Vikingler Tanrıların Kendilerini İzlediğini Düşünüyor muydu?

Günümüzde “Thor” ismi büyük olasılıkla İskandinav esintili kaslı bir süper kahramanı oynayan Chris Hemsworth görüntüsünü çağrıştırıyor. Gerçek Vikingler için ise gök tanrısı, muhteşem yetenekleri için benzer şekilde takdir görmüş olabilir, ama kesinlikle ahlaki yeterliliği için değil.

Yeni araştırmalar, Vikinglerin ahlaki aydınlanma için tanrılara sığınmadığını ya da tanrıların haksızları cezalandırmasını beklemediğini ortaya koyuyor.

Vikingler Odin gibi İskandinav tanrıları hakkında gerçekten neye inanıyordu? C: Shutterstock

Vikingler, her şeyi bilen ve ahlaki ders veren tanrıları olmamasına rağmen, karmaşık bir toplum geliştirdi. Araştırmacılar, bu, daha küçük tanrılara inanmanın bile insan işbirliğini teşvik edebileceğini söylüyor.

(Viking Tarihi: Efsaneler ve Gerçekler)

Araştırmanın yazarı arkeolog Ben Raffield, “Viking perspektifinden bakıldığında, işbirliğini kolaylaştıran çok sayıda doğaüstü varlıklar var gibi görünüyor.” diyor.

İskandinav inancı, Kuzey karmaşıklığı

Thor, Odin, Freyja ve diğer İskandinav tanrıları bugün bile iyi bilinen isimler, ancak Vikinglerin onlar hakkında gerçekte neye inandığını anlamak zorlu bir iş.

MS 800 yıllarında Hıristiyan misyonerlerin ve gezginlerin gelmesinden önce İskandinavya halkı fazla bir şey yazmadı. İskandinav panteonunun hikayelerini kaydeden sagalar, şiirler ve balladlar (şarkılar) 12. ve 14. yüzyıllar arasında nispeten geç yazıldı.

Masallar yazıldığında, Hıristiyanlar ya da Hıristiyanlarla temas eden insanlar bu yazıları yazdı. Yani Hıristiyan değerlerinin masalları renklendirip renklendirmediğini söylemek zor.

(Antalya’daki Patara Antik Kenti’nde 1.000 Yıllık Viking Kılıcı Bulundu)

Yine de, sagalar ve şiirler, özellikle arkeolojik kanıtlarla birleştirildiğinde Hıristiyan İskandinavyası öncesindeki inanç hakkında bazı bilgiler ortaya koyuyor. Araştırmacılar, yaygın Viking eserlerini ve Şiirsel Edda, Nesir Edda, çeşitli sagalar ve gezgin kayıtları da dahil olmak üzere birçok metni analiz etti.

Bu çalışma aynı zamanda, doğaüstü inançların karmaşık toplumların iskeletini oluşturup oluşturmadığı konusunda süregelen antropolojik tartışmaların bir parçası.

Tarih ve psikoloji çalışmalarından elde edilen bazı kanıtlar, bir tanrının ya da tanrıların, ceza tehdidi ile insanları hizada tutabildiğini, böylece yabancılarda bile işbirliğini artırabileceğini gösteriyor. Fakat eğer bu doğruysa, Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan inançlarının her şeyi bilen tanrısı gibi “büyük” bir tanrının gerekli olup olmadığı ya da diğer dünyadaki varlıklar tarafından herhangi bir izlenmenin işe yarayıp yaramadığı tamamen açık değil.

Vikingler, bir tanrının mı yoksa tanrıların da karmaşık bir toplumun gelişimini kolaylaştırmaya yardımcı olup olmadığı sorusuyla ilgili ilginç bir vaka incelemesiydi, çünkü MS 750 ve MS 1050 civarında büyük değişiklikler geçirdiler.

Bu dönemin başında, İskandinavya küçük kabileler tarafından iskan edilmişti. Sonunda ise, Kuzey Amerika’ya kadar denizcilik seferlerini başlatabilen hiyerarşik bir krallık, siyaset ve yasa topluluğu haline geldi. Raffield ve eş yazarlar, bu dönüşüm için “büyük” tanrıları ahlâklandırmanın gerekli olup olmadığını bilmek istedi.

Çok büyük olmayan tanrılar

Bulgular öyle olmadığını gösteriyor. Eski İskandinav halkının sagaları, şiirleri ve eserleri, Vikinglerin doğaüstü varlıkların onları izlediğine inandığını gösteriyor. Vikingler tanrılara yemin ediyorlardı ve bazen de Tanrı Ullr’a adanmış yemin yüzükleri takıyorlardı. Bazı savaş kaskları tanrı Odin’in gözünü temsil eden altın bir göze sahipti. İskandinav yazıtları, tanrılardan bahsediyordu ve sagalardaki tanrılara fedakarlık yapamayan karakterler sık sık garip şekillerde ölüyordu. (Popüler hikayelerden biri, kendi kılıcıyla ölmek)

(Vikingler Yastıklarının İçine Ne Koyuyorlardı?)

Ancak Viking tanrıları “büyük” tanrılar gibi görünmüyordu. Çok güçlü değildiler. Aslında, İskandinav mitolojisi ölümsüz bile olmadıklarını, ancak Ragnarök adında bir felaketle öldüklerini söylüyor. Ayrıca her şeyi bilen değillerdi. İlk varlık bile değildiler: Nesir Edda’ya göre Odin ve kardeşleri ilk insandan ve bir buz devinin kızından doğdular. Ve ahlaki açıdan konuşursak, biraz karışıklık içindeydiler.

Raffield, “Sosyal normları ihlal edenleri cezalandırabilirler veya cezalandırmazlardı. Bazı durumlarda insanlara zarar vermek için olayları aktif olarak tasarlarlardı. Çünkü yapabiliyorlardı. Onları güçlü kılan şey de buydu. Bu yüzden, özellikle ahlaki standartları korumak veya bunu yapmayan insanları cezalandırmaktan endişe duymadıkları görülüyor.” diyor.

Tanrısız İşbirliği?

Bu bulgular, büyük ve her yere yetişen tanrıların bir toplumun daha karmaşık hale gelmesi için gerekli olmadığını gösteriyor. Ayrıca, bugün dünyadaki büyük dinlerin çoğundan farklı olarak bir inanç sistemine işaret ediyorlar.

Raffield, Vikinglerin de bir dizi tanrısal doğaüstü güçlere inandıklarını söylüyor. Bunlara, herhangi insan işlerine karışabilecek elfler, cüceler, canavarlar, troller ve devler de dahil.

Raffield, “Yaşlılığa kadar yaşamak istemeniz durumunda hiçbirini kızdırmamanız akıllıca olurdu, ama yine de, bu varlıkların sizi herhangi bir davranış kuralına sokacağını ya da kendilerini takip etmeniz gerektiğini gösteren hiçbir kanıt yoktu.”

Aslında Vikingler, tanrıları başarılarında veya başarısızlıklarında en önemli faktör olarak görmemiş olabilir. Belki de daha önemli olan kader kavramıydı. Bir ruh grubunun, bir kişinin kaderini onu tercih ederek veya ihmal ederek belirlediği söylenir.

Raffield, “Belki de tanrılar bugün onları algıladığımızdan çok daha az etkiliydi. Aynı ahlak tanımıyla, Yunan ve Roma tanrıları da aynı şekilde kaprisli ve ahlâksızdı. Ancak bu toplumların her ikisi de son derece karmaşıktı.” diyor.

“Belki de herhangi bir tanrı yaygın bir işbirliğini teşvik edebilir veya belki de doğaüstü güçler karmaşıklık için çok da önemli değildir. İnsanların doğaüstü varlıkların müdahalesine güvenmeksizin birlikte yaşama ve birlikte çalışma kapasitesine sahip olduğunu kesinlikle düşünmek isterim, ancak bunu cevaplamaya yetkim yok.”


Live Science. Stephanie Pappas. 17 Ocak 2019.

Makale: Raffield, B., Price, N., & Collard, M. (2019). Religious belief and cooperation: a view from Viking-Age Scandinavia. Religion, Brain & Behavior, 9(1), 2-22.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login