Gerçek Paleo Diyet Toksik Metallerle Dolu Olabilir

Atalarımızın yediği gibi yerseniz daha sağlıklı olursunuz. En azından, işlenmiş gıda ve tahıllardan uzak durmak ve sadece et, balık ve tohum gibi besinler tüketmek olarak nitelendirilen “mağara adamı” ya da paleo diyeti gibi bazı günümüz akımlarının vaatleri böyle.

Taş Devri avcı toplayıcılarının balık avlanırken tasvir edilmiş bir resmi. C: Alamy

Ancak yeni yapılan bir araştırma, Norveç’teki bazı erken insanların yediği yiyeceklerin sadece sağlıksız değil, aynı zamanda düpedüz toksik olabileceğini gösteriyor. Hatta bazı durumlarda eski insanlar, günümüzde insanlar için önerilen ağır metal miktarının 20 kat fazlasını tüketmiş olabilir.

Çalışmada yer almayan arkeolog Katheryn Twiss, “Bu çalışma oldukça ilginç fikirler ortaya koyuyor.” diyor. Ancak bulguların sadece birkaç bölgeden alınan az sayıda hayvan kalıntısı ile sınırlı olduğunu ve bu nedenle binlerce yıl önce yaşamış Norveçlilerin diyetlerini tam olarak yansıtmayabileceğinin de altını çiziyor.

(Avrupa’nın İlk İnsanları Ateş Kullanmıyor ve Çiğ Yiyordu)

Kirleticiler, bin yıllardır besin zincirimize giriyor. Örneğin 2015 yılında araştırmacılar, 6.500 yılında Taş Devri’nde avcı-toplayıcılar tarafından Kuzey Amerika kıyılarında tutulan morina balığının aşırı derecede cıva içerdiğini bulmuştu. Bu metalin doğal yollarla yer kabuğunda oluştuğu ve deniz seviyesinin yükselip üzerini toprak kaplamasıyla okyanuslara büyük oranlarda sızdığı düşünülüyor. Okyanuslara ulaştıktan sonra balıklar da solungaçları ve yiyecekleri yoluyla bu cıvayı tüketiyor. 

Bu sorunun daha kapsamlı olup olmadığını öğrenmek için Arktik Norveç Üniversitesi arkeologu Hans Peter Blankholm ve meslektaşları, Arktik Norveç kıyılarında Varanger olarak bilinen bölgede yaşamış Taş Devri insanlarını inceledi. 

Araştırmacılar bölgeden 6.300 ila 3.800 yıl öncesine dayanan sekiz arkeolojik alan seçti. Fakat araştırmacılar insan kalıntılarını incelemek yerine, eski çöp çukurlarında buldukları bir dizi Atlantik morina balığının ve Grönland fokunun kemiklerini inceledi. Fokların kemiklerindeki kesik izlerinin birçoğu, hayvanların sadece derileri için değil, etleri için de kesildiğini gösteriyor. Daha önce yapılan arkeolojik çalışmalara göre, her iki hayvan da burada yaşayan insanların diyetindeki temel gıdalar arasındaydı. Ayrıca avcı-toplayıcıların mezgit balığı, balina, yunus, ren geyiği ve kunduz yedikleri de biliniyor. 

Ekibin bildirdiğine göre, alanda yaşamış morina balıklarının kemikleri, Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu’nun ette güvenli olduğunu düşündüğü maksimum kadmiyum seviyesinin 20 katı ve kurşun seviyesinin de dört katı fazlasıydı. Kadmiyum böbrek, karaciğer ve akciğer hastalığına yol açabiliyor, kurşun ise beyin ve sinir sistemine zarar verebiliyor. 

(Erken Modern İnsanların Diyeti Neandertallere Göre Daha Esnek Değildi)

Bu bölgede yaşamış fok balıklarının kemikleri de önerilen seviyenin 15 katı kadar fazla kadmiyum ve yine önerilen seviyenin dört katı kadar fazla kurşun içeriyor. İnsanlarda beyine, böbreklere ve bağışıklık sistemine zarar verebilen cıva seviyesi de her iki hayvanda da oldukça yüksekti. 

Önceki çalışmada balıklarda olduğu gibi araştırmacılar, deniz seviyesinin yükselmesine gıda zincirindeki kirliliğin neden olduğunu düşünüyor.

Blankholm, deniz ürünlerindeki bu ağır metal seviyesini “tehlikeli olmasalar bile sağlıksızlar” şeklinde tanımlıyor. Ancak bu tarih öncesi insanların diyetinin onlara ne kadar zarar verdiğinin belirsiz olduğunu söylüyor. Fok ve morina balığından aldıkları zararı; meyvelerle, ren geyiği ve tavşan etiyle dengeleyerek ağır metallerin etkilerini azaltmış olabilirler. Ayrıca Varanger halkı, vücutlarında biriken kirleticilerin etkilerini hissedecek kadar uzun yaşamamış da olabilir.

Bilim insanları yakın gelecekte bu cevaplanmamış soruların bazılarına ışık tutabilir: Günümüzde Varanger bölgesinde sekiz Taş Devri insanına ait kalıntılar bulundu, bu da ağır metallerin, Taş Devri insanlarının sağlıkları ve yaşamları üzerindeki potansiyel etkilerini anlamaya yardımcı olabilecek. Ayrıca araştırmacılar, daha fazla hayvan kalıntısı incelemeyi umuyor. 

Twiss’in şimdiye kadar çalışmanın en büyük zayıf noktası olarak gördüğü: Araştırmacıların kirlilik seviyesi hakkında bir sonuca varmak için çeşitli alanlarda, 2.500 yıl öncesine ait sadece 40 kemik kullanması durumunu çözmeye çalışırken tüm bu bulgular işe yarayabilir.

Twiss, morina ve fok balığının ağır metaller tarafından kirlenmiş olsalar bile bu tür etlerin kesinlikle iyi bir protein ve diğer önemli besin kaynağı olabileceklerini söylüyor. Sonuç olarak, her şeye rağmen paleo diyet çok da kötü olmayabilir.


Sciencemag. Ian Randall. 14 Şubat 2020.

Makale: Blankholm, H. P., Lidén, K., Kovačević, N., & Angerbjörn, K. (2020). Dangerous food. Climate change induced elevated heavy metal levels in Younger Stone Age seafood in northern Norway. Quaternary International.

Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümü lisans öğrencisi. Arkeolojiyle, sanat tarihiyle ve grafik tasarımla ilgili. Yüksek lisansını da bu alanlardan biriyle yapmak istiyor.

You must be logged in to post a comment Login