Eski Mezopotamya’da Kulak ve Dalak Hastalıkları için Reçeteler

Antik Mezopotamya tıp metinleri, kulak ve dalak rahatsızlıklarının tedavisinde kutsal mekânların rolünü ortaya koyuyor.

Ur Zigguratı. C: Wikimedia Commons

Iraq dergisinde yayımlanan bir çalışmada Dr. Troels Arbøll, Antik Mezopotamya’ya ait tıbbi reçeteleri analiz ederek kutsal mekânların (tapınakların ve türbelerin) iyileşme sürecinde oynadığı rolü anlamayı ve yeniden değerlendirmeyi amaçladı.

Çalışma, özellikle kulakla ve dalak/pankreasla (ṭulīmu) ilişkili belirli rahatsızlıkların, hastalara iyi talih elde etmeleri için tanrıların kutsal alanlarına gitmelerini söyleyen reçetelerle bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Antik tıp metinleri

MÖ ikinci ve birinci binyıllara tarihlenen çivi yazılı tabletler, tapınaklardan ya da kutsal alanlardan nadiren söz eder. Benzer şekilde, tedaviyle ilişkilendirilen başlıca şifacıların (asû ile āšipu/mašmaššu gibi) bu tapınaklarla nasıl bir bağa sahip olduğu da net değil. İncelenebilen tıbbi metinler arasında, yalnızca altı metinden gelen 12 reçete, bir tanrının kutsal alanına gitmekten bahsediyor.

Metinde anılan kutsal alanlar, hastalara Sîn, Ninurta, Šamaš, Ištar ve Marduk gibi çeşitli tanrıların kutsal mekânlarını aramalarını söylüyor. Bu kutsal mekânlara, muhtemelen hastaların evlerinde bulunan kişisel türbeler/şapeller de dahildi.

(İlgili: Bu Silindirler, II. Nebukadnezar’ın Zigguratı Onarmasını Anlatıyor)

Oraya vardıklarında, Dr. Arbøll’ün ifadesiyle, “Muhtemelen hasta bir ya da daha fazla dua okuyor ve adak sunmak gibi çeşitli ritüel eylemler gerçekleştiriyordu.”

“Babil kentlerinden Isin’deki şifa tanrıçası Gula’nın tapınağında bulunan adak figürinlerinin kalıntıları, hastaların bu figürinlerle birlikte tapınağı ziyaret etmiş olabileceklerini ve bu nesnelerin bir şekilde onların rahatsızlıklarıyla ilişkili olduğunu düşündürüyor. Bu tür hastalar, yakarış eylemleri olarak tapınakta adak figürinleri bırakmış olabilir.”

Neden bir kutsal alana gidilsin?

Hastaların bir kutsal mekanı aramaları yönündeki tavsiyelerin nedenlerinden biri, tedavi öncesinde iyi talih elde etme gerekliliği ve sahip oldukları rahatsızlığın türüydü.

İlahi lütuf aramanın, hastanın iyi alametler almasına yardımcı olacağı düşünülüyordu. Bu iyi talihin 6. günde aranması gerektiği ya da altı gün boyunca sürmesi gerektiği mümkün. Ancak tıbbi metnin hangisini kastettiği net değil. Dr. Arbøll şöyle açıklıyor: “Teknik olarak Metin no. 1’deki satırı hem ‘altıncı gün’ hem de ‘altı gün’ şeklinde okumak mümkün. Bu nedenle iyi talihin belirli bir günde mi yoksa birkaç gün boyunca mı deneyimleneceği henüz tamamen açık değil.

“Ben, bunun birkaç gün sürmesinin amaçlandığını düşünmeye daha yakınım. Özellikle de makalede incelenen reçetelerin bir kısmında iyileştirme eylemlerinin birkaç gün boyunca tekrarlanmasının söylendiği göz önüne alındığında. Buna göre, tedavi etkisini gösterirken iyi talihin de birkaç gün sürmesi mantıklı olur.

“Bu günün ya da günler döneminin nasıl belirlendiği, metinlerin kendisinden anlaşılmıyor. En olası açıklama, adı geçen günün (ya da gün aralığının) kutsal alana yapılan ziyaretten itibaren sayılmış olması. Alternatif olarak, belirtilerin ilk ortaya çıktığı andan ya da bir şifacı tarafından tanı konduğu noktadan itibaren sayılıyor olabilir.

“Bu yorumun sorunu, o zaman bunun hastanın belirtilerinin ne zaman başladığını ayırt edip edememesine ya da tanı koyma yetkinliğine sahip bir şifacıya ne zaman başvurduğuna bağlı olması. Salt teşhise yönelik metinler, elbette beklenebileceği üzere, birkaç gün süren hastalıklardan söz ediyor.”

Altı metinden beşi kulak rahatsızlıklarıyla, biri ise dalak/pankreas (ṭulīmu) rahatsızlıklarıyla ilgiliydi. Başka hiçbir rahatsızlık için böyle bir yönlendirme yokken, bu özel rahatsızlıkların neden hastaları bir kutsal alan aramaya zorunlu kıldığı da bir muamma. Ancak bunun, kulağın bilgelik ve ilahi mesajları alma konumuyla ve kulak rahatsızlıklarının daha kötü hastalıklara dönüşebilme ihtimaliyle ilgili olabileceği düşünülüyor.

Dr. Arbøll, “Bu belki de makaleyle ilgili en kafa karıştırıcı sorudur, çünkü diğer rahatsızlıkların benzer eylemlerle yatıştırılması veya daha kolay iyileştirilmesi beklenir” diyor.

“Kulak, bilgelik almanın organıydı; dikkat ve itaatle bağlantılıydı. Ayrıca kulak enfeksiyonları öngörülemezdi ve baş dönmesi gibi belirtilere ilerleyerek hastayı yatağa mahkum edebilecek bir hâl alabilirdi. Bu da daha kötü bir duruma işaret ederdi. Dahası, menenjit gibi ağır rahatsızlıklara dönüşebilirlerdi.”

Kutsal alanın rolünün ayrıntılarını, şifacıları ve rahatsızlık türlerini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Dr. Arbøll, gelecekteki araştırmalarında toplu duanın, topluluk içindeki salgın hastalıkları ortadan kaldırmak için kullanılıp kullanılmadığına bakmayı umuyor.

“Şu anda ‘Felaketten Kültüre: Antik Mezopotamya’da Salgınları Anlamak’ başlıklı, Antik Mezopotamya salgınları üzerine daha büyük bir araştırma projesi yürütüyorum. Bu projenin bir parçası olarak, toplu duanın bir topluluktan salgın kaynaklı rahatsızlıkları uzaklaştırmak için kullanılıp kullanılmadığına da bakacağız.”


Makale: Pank Arbøll, T. (2025). Patients Seeking Out Sanctuaries Of Deities In Medical Prescriptions. Iraq, 1–18.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login