yaralanmaları, bağışıklık fonksiyonumuzu şekillendirmeye yardımcı olmuş olabilir.

Yeni çalışmanın yazarı Dr. Joshua Cuddihy, “Ateşi kontrol etmek, sıcak yemeği ve kaynatılmış sıvıları tercih etmemizden modern dünyayı biçimlendiren teknolojilere kadar insan yaşamına derinden etki etti” diyor.
“Sonuç olarak, başka hiçbir türde olmadığı kadar, insanların çoğu yaşamları boyunca kendini defalarca yaktı. Bu örüntü muhtemelen ateşi ilk kullandığımız bir milyon yıl öncesine kadar uzanıyor.”
Araştırmacılar bu noktayı vurgulamak için, makaleyi yazdıkları sırada yazarların birinin, “erimiş tereyağıyla dolu Kiev Tavuğu’ndan ısırık alırken alt dudağını yaktığını” not ediyor. İlginç biçimde, insan bağışıklık sisteminin yanıklara verdiği yanıtın, kesikler gibi diğer yaralanmalara verdiği tepkiden belirgin şekilde farklı olduğunu da açıklıyorlar.
Örneğin, yanıkların şiddetlenmiş bir iltihaplanma evresini tetiklediğine dikkat çekiyorlar. Bu evre, sitokin denen ve iltihabı artıran belirteçlerin salınımıyla yönetiliyor. Bu tepki gerekli, çünkü ateş kesiklere kıyasla daha geniş alanlı bir deri hasarı oluşturuyor ve enfeksiyon riskini artırıyor. Bu kadar dramatik bir bağışıklık tepkisi olmasaydı, küçük yanıklar bile potansiyel olarak yaşamı tehdit edebilir hale gelebilirdi.
(İlgili: Neandertaller Ateş Yakmayı Unutmuş Olabilir)
Bu nedenle araştırmacılar, ateşle ilişkili yaralanmaların bu bağışıklık yanıtlarının evrimini yönlendirmiş olabileceğini öne sürüyor. Çünkü bir tür olarak hayatta kalmamız, sürekli yanıklarımızı iyileştirebilme becerimize bağlıydı. Araştırmacılar bunu incelemek için önce yanmış ve yanmamış derinin transkriptomlarını karşılaştırdılar ve ısıyla ilişkili yaralanmalara yanıtın bir parçası olarak etkinleşen 94 farklı gen belirlediler.
Ardından bu genleri şempanze, goril, orangutan ve makaklarda bulunan genlerle karşılaştıran çalışma yazarları, bu genlerin en az dokuzunun (hatta belki 19’unun) insanlarda hızlanmış evrim belirtileri gösterdiğini buldu. Bunlar arasında derimizin yara izi bırakma eğilimini artıran genler olduğu gibi, yakın zamanda yanmış deride ağrı hassasiyetini yükselten ve böylece yaralanmalarımızı korumamızı ve daha da kötüleştirmekten kaçınmamızı teşvik eden genler de yer alıyor.
Cuddihy, “Araştırmamız, doğal seçilimin daha küçük ama daha sık görülen yanık yaralanmalarından sonra hayatta kalmayı artıran özellikleri kayırdığını düşündürüyor. Ne var ki aynı uyarlanmalar, evrimsel ‘bedeller’ de getirmiş olabilir. Bu da insanların neden ağır yanıkların komplikasyonlarına karşı özellikle savunmasız kaldığını açıklamaya yardımcı olabilir” diyor.
Örneğin, yanık sonrasında iltihaplanmaya ve yara izine yatkınlığımızın artması, uç durumlarda sistemik inflamatuvar yanıt sendromuna ya da organ yetmezliğine yol açabilir.
Bu bulguların önemini değerlendiren çalışma yazarı Prof. Armand Leroi ise, “yanık seçilimi” teorisinin “kültüre dayanan yeni bir doğal seçilim biçimi sunduğunu” söylüyor. Leroi’ye göre bu, “bizi insan yapan şeyin hikâyesinin bir parçası, üstelik daha önce varlığını hiç sezmediğimiz bir parça.”
IFL Science. 5 Şubat 2026.
Makale: Cuddih, J. et al. 2026. Burn Selection: How Fire Injury Shaped Human Evolution. BioEssays.
You must be logged in to post a comment Login