Bu Rönesans Kubbesinin Yapımı 100 Yıldan Fazla Sürdü

Floransa’nın Santa Maria del Fiore Katedrali, Filippo Brunelleschi tarafından ustaca tasarlanmış devasa kubbesiyle göze çarpıyor.

İtalya’nın Floransa kentindeki Santa Maria del Fiore Katedrali’nin tepesindeki büyük kubbe, şehrin üzerinde görkemli bir şekilde yükseliyor.

Floransa Katedrali, şüphesiz, Rönesans mühendisliğinin en büyük başarılarından biri. Katedral, Floransa’nın amblemi olan zambaka atıfta bulunan Santa Maria del Fiore’ye (Çiçeğin Aziz Meryem’i) adanmış. Mimar Filippo Brunelleschi’nin 1436’da tamamladığı ikonik ve dahiyane kubbesi, 140 yıl önce başlamış olan bir projeyi nihayete erdirdi.

1296’da Floransa’da eski sekizgen vaftizhanenin yanı sıra mevcut Santa Reparata Katedrali’nin üzerine inşa edilecek yeni bir katedralin ilk planlarını bulan heykeltıraş ve mimar Arnolfo di Cambio’ydu. Geç Gotik ve gelişmekte olan Rönesans tasarımının unsurlarını içeren İtalyan Gotik tarzında çalıştı. Ancak 1310’da öldüğünde katedraldeki çalışmalar durma noktasına geldi.

(İlgili: Rönesans Mektupları İlk Kez Sanal Ortamda Açıldı ve Okundu)

Daha sonra, 1330’larda, yapı işlerinden sorumlu kurum olan Opera del Duomo, Floransa siyasetinde baskın grup olan ve büyük katedrali inşa etmeye devam etmek için fon sağlayan yün loncası tarafından devralındı. Sonraki yıllarda capomaestro (yapı ustası) rolünü bir dizi seçkin mimar doldurdu. Usta ressam Giotto, 1334’te bu role atandı ve şimdi adını taşıyan bağımsız çan kulesinin yapımına başladı.

Kara Ölüm’ün ilk büyük dalgası 1348’de Floransa’yı vurdu ve nüfusun yüzde 45 ila 75’ini öldürdü. Bu karanlık dönemde capomaestro Francesco Talenti tarafından denetlenen katedralin inşaatı bir kez daha durdu. 1355 yılına gelindiğinde, projenin yalnızca yan duvarları ve ana cephesinin bir kısmı tamamlanmak üzereydi. Talenti, ana nefi genişleterek kilisenin uzunluğunu 152 metreye çıkardı ve Giotto’nun 85 metre yüksekliğindeki çan kulesini tamamladı.

İtalya’nın Floransa kentindeki Santa Maria del Fiore Katedrali’nin içindeki 1500’lerin başlarında yapılmış bir kabartma portrede Filippo Brunelleschi.

İran Modeli

1359 veya 1360’ta Giovanni di Lapo Ghini, capomaestro olarak Talenti’nin görevini devraldı. Devasa transepti kaplayabilecek bir kubbe tasarlama zorluğuyla karşı karşıya kaldı. Başka bir İtalyan mimar olan Neri di Fioravante, payandalar gibi dış yapılardan kaçınacak bir öneride bulundu: kubbenin kabuğunun içine gizlenmiş taş ve ahşap halkalar kullanmak. Bu “zincirler”, bir varil üzerindeki demir halkalar gibi işlev görerek yapının parçalanmasını önleyecekti.

Fioravante’nin Gotik eklemeler içermeyen önerisi, Giovanni di Lapo tarafından önerilen daha muhafazakar tasarıma karşı çıktı. 1367’de Opera del Duomo, Fioravante’nin fikrini seçti, ancak bir uyarıyla: Transeptin sütunları genişletilecek ve kubbenin çapı 55 metreye çıkacaktı. Fioravante, çift kabuklu bir kubbe önererek bu zorluğun üstesinden geldi: hava koşullarına karşı koruma olarak ikinci, daha açık renkli bir kabuğun üzerinde duracağı sağlam bir iç katman. İran menşeli ve İslam mimarisinde popüler olan bu tip tasarım Avrupa’da ilk kez uygulanıyordu. Fioravante, katedrali taçlandıracak sekiz taş kaburgaya sahip sekizgen bir kubbe önerdi.

Fioravante, bitmemiş katedralin içinde sergilenen tasarımının maketini ya da ölçekli modelini yarattı. Bu model, planın uygulanabileceğine dair bir inanç nesnesi haline geldi. Her yıl, Opera del Duomo ve mimarları maket ve İncil üzerine yemin ederek kubbeyi belirtilen şekilde tamamlama taahhütlerini yeniden teyit ettiler. Fioravante’nin tasarımına verdikleri hararetli destekten kimse şüphe edemezdi ancak bu mümkün müydü? 1418’de kubbenin temeli bittiğinde, Opera del Duomo kubbeyi gerçeğe dönüştürecek bir mimar bulmak için bir yarışma başlattı.

Floransa şehrinin üzerinde yükselen katedralin muhteşem kubbesi 114 metreye kadar yükseliyor.

Yarışmayı Kazanmak

Arkadaşları tarafından “Pippo” olarak bilinen Filippo Brunelleschi, 1377’de Floransa’da doğdu ve çocukluğunu, katedralin yavaş yavaş şekillenmeye başladığı inşaat sahasının karşısındaki aile evinde geçirdi. Belki de bitmemiş Santa Maria del Fiore’nin gölgesinde büyümek ve Fioravante’nin kubbeli maketini içeride görmek, Brunelleschi’ye böyle iddialı bir kubbenin nasıl inşa edilebileceğini çözmesi için ilham verdi.

Kuyumcu ve heykeltıraş olarak ün kazanan Brunelleschi, 1401’de, katedralin yanındaki sekizgen yapı olan Floransa’nın San Giovanni Vaftizhanesi için yeni kapılar yaratmak adına mimari bir yarışmaya katıldı. Zorluğu ise şuydu: Andrea Pisano tarafından yaklaşık 70 yıl önce tasarlananlardan bile daha muhteşem bir dizi kapı tasarlamak.

Bu yarışmada Brunelleschi, Lorenzo Ghiberti’ye karşı kaybetti. Mağlup olarak, arkadaşı Donatello ile Roma’ya taşındı ve sonraki 15 yıl boyunca kendini antik Roma mimarisi çalışmalarına verdi. Kendisinin, Yunanlar ve Romalılar tarafından geliştirilen doğrusal perspektif ilkelerini yeniden keşfettiği söyleniyor.

Floransa’daki Santa Maria Novella kilisesinin İspanyol Şapeli’ndeki bir fresk, Santa Maria del Fiore’deki kubbe üzerinde çalışmaya başlamadan 65 yıl önce, 1355’te yapıldı. Buna rağmen, sanatçı Andrea di Bonaiuto, bitmiş katedrali kubbe ile tamamlamış.

Brunelleschi, 1416-1417 yılları arasında Floransa’ya döndü. Kubbeyi tasarlama yarışması 1418’de ilan edildiğinde, Brunelleschi, büyük rakibi Ghiberti ile birlikte zaten favorilerden biriydi. Sunulan tekliflerin tümü Fioravante’nin tasarımına sıkı sıkıya bağlı kalmak zorundaydı. Yapım aşamasında olan devasa kubbenin desteklenmesi için gerçekten yeni bir mühendislik sistemi aranıyordu. Bazı öneriler, kubbe yükselirken duvarlarını destekleyen ahşap payandalar içeriyordu. Diğer bir alternatif ise Opera del Duomo’nun reddettiği bir çözüm olan, inşaat sırasında kubbenin üzerinde duracağı bir höyük oluşturmak için transepti kumla doldurmaktı. Bu arada Brunelleschi, şaşırtıcı ve radikal bir öneride bulundu: Geniş kubbeyi hiçbir destek sistemi kullanmadan inşa edeceğini iddia etti. 

Bu fikir bir sansasyon yarattı ve nasıl olacağını kimse kavrayamadı. Brunelleschi, mühendislik ayrıntılarını açıklamayı reddetmesine rağmen, o kadar saygın bir mimardı ki, yün loncasının diğer projelerinde o kadar iyi performans göstermişti ki, komisyonu ikna etti. Cüretkar tasarımı 1420’de, planları rakibi Ghiberti ile paylaşması şartıyla onaylandı.

16. yüzyıla tarihlenen Santa Maria del Fiore’nin çok renkli mermer zemini, mimarlar Baccio d’Agnolo ve Francesco da Sangallo’nun eseri.

Sabotaj ve Başarı

Aynı yıl, projenin yapısal ilkelerini listeleyen bir protokol hazırlandı. Brunelleschi, kubbenin çift kabuklu olacağını doğruladı ve yapısal halkaların boyutlarını dahil etti. Herhangi bir dış destek olmadan inşa edeceğini bir kez daha vurguladı, ancak tam olarak nasıl olduğu belirsiz kaldı. Bugün kubbenin arkasındaki mühendisliğini açıkça ortaya koyan hiçbir belge günümüze ulaşmadı. Bilinenlerin çoğu, bitmiş işin gözlemlenmesi ve analizi yoluyla geliyor.

Kubbenin inşasının başlarında, hayal kırıklığına uğrayan Ghiberti ve grubu, Brunelleschi’nin teklifini sabote etmek için çeşitli taktikler kullandı. Onu Fioravante’nin orijinal projesinden sapmakla ve inşaat işlerinde yapısal hatalar yapmakla suçladılar. Hatta o kadar çaresiz kaldılar ki kubbe tasarımının katedralin içini çok karanlık yaptığından şikayet ettiler. Ancak bu tartışmaların hiçbiri projeyi geciktirmeyi başaramadı. 1426 yılında kubbenin kaidesi, kararlaştırılan yüksekliğe ulaştıktan sonra, herhangi bir destekleyici yapı olmadan çalışmanın devam etmesi için onay verildi.

1429’da kubbenin ağırlığından kaynaklanan çatlaklar katedralde görünmeye başlamıştı, ancak Brunelleschi bunları demir ve ahşap takviyelerle düzeltti. Yavaş yavaş, katman katman kubbe yükseldi, iskeleye gerek yoktu. Brunelleschi, deneyiminden yararlanarak işi kolaylaştırmak için kaldıraçlar tasarladı. Bunlar, çarkların ve millerin yenilikçi kullanımlarını içeriyordu ve çeşitli hızlar ve ters çevrilebilir bir dişli ile donatıldılar. Yıllar sonra, Brunelleschi’nin cihazları bir başka parlak Rönesans aklı olan Leonardo da Vinci tarafından incelenecek ve çizilecekti.

1430’lar boyunca inşaat, nakit akışı sorunları, ücret kesintileri ve inşaat malzemeleri kıtlığı nedeniyle kesintiye uğradı. Ama Brunelleschi mücadele etti ve 1436’da muhteşem kubbe başarıyla tamamlanarak Papa IV. Eugenius tarafından kutsandı. 

Giorgio Vasari, kubbenin içini süslemek için Cosimo de’ Medici tarafından görevlendirildi. Kıyamet Günü’nü tasvir eden freskler, Vasari’nin ölümünden sonra 1579’da Federico Zuccaro tarafından tamamlandı.

Ancak Brunelleschi’ye muazzam işi bitirecek feneri tasarlama konusunda tam yetki verilmedi. Bir kez daha bir yarışma düzenlendi ve Brunelleschi’nin tasarımı bir kez daha rakiplerinin tasarımını geride bıraktı. Bir heykeltıraş olarak dehasından yararlanıp kestane ağacından bir model oydu, ancak 1446’da bu model yerleştirilemeden öldü. Fener için tasarımı nihayet tamamlandı ve 1471’de kubbenin üzerine yerleştirildi, tepesinde Andrea del Verrocchio tarafından tasarlanan ve “Palla” adı verilen bakır bir küre ile.

16. yüzyılda, Giorgio Vasari tarafından başlatılan Son Yargının çarpıcı bir yorumu olan kubbenin muhteşem iç dekorasyonu da dahil olmak üzere katedral üzerinde çalışmalar devam etti. Katedralin cephesi yarım bırakılarak 1587’de söküldü. Üç yüzyıl sonra, Giotto tarafından 14. yüzyılda önerilen üslup ilkelerini canlandırmayı amaçlayan neo-Gotik bir tasarımda yeniden inşa edildi. 

15. yüzyıl İtalyan mimarı ve bilgin Leon Battista Alberti, Brunelleschi’nin büyük başarısına hayran kaldı:

“Gökyüzünde yükselen böyle bir yapı görünce, kim mimar Pippo’ya övgüyü reddedecek kadar kıskanç olabilir ki? Herhangi bir kiriş veya ahşap destek olmadan yapılmış, tüm Toskana halkının üzerine gölgesini düşürecek kadar geniş. Bunun, antik çağda böyle bir şeyin görülmediği bir zamanda yapıldığına inanmak zor.”

Tarihsel geleneğe göre, Filippo Brunelleschi, katedralin altına gömülüydü. Geleneğin doğru olduğu ortaya çıktı: 1972’de mezarı, yerçekimine meydan okuyan kubbesinin gölgesinde mahzende bulundu.


National Geographic. 14 Temmuz 2022.

Yorumlar

You must be logged in to post a comment Login