Suriye’de kil silindirler üzerinde bulunan erken bir yazı sistemi, alfabetik sembollerin zaman çizelgesini yeniden sorgulatıyor.

Bir hediye etiketine kazınmış 4.400 yıllık bir isim, alfabenin tarihini yeniden yazıyor olabilir. Johns Hopkins Üniversitesi ile Amsterdam Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü bir arkeolojik çalışma, Kuzey Suriye’deki Umm el-Marra’da bir mezarlık kompleksinin içindeki bir mezarı kazarken, üzerine semboller oyulmuş bir dizi kil silindir buldu. Uzmanlar yakın zaman önce bunun büyük olasılıkla alfabetik bir yazı olduğunu doğruladı. Böylece bu sistemin bilinen en erken kanıtı 500 yıl daha geriye gitmiş oluyor.
Nadir bir buluntu
Umm el-Marra, Eski Yakındoğu’nun en eski kentlerinden biriydi ve Mezopotamya ile Halep arasındaki başlıca ticaret yollarının kesiştiği stratejik bir noktada yer alıyordu. Arkeolog Glenn Schwartz ve kültürel miras danışmanı Hans H. Curvers, Batı Suriye toplumlarının gelişimini daha iyi anlamak için 1994’te alanda kazılara başladı. Bu, görece az araştırılmış bir çalışma alanıydı.
2000’lerin başında ekip, alanın geri kalanının oldukça üzerinde konumlanan, 10 kerpiç mezardan ve at mezarlarından oluşan Erken Tunç Çağı’na ait seçkin bir nekropol ortaya çıkardı. Schwartz’a göre bu, bölgede olağanüstü bir keşifti. Çünkü “yüzyıllar boyunca ardışık biçimde inşa edilmiş yüksek statülü mezarların bütünüyle bir arada bulunduğu başka bir örnek yok.” Ayrıca, “seçkin mezarlarının iyi korunmuş halde bulunması çok nadir; çünkü genellikle defineciler tarafından yağmalanırlar.”
(İlgili: En Eski Alfabetik Yazı, Suriye’de Ortaya Çıkarıldı)
Ekip 2004’te daha iyi korunmuş bir mezarı kazarken, altı iskeletin yanı sıra yüksek ekonomik statüye işaret eden bir buluntu grubuyla karşılaştı. Çok büyük bir seramik, gümüş ve bronz kap yığını bulunmasının yanında, Mısırbilimci Elaine Sullivan beklenmedik bazı nesnelere rastladı: parmak boyutlarında dört kil silindir.
Sullivan ilk başta bunların yalnızca toprak yığınları olduğunu düşündü. Bir kenara atmak üzereyken bunların aslında birer eser olduğunu fark etti. Sullivan ve Schwartz daha yakından bakınca üzerlerine semboller kazınmış olduğunu gördüler. Schwartz, “İşte o anda, bunların yazı olabileceği fikri ilk kez aklımıza geldi” diyor.
Bu yazı, Suriye’de daha önce görülen hiçbir şeye benzemiyordu. Bu dönemde bölgede, araştırmacıların aşina olduğu yazı sistemi çivi yazısıydı. Çivi yazısı ilk olarak Mezopotamya’da icat edilen, kama biçimli bir yazıydı ve daha sonra Suriyeliler tarafından benimsenip kendi dillerine uyarlanmıştı. Schwartz, uzmanların bu gizemli semboller üzerine görüş bildirebilmesi ve belki bir açıklık getirmesi umuduyla, 2006’da ön raporun çizimlerini yayımlamaya karar verdi.

4 numaralı mezarın üst katmanında, parmak büyüklüğünde, hafifçe pişirilmiş dört kil silindir bulundu. Tarihçi Ted Lewis, silindirlerden birinin üzerinde “silanu” kelimesinin yazılı olduğunu tespit etti ve bunun bir isim olabileceğine inanıyor. Bu parçalar hediye etiketleri olarak kullanılmış olabilir. Arkeolog Glenn Schwartz, “Silindirler delikli, bu yüzden onları başka bir nesneye bağlayan bir ip olduğunu düşünüyorum. Belki de bir kabın içeriğini veya kökenini detaylandırıyorlar. Yazıyı çevirmenin bir yolu olmadığı için sadece spekülasyon yapabiliriz” diyor. Radyokarbon analizi, kil silindirlerin MÖ 2.400 civarına, Erken Tunç Çağı’na ait olduğunu belirledi. Yazıtlar, bilinen en eski alfabetik yazıdan 500 yıl öncesine dayanıyor.
Risk almak
American Journal of Archaeology’de yayımlanan rapor, başlangıçta hiçbir tepki almadı. Schwartz, “Sanırım insanlar onlarla ne yapacaklarını bilemedi” diyor. Sembolleri kendisi analiz etmeye karar verdi ve yüzyıllar sonra Orta Doğu’nun farklı bölgelerinde görülen alfabetik işaretlerle karşılaştırmalar yapmaya başladı. Benzerlikler fark etti: “İşte o zaman bunların alfabetik olabileceği fikri aklıma geldi.”
Schwartz 2010’da bir makale yayımlayarak sembollerin yazı olabileceğini öne sürdü ve bunların alfabetik olma olasılığı dâhil çeşitli ihtimallere değindi. Ancak bu öneriler yine pek ilgi görmedi. 2019’da Schwartz, Milano’da erken yazı üzerine bir konferansa davet edildiğinde risk alıp konuyu daha açık biçimde gündeme taşımaya karar verdi.
Sembolleri temkinli bir biçimde sundu ve konferans makalesinin kopyalarını uzmanlara gönderdi. Bu uzmanlardan ikisi, George Washington Üniversitesi’nde klasik ve Yakındoğu bölümü başkanı Christopher Rollston ile Massachusetts’teki Brandeis Üniversitesi’nde Yakındoğu ve Yahudi çalışmaları alanında yardımcı doçent Madadh Richey idi. Her ikisi de Schwartz’ın teorisini destekledi.
Yavaş bir dönüşüm
19. yüzyılda araştırmacılar, alfabenin Fenikeliler tarafından yaklaşık MÖ 1.050 civarında ortaya çıkarıldığını düşünüyordu. Ardından 1905’te Mısırbilimci William Flinders Petrie, Mısır’daki Sina Yarımadası’nın güneybatısında bulunan Serabit el-Khadim’de Proto-Sinaitik yazıtlar keşfetti.
1950’lerde İncil araştırmacısı William F. Albright gibi sonraki araştırmacılar, bu sembollerin Sami kökenli ve alfabetik olduğunu fark etti. Sina yazısının yaklaşık MÖ 1.800’e tarihlenmesi, araştırmacılara Fenike dilinden daha eski bir alfabetik sistemin varlığına dair kanıt sağlamıştı.
Şimdi Umm el-Marra’daki keşif, alfabetik yazının yalnızca Sina yazısından 500 yıl daha erken ortaya çıkmış olabileceğini değil, bunun farklı bir coğrafyada gerçekleşmiş olabileceğini de düşündürüyor.
Rollston, “Paradigmaları değiştiren keşifler hızla değil, yavaş yavaş kabul görür” diyor. Daha fazla yazıt ve tercihen daha uzun metinler bulunursa, yeni yazı sistemi hakkında sağlam bir uzlaşı oluşacağından emin olduğunu belirtiyor.
National Geographic. 26 Ocak 2026.
You must be logged in to post a comment Login