Yunanistan’ın en güneyindeki uzak bir bölgede, Avrupa’nın genetik açıdan en izole topluluklarından birine dair kanıtlar bulundu.

Yunanistan’ın güney Peloponez Yarımadası bölgesinde yaşayan İç Maniot’ların (Mesa Mani / İç–Derin Mani) DNA’larının genetik analizi, kökleri Tunç Çağı’na uzanan, birbirine sıkı biçimde bağlı ve ataerkil bir topluluğu ortaya koydu.
Yunanistan’ın Peloponez Yarımadası’nın en güney uçlarında yaşayan bir grup insanın DNA analizleri, bin yıldan uzun süredir genetik açıdan izole olduklarını ve köklerinin Tunç Çağı’na kadar takip edilebildiğini gösterdi.
Yeni bir genetik çalışma, İç Maniot Yunanları olarak bilinen bu grubun baba soyundan antik Yunanlara ve Bizans dönemi Romalılarına dayandığını gösteriyor. Çalışmanın yazarlarına göre, uzun süreli genetik izolasyon ve sıkı ataerkil klan yapıları, İç Maniot Yunanlarının son 1.400 yıldaki kendine özgü genetik özelliklerine katkıda bulunmuş olmalı.
(İlgili: Dünya Üzerinde İzole Kalmayı Başarabilmiş 5 Kabile)
Mani Yarımadası, Yunanistan ana karasından güneye doğru uzanan üç yarımadanın ortada yer alanı. Antik çağda bölge, MÖ 7. yüzyılda şehir-devlet Sparta’nın hakim olduğu Laconia’nın bir parçasıydı. Yunanistan’ın Peloponez bölgesinin büyük kısmı, MS 6. yüzyılda Slav topluluklarının istilalarıyla demografik çalkantılar yaşadı. Ancak Mani Yarımadası bundan büyük ölçüde etkilenmedi ve yarımadanın en güney kesimlerinde yaşayan İç Maniotlar, Yunanistan’ın geri kalanından coğrafi ve kültürel olarak izole hale geldi.

Communications Biology dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, yaşayan 100’ün üzerinde İç Maniotun DNA’sını analiz etti ve uzun süreli izolasyon nedeniyle bu grubun bir “genetik ada” oluşturduğunu ortaya koydu.
Çalışmanın baş yazarı, Oxford University Museum of Natural History’de zoolog olan Leonidas-Romanos Davranoglou, “Sonuçlarımız, tarihsel izolasyonun belirgin bir genetik iz bıraktığını gösteriyor. İç Maniotlar, erken Orta Çağ’daki demografik çalkantılar yaşanmadan önce Güney Yunanistan’daki genetik manzaranın bir anlık görüntüsünü koruyor” diyor.
Avrupa’nın “Göçler Dönemi” (yaklaşık MS 300 ila 700) boyunca Cermen kabileleri, Vizigotlar, Hunlar ve erken dönem Slavlar dahil çeşitli topluluklar kıta genelinde yer değiştirdi. Bu süreç, tarihsel kayıtlara yalnızca kısmen geçmiş çok sayıda göç dalgasına yol açtı. Antik DNA araştırmaları da bu Göçler Dönemi nüfus dalgalarını giderek daha iyi ayırt etmeye başladı.
Ancak tarihsel, dilbilimsel ve arkeolojik kanıtlara göre bu hareketlilik İç Maniotları pek etkilemiş görünmüyor. Bu nedenle Davranoglou ve meslektaşları, bunun nedenini araştırmak için günümüz Maniotlarının DNA analizine yöneldi.
Araştırmacılar, baba hattından İç Maniot atalara sahip 102 kişinin Y kromozomlarındaki (babadan oğula aktarılır) genetik işaretçilere, ayrıca anne hattından İç Maniot atalara sahip 50 kişinin mitokondriyal DNA (anneden çocuğa aktarılır) dizi verilerine baktı.

DNA analizi, İç Maniotlarda yaklaşık 28.000 yıl önce Kafkasya bölgesinde ortaya çıkmış nadir bir baba soyunun son derece yüksek sıklıkta bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar ayrıca, İç Maniot DNA’sında, Göçler Dönemi sırasında Cermen ve Slav topluluklarından gelmiş yaygın soy hatlarına dair kanıtların, günümüz Yunanistan ana karası Yunanlarıyla karşılaştırıldığında bulunmadığını yazdı.
Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, genetik sürüklenme (küçük nüfus büyüklüğü nedeniyle genetik çeşitliliğin azalması), İç Maniotların baba soyunun şekillenmesinde önemli rol oynamış ve bir tür “genetik ada” oluşmasına katkıda bulunmuş görünüyor. Araştırmacılar, bu baba soyuna dayalı “adanın” antik Balkanlar ve Batı Asya’ya kök saldığını ve Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemi Yunanca konuşan nüfuslarla güçlü bağlantılar taşıdığını belirtiyor.
Öte yandan mitokondriyal DNA üzerinden anne soylarına bakıldığında daha karmaşık bir tablo ortaya çıktı. Araştırmacılar, 50 İç Maniotluk örneklemde 30 ayrı anne soy hattı saptadı. Bu soyların çoğu Batı Avrasya’daki Tunç Çağı ve Demir Çağı topluluklarıyla bağlantı gösterirken, bazıları yalnızca İç Maniotlara özgü görünüyor ve günümüz Avrupa nüfuslarında yakın eşleşme vermiyor.
Araştırmanın ortak yazarı Alexandros Heraclides, “Bu örüntüler, erkek soylarının yerelde kök salıp kaldığı; buna karşılık dış topluluklardan az sayıda kadının içeri alındığı güçlü ataerkil bir toplumla uyumlu” diyor.

Hem baba hem anne hattındaki DNA belirteçleri, “kurucu etki” (daha büyük bir nüfustan çok küçük bir alt kümenin yeni bir nüfus kurması) izlerini de taşıyor. Bu durumda yeni nüfus, kurucu bireylerin genlerini taşır ve zaman içinde daha geniş nüfustan farklılaşır.
Çalışmaya göre, günümüz İç Maniotlarının genleri, baba ataları arasında yaklaşık MS 380 ila 670 döneminde bir kurucu etki yaşandığını gösteriyor. Bunun sonucunda, bugün Maniot erkeklerinin yüzde 50’den fazlası 7. yüzyılda yaşamış tek bir erkek atadan geliyor. Ekip ayrıca, anne ataları arasında yaklaşık 540 ila 866 döneminde bir kurucu etki daha buldu. Bu da hem anne hem baba soy hatlarının sayısının yaklaşık aynı zamanlarda daralmış olabileceğini düşündürüyor.
Araştırmacılar, DNA çalışmasının İç Maniot nüfusunun “Göçler Dönemi’nin demografik kargaşasından önceki Yunanca konuşan dünyanın genetik manzarasının bir anlık görüntüsünü temsil ettiğini” öne sürdüğünü yazıyor.
Araştırmanın ortak yazarı Athanasios Kofinakos, “Bazıları yüzlerce yıl öncesine uzanan ortak kökene dair birçok sözlü gelenek, artık genetik aracılığıyla doğrulanıyor” diyor.
Live Science. 4 Şubat 2026.
Makale: Davranoglou, LR., Kofinakos, A.P., Mariolis, A.D. et al. (2026). Uniparental analysis of Deep Maniot Greeks reveals genetic continuity from the pre-Medieval era. Commun Biol 9, 157.
You must be logged in to post a comment Login