Vezüv’ün Koruduğu Lüks Bir Villada Freskler Keşfedildi

Bir tavuskuşu, bir tiyatro maskesi ve diğer ilgi çekici buluntulara ait parçalar, Poppaea Villası’na dair yeni ipuçları sunuyor.

Villada bulunan bir tavuskuşu freski. C: Archaeological Park of Pompeii

Vezüv Yanardağı MS 79’da patladığında, kül ve volkanik moloz Pompeii’nin üzerine yağdı ve antik Roma kentini yüzyıllar boyunca korudu. Ancak felaketin yol açtığı yıkım Pompeii’nin çok ötesine uzandı; duman, gaz ve pomza, İtalya’nın Campania bölgesine yayıldı.

Arkeologlar, Pompeii’nin banliyölerindeki kazılara devam ediyor. Pompeii Arkeoloji Parkı’nın yayımladığı bir açıklamaya göre, en son çalışmalarını Napoli’nin hemen güneyinde, günümüzde Torre Annunziata kenti yakınlarında bulunan seçkin bir konut villasına yoğunlaştırdılar.

Bu yapı Poppaea Villası olarak biliniyor ve Roma İmparatoru Nero’nun ikinci eşi Poppaea Sabina’nın bir dönem burada yaşamış olabileceği düşünülüyor. MÖ 1. yüzyılın ortalarında inşa edilen villa; gösterişli bir dekorasyona, özel termal hamamlara ve yemyeşil bahçelere sahipti.

(İlgili: Antik Yunan ve Roma’da Kitap Nasıl Yazılır ve Bulunurdu?)

Napoli Körfezi’ne panoramik manzara sunan bu kompleks, MS 1. yüzyılın ortalarında bir yüzme havuzu, kış bahçeleri, misafir odaları ve başka odalar eklenecek şekilde genişletildi. Villa, Roma’nın zengin elitleri için bir sahil sayfiyesi olan Oplontis’te yer alıyor. Ancak arkeologlar, patlama sırasında büyük olasılıkla burada kimsenin yaşamadığını düşünüyor.

Araştırmacılar, Pappus adlı bir karakterin yer aldığı bir Roma komedisine ait tiyatro maskesi ortaya çıkardı. C: Archaeological Park of Pompeii

Açıklamaya göre arkeologlar, oecus adı verilen büyük ve zarif bir salonda bir tavuskuşu ve bir tiyatro maskesini tasvir eden etkileyici freskleri ortaya çıkardı. Tavuskuşu, aynı duvarın başka bir bölümünde bulunan bir tavuskuşunun ayna görüntüsü niteliğinde. Maske ise antik Roma’da popüler olan, doğaçlama bir komedi türü Atellan Komedyasından bir karakteri betimliyor.

Bu maske, genç bir delikanlı rolüne bürünmeye çalışan ama her seferinde alaya alınıp aşağılanan, bunak ve aptal bir yaşlı adam olan Pappus adlı kişiyi temsil ediyor. Pappus maskesi, odada bulunan diğer maskelerle tezat oluşturuyor; çünkü diğerlerinin hepsi Roma trajedilerinden gelmiş gibi görünüyor.

Arkeologlar villanın oecus bölümünü daha önce de incelemişti. Ancak ne bu bölümün planından ne de yakınındaki diğer mekânların düzeninden tam olarak emin olabilmişlerdi. Açıklamada arkeoloji parkının direktörü Gabriel Zuchtriegel, mevcut araştırmanın “durumu netleştirebileceğini ve daha önce yalnızca kısa bir ön izlenimini aldığımız, olağanüstü ayrıntı ve renklere sahip yeni bezemeleri ortaya çıkarabileceğini” söylüyor.

Kazı çalışmaları devam ederken, konservatörler villadaki iki küçük yatak odasını da restore ediyor. C: Archaeological Park of Pompeii

Kazılar ayrıca, muhtemelen bir hamam kompleksinin parçası olabilecek bir oda da dahil olmak üzere dört yeni odayı gün ışığına çıkardı ve böylece bilinen oda sayısı 103’e yükseldi. Buna ek olarak, Vezüv’ün 1631’deki patlamasından sonra oluşmuş olabileceği düşünülen mevsimlik bir dereye ait izler de bulundu.

Alçı dökümler kullanarak, bir zamanlar villanın bahçesini süsleyen ağaçların konumları da belirlendi. Ağaçlar, güney portikosunu taşıyan sütun sıralarını tekrar eden “hassas bir süsleme tasarımının” parçasıydı. Benzer düzenlemeler, Pompeii’de üst sınıf sakinlerin evlerinde de tespit edildi.

Zuchtriegel, açıklamada “İlk sonuçlar, villanın planına dair bilgimizi artırmak ve insan yerleşimi ile doğal çevre arasındaki uzun vadeli etkileşimleri anlamak açısından umut verici yeni olanaklar sunuyor” diyor.

Arkeologlar alanı kazarken, konservatörler de mülkün güneybatı bölümüne bakan iki küçük yatak odasını restore etmek için yoğun şekilde çalıştı. Odalarda; stucco (alçı kabartma) süslemeler, freskler, mozaik zeminler ve Mısır mavisi de dahil olmak üzere çok çeşitli renklerde boyanmış tonozlar gibi gösterişli bezemeler bulunuyor.

Açıklamaya göre odalardan biri, patlama sırasında tadilat görüyormuş gibi duruyor; çünkü “bir kısmı tamamlanmamış kalan çeşitli çalışma evrelerini” sergiliyor. Daha sade dekorasyon düzeni tamamlanmamış olsa da, tek renkli (monokrom) zeminler üzerinde çiçek motifleri içeriyordu.

Konservatörler, odaların kapı ve pencerelerini bir zamanlar örten kepenklerin alçı dökümlerini alarak, özgün ahşabın izlerini korudu. Temizleme, bozulmuş malzemelerin uzaklaştırılması ve boyanın rötuşlanmasını içeren restorasyon çalışmaları da, daha önce görünür olmayan renkleri ve ayrıntıları ortaya çıkardı.


Smithsonian Magazine. 5 Ocak 2026.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login