Yumuktepe’deki 6500 Yıllık Saray’da Zor İnşa Tekniği

Mersin’deki Yumuktepe kazılarında, geçtiğimiz yıl bulunan 6500 yıllık sarayın inşasında zor bir teknik kullanıldığı ortaya çıktı.

Mersin’in merkez Toroslar ilçesindeki Yumuktepe Höyüğü’nde, Prof. Dr. Isabella Caneva başkanlığında 23. yılındaki kazılarda oldukça ilginç bulgulara rastlandı. MÖ. 4500’lü yıllarda kullanılan inanılmaz bir inşaat tekniği ortaya çıkarılırken, neolitik döneme ait olabileceği düşünülen ilk kez badem çekirdeği de bulundu.

Yumuktepe’deki 6500 Yıllık Saray’da Zor İnşa Tekniği

Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden, tarihi MÖ. 7000’li yıllara kadar giden, kesintisiz olarak 9,000 yıllık yerleşime sahip dünyadaki tek örnek olan Yumuktepe Höyüğü’nde kazılar, kuzeybatıda MÖ. 7000’li yıllar neolitik dönem, yine kuzeybatıda MÖ. 5000’li yılları kapsayan kalkolitik dönem ve güneyde Hitit dönemi olmak üzere üç ayrı bölgede yürütüldü.

10-12 Bin Adet Kerpiç Kullanılmış

MÖ. 4500-4600’lü yıllara denk gelen Geç Kalkolitik dönemde geçen yıl o zamana ait bir saray bulduklarını anımsatan Caneva, “Bu yıl sarayın altında güzel bir şekilde yapılmış yapay bir platform ortaya çıkardık. Saray yapmak için düz bir teras oluşturup, çok büyük yapay bir platform yapmışlar. Bu platform kerpiç ile yapılmış. Bu kerpiçler üst üste konularak 1 metre kalındığında bir platform olduğunu gördük. Kerpiçleri yan yana ve üst üste çok iyi bir şekilde dizerek en az 8-9 kat oluşturmuşlar. Bu da bize bu sarayın yüzeyinin çok büyük olduğunu gösteriyor. Burada kullanılan her bir kerpicin boyutu belli, biz saydık, bu kalınlık ile en az 10-12 bin tane kerpiç kullanıldığını düşünüyoruz. Bu inanılmaz bir şey. Çok kocaman bir iş, günümüzde bile çok büyük bir iş bu ama o zamandaki küçük bir köyde çok elit bir yapı olduğunu gösteriyor” dedi.

Seri Üretim Çanak Çömlek Bulunuyor


Kazılardan çıkan kalıntıların, bir sarayı işaret ettiğini belirten Caneva, “Kazılarda çok miktarda çanak-çömlek de çıkarıyoruz. Bu çanak-çömlek de bizim burada bir saray olduğu fikrimize destek veriyor. Çünkü çok özel bir çanak bu. Şu ana kadar bu çanaktan yaklaşık 300 tane bulduk, seri üretim yapılmış, hepsi aynı şekilde, aynı hamurdan ve aynı kalite yapılmış, kalitesiz seramikten. Çok sayıda bu şekilde çanak bulduk. Bu da bize bu çanakların normal bir aile evi için değil, daha geniş bir fonksiyon ile yapıldığı fikrini veriyor. Çünkü normal bir evde 300 çanak bulunmaz. Örneğin sarayda yemek dağıtımı ya da umumi yemekler, yani seremoni olabileceğini düşünüyoruz. Önemli olan bir ev için değil, daha genel bir kullanım için yapılmış olması” dedi.

Yumuktepe’de Neolitik

Yumuktepe’deki neolitik dönem kazılarını yürüten Arkeobotanik Uzmanı Dr. Burhan Ulaş ise bu yıl neolitik seviyeler açısından 3 farklı alanda çalıştıklarını anlattı. Geçen yıllarda tarım ürünlerinin depolandığı, zemini taş döşemeli, çeperleri çamur duvarlarla yükseltilmiş değişik büyüklükte 6 adet silo elde ettiklerini, bu yılki kazılarda bunlara 3 tane farklı silo daha eklendiğini ifade eden Dr. Ulaş, “O açıdan çalıştığımız alanı tarımsal ürünlerin depolanması amacıyla kullanılan bir alan olarak yorumladık. Bu önemli bir sonuç oldu. Yumuktepe’de de özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki yerleşme düzenine benzer bir yerleşme sisteminin olduğunu tespit ettik. Çünkü açtığımız yeni iki açmada neolitik döneme ait konutlar elde ettik. Bu konutlar da yerleşmenin daha çok kuzey tarafına düşüyor. Tepenin yamaç kesiminde ise daha çok tarımsal ürünlerin depolandığı bir alan olduğunu düşünebiliriz” şeklinde konuştu.

Bu yıl ayrıca, kırmızı renkte bir taban ve o tabanın üzerinde bir ocak tespit ettikleri bilgisini veren Ulaş, tespit ettikleri diğer bir konutta da zemini taş temellerle yapılmış ve üzerine de yığma kerpiçlerle yükseltilmiş duvarların olduğu bir yapı ortaya çıkardıklarını aktardı. Ulaş, bu yılki kazıların özellikle neolitiğin erken dönemindeki mimari tekniğin anlaşılması açısından oldukça verimli bir sezon olduğunu vurguladı.

İlk Kez Badem Çekirdeği

Bu yıl da kazılarda neolitik döneme ait tarım ürünleri kalıntıları elde ettiklerini kaydeden Ulaş, “Daha önceki yıllarda biz bu siloların birinde binden fazla mercimek bulmuştuk. Bu yılki siloların birinde ise daha tam çalışmalar netleşmedi ama ilk kez badem çekirdeği bulduk. Bunları silonun hem dış hem iç kısmında bulduk. Onun için gerçekten siloya mı ait, silonun dışında işlenmiş bademler mi, o konuda şu an için net bir şey söyleyemiyoruz. Bu, laboratuarda yapılacak işlemlerden sonra netleşecek. Ama onun dışında bulduğumuz iki tür buğday var. Ayrıca mercimek, fiğ ve arpa bulduk. Bunlar hemen hemen bütün neolitik dönemlerde bulunuyor. Çünkü bunlar o dönem açısından beslenme kültürünü oluşturan bitki türleri. Yine incir ve zeytin çekirdekleri de bulduğumuz bitki türleri” ifadelerini kullandı.

İHA

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login