Bu Kanatlı Dev, T. rex’ten Çok Daha Büyüktü

65 milyon yıldan uzun bir süre önce yaşamış muhteşem bir uçan hayvan hakkında daha çok insanın bilgi sahibi olması gerekiyor: Arambourgiania philadelphiae.

Bir avı paylaşmaya çalışan Arambourgiania bireyleri. C: Mark Witton

Arambourgiania,bir teruzordu (pterodaktilleri kapsayan fakat dinozorlardan farklı olan bir sürüngen grubu). Geç Kretase Dönemi’nde, Tyrannosaurus rex ile aynı zamanda yaşamıştı. Tıpkı T-Rex gibi Arambourgiania da kocamandı. Yaklaşık 10 metre olduğu tahmin edilen kanat açıklığı ve sıra dışı uzunluktaki boynu ile yaşamış en büyük uçan organizmalardan biriydi; esasen küçük bir uçak boyutlarındaydı.

Portshmouth Üniversitesinden bir paleobiyolog olan Mark Witton, “Zürafa benzeri bir boyna sahip uçan bir hayvan…” diyor. “Bu oldukça dikkat çekici.”

(Teruzorların Tüyleri Olduğuna Dair Kanıtlar Yalanlandı)

Yakın zaman önce Witton, Arambougiania’nın bir hayran klubünü hak ettiğine dair bir blog yazısı yayımladı. Bu yazıda, Quetzalcoatlus gibi aynı dönemde yaşamış diğer birçok büyük teruzorun genellikle daha çok bilindiğine dikkat çekti.

Arambourgiania’nın genel anlamda çok az daha küçük olması mümkün fakat bu hayvan aslında başka bir sebep nedeniyle ünlü: Boynu neredeyse 3 metre uzunluğunda olabilir.

Arambourgiania ile zürafanın karşılaştırılması. C: Mark Witton

“Diğer dev teruzorlarda gördüğümüzün iki katı uzunluğunda bir boyna sahip.” diye açıklıyor Witton.

Bu etkileyici teruzor türü hakkında çok fazla kesin şey söylemek zor ama boynu hakkında bildiğimiz şeyler günümüze ulaşmayı başarmış birkaç fosilden biri olan bir omura, bu durumda bir boyun kemiğine dayanıyor. “Gizemli bir şekilde kimse bu fosilin ne zaman keşfedildiğini bilmiyor çünkü belgeler günümüze ulaşmayı başaramamış.” diyen Witton, fosilin muhtemelen 1930’larda ya da 1940’ların başında keşfedilmiş olabileceğini düşünüyor. Fosilin Ürdün’de bulunduğunu ve teruzorun kendisine ithafen isimlendirildiği Fransız Paleontolog Camille Arambourg’a ait 1954 tarihli bir makalede numuneden söz edildiğini biliyoruz.

Fosilin kendisi, hayvanın boynunun kocaman ve muhtemelen çok sert olduğunu gösteren uzun, ince, boru biçimli bir kemik.

Güney California Üniversitesi Keck Tıp Fakültesinden Paleontolog Michael Habib, “Uçağın ucundaki bir direğe benziyor.” diyor. “Bu tabii ki oldukça ilginç çünkü özellikle uzun, nispeten bükülmez boyna sahip uçan hayvanlar görmeye alışkın değiliz.”

“Bahsettiğimiz boyun, bir balıkçılın ya da kuğunun boynu gibi esnek bir boyun değil.”

Teruzorların zaman içinde değişen boyutları. C: Mark Witton

İnsan yapımı metal bir uçak için önde bu kadar büyük bir kütleye sahip olmak bir sorun yaratmaz fakat, Michael Habib uçan bir hayvanın uçuş sırasında kanatlarını ve omuzlarını hizaya getirerek dengeyi sağlayabileceğini açıklıyor. Bu muhtemelen Arambourgiania ile ona benzer profile sahip diğer dev teruzorların yaptığı şeydi. Fosil kafatasları bu yaratıkların, ince fakat sert kemik yapıları sayesinde daha hafif olsa da, genelde garip bir şekilde büyük kafalara sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Omurların yanı sıra bir kanat kemiğinin ucu -falanks- da dahil olmak üzere Arambourgiania’ya ait olduğu düşünülen başka fosillere de sahibiz. Bunlar, bu antik pilotun neye benzediği hakkında daha fazla bilgi sağlayabilir.

Witton; Quetzalcoatlus northropi gibi türlere ait çok daha fazla fosil materyalin günümüze ulaştığını, bu materyallerin bu türe basında neden bu kadar çok yer verildiğini ve müze sergilerinde konuşulduğunu açıklamaya yardımcı olacağını belirtiyor. Fakat her geçen gün Arambourgiania hakkında şu an bildiklerimizden çok daha fazlasını öğrenebilme ihtimalimize kapıyı aralayan yeni materyaller gün ışığına çıkıyor. Örneğin geçen yıl ortaya çıkan fakat henüz uzmanlar tarafından değerlendirilmemiş bir gelişmeye göre Michigan Üniversitesi araştırmacıları, teruzorlara ait olduğunu söyledikleri birkaç yeni fosil keşfettiler.

Daha çok materyal, paleobiyologların bu devlerin nasıl yaşadığını, hareket ettiğini ve uçtuğunu daha iyi anlamaları anlamına geliyor.

Habib, devasa boyutlarından dolayı Arambourgiania gibi bir teruzor hakkında saf dışı bırakılabilecek birkaç şey olduğunu söylüyor. Arambourgiania, havada kalmak için sürekli kanat çırpan bir yaratık olamazdı çünkü bu, çok fazla enerji gerektirirdi. Ayrıca direğe benzer boynu nedeniyle yüksek manevra kabiliyetine de sahip olamazdı. Bunlarla birlikte Arambourgiania, muhtemelen uzun süreler boyunca havada süzülebiliyordu ve öylesine büyük bir uçuş menziline sahipti ki aslında dünyayı turlayabilirdi. Bu duruma işaret eden kanıt ise şu: Doğu Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya birçok farklı bölgede, çeşitli türlerden devasa teruzor fosillerini bulmaya devam ediyoruz. “Küresel bir mezile sahip olduklarını varsayarsanız onlara her yerde rastlama eğiliminde olursunuz ki bizler rastlıyoruz da.” diyor Habib.

O halde teruzorların yalnızca pterodaktil olmaktan çok daha fazlası olduğu söylenebilir. Bu gerçek, Witton’ın Arambourgiania’yı herkese tanıtmak isteme nedeninin bir parçasını oluşturuyor. Habib, T-Rex veya yünlü mamutlar gibi Arambourgiania’nın akademik araştırmacıların yanı sıra halkın üyeleri tarafından da bilinmesi gereken bir tür olduğunu belirtiyor. Ne de olsa Arambourgiania da gezegenimizin uzun ve çeşitlenmiş tarihinin bir parçası.

Habib bunlara ek olarak halk arasında Arambourgiania’nın bütün yeni hayranlarını kucaklayan dikkate değer bir kabul edilirlik olduğunu söylüyor. “Arambourgiania hayran klubüne üyeyseniz dev teruzorlara herkes tarafından havalı bulunmalarından çok daha önce ilgi duyduğunuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirsiniz.” diyor. “Siz, bu hayvanlara kalpten bağlı bir teruzor hayranısınız.”

Öyleyse siz de Arambourgiania gibi olun. Dünyayı dolaşmak boynunuzun borcu olsun!


BBC Earth. Chris Baraniuk.

Yorumlar
Kocatepe Üniversitesi'nde Hukuk okuyor. Dil, tarih ve arkeoloji alanlarında kendini geliştiriyor.

You must be logged in to post a comment Login