Türkçe ve Japonca Dil Ailesinin Kökeni 9.000 Yıl Önceye Uzanıyor

9.000 yıl önce kuzeydoğu Çin’deki darı çiftçileri, Türkçe, Japonca ve diğer modern dillerin ortaya çıkmasına neden olan bir proto-TransAvrasya dili konuşmuş.

Yetiştiriciliği, proto-Trans-Avrasya dilinin yayılmasını sağlayan bir mahsul olan darıları taşıyan bir kadın.

Japonca, Korece, Moğolca, Türkçe ve Tunguzca dillerini içeren geniş bir Transavrasya dil ailesinin kökenleri, 9.000 yıl öncesine, şu anda kuzeydoğu Çin’de bulunan erken tarım topluluklarına kadar uzanıyor.

Transavrasya dilleri, Avrupa’nın geniş bir bölgesinde ve Kuzey Asya’da konuşuluyor. Şimdiye kadar araştırmacılar, hayvan besleyen ama ekin yetiştirmeyen, ata binen göçebeler tarafından konuşulan, 3.000 yıl önce Moğolistan dağlarından yayıldıklarını varsaydılar.

Jena’daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü’nden Martine Robbeets ve meslektaşları, dilsel, arkeolojik ve genetik kanıtları kullanarak dil ailesinin yayılmasına yol açan şeyin şu anda Çin’de bulunan çiftçiler tarafından darı ekiminin başlangıcı olduğu sonucuna vardı.

(Hint-Avrupa Dil Ailesinin Kökleri Rusya ve Ukrayna Steplerinde Olabilir)

Ekip bunu, dillerin dilsel özelliklerini inceleyerek ve benzerliklerine dayalı olarak uzay ve zaman içindeki yayılmalarını haritalamak için hesaplamalı analiz kullanarak yaptı. Bunu yapmak Robbeets ve ekibinin proto-TransAvrasya dilini yaklaşık 9.000 yıl önce kuzeydoğu Çin’in Liao nehri bölgesine kadar takip etmesine izin verdi. Robbeets, arkeolojik kanıtlara göre darının evcilleştirildiği bilinen yerin ve zamanın tam olarak burası olduğunu söylüyor.

Ekip, genetik bilgisi alınmış ve karbon tarihleme yapılmış darı tanelerini ekleyerek, proto-Trans-Avrasya dilleri konuşan nüfusun ayrı topluluklara ayrıldığını ve daha sonra, kuzeyde Moğol dillerinin ve batıda Türk dillerinin erken biçimlerinin yanı sıra, orijinal sitenin doğusundaki Japonca, Korece ve Tunguz dillerinin erken biçimlerini benimsemeye başladığını ortaya koydu.

Robbeets, “Tarihleri belli olan dillerimiz, arkeolojimiz ve genetiğimiz var. Bu yüzden sadece birbirleriyle ilişkili olup olmadıklarına baktık.” diyor.

Yaklaşık 6.500 yıl önce, bu çiftçilerin bazılarının torunları, yaklaşık 3.300 yıl önce pirinç yetiştirmeyi öğrendikleri Kore’ye taşındı ve insanların Kore’den Japonya’ya hareketini teşvik etti.

Robbeets, “Hepimiz kendimizi dille özdeşleştiririz. Bu bizim kimliğimiz. Kendimizi genellikle tek bir kültür, tek bir dil, tek bir genetik profil olarak hayal ederiz. Çalışmamız, tüm popülasyonlar gibi, Asya’dakilerin de karışık olduğunu gösteriyor.” diyor.

Araştırmacılar ayrıca, daha önce yalnızca Japonya’da yaşadığı düşünülen Jōmon insanlarıyla Neolitik Kore popülasyonlarının karıştığına dair ilk kanıtları keşfettiklerinde de oldukça şaşırdılar.

Richmond Üniversitesi’nden Melinda Yang, “Bu çalışma, dilbilimsel, arkeolojik ve genetik veriler göz önüne alındığında geliştirilebilecek anlatının zenginliğini vurguluyor.” diyor.


New Scientist. 10 Kasım 2021.

Makale: Robbeets, M., Bouckaert, R., Conte, M., Savelyev, A., Li, T., An, D. I., … & Ning, C. (2021). Triangulation supports agricultural spread of the Transeurasian languages. Nature.

Yorumlar
Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login