Antik Ninova’nın Yazıcıları Mükemmeliyetçi Değil, Pragmatikti

Ninova’daki tablet atölyesinden çıkan bulgular, eski yazıcıların kili özenle hazırlamak yerine eldeki her şeyi kullandığını kanıtladı.

C: M. Jean et al. 2026

Irak’taki antik Ninova’da seçkin bir konutun zemininde bulunan yüzlerce tablet üzerinde yürütülen kimyasal analizler, Assurlu yazıcıların kili özenle arındırmadığını, tabletleri fırınlamadığını ve eldeki her şeyi işe yarar buldukları anda kullandığını ortaya koydu.

Musul yakınlarındaki antik Ninova kentinde yürütülen kazılarda, arkeologlar görkemli bir konutun zemininde birbiri üzerine yığılmış yüzlerce tabletle karşılaştı.

Bu buluntu topluluğu, sadece bir arşiv değil, aynı zamanda bu yazı araçlarının bizzat hazırlandığı bir üretim mutfağına işaret ediyordu. Archaeometry dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, modern laboratuvar tekniklerini kullanarak binlerce yıl öncesinin yazı teknolojisini mercek altına aldı.

Adad Kapısı’nın yanında bir seçkin konutu

Iraklı ve İtalyan uzmanlardan oluşan bir arkeoloji heyeti, 2019 ile 2023 yılları arasında kentin kuzeydoğusundaki Adad Kapısı yakınlarında kapsamlı çalışmalar yürüttü.

“C Alanı” olarak isimlendirilen bu bölgede, MÖ 612 yılında Ninova’nın düşüşüne kadar kullanılmış, teraslar üzerine kurulu görkemli bir konut gün ışığına çıkarıldı. Avlular çevresinde sıralanan odaları ve pişmiş tuğladan zeminleriyle bu yapı, döneminin seçkin sınıfına ait bir yerleşimdi.

(İlgili: Krallara Layık Sağlık Hizmeti: Ninova Tıp Ansiklopedisi)

Konağın içindeki iki oda, araştırmacıların dikkatini özellikle çekti. L.1238 numaralı odada, su yalıtımı sağlamak amacıyla yüzeyi bitüm, yani doğal zift ile kaplanmış kilden alçak sekiler bulundu.

Hemen yanındaki L.1932 numaralı odada ise devasa bir kil kütlesi, bronz bir stilus (kamış kalem) olması muhtemel küçük bir nesne ve 200’den fazla tablet parçası ortaya çıkarıldı. Bu kentin son günlerine tanıklık eden bu odalar, yazıcıların günlük çalışma rutinine dair eşsiz ipuçları sunuyordu.

C: M. Jean et al. 2026

Kilin kimyası: Laboratuvar analizleri ne söylüyor?

Uzmanlar, bu mekânda bulunan beş farklı tablet ve bir ham kil parçasını incelemek üzere laboratuvar ortamına taşıdı. “Petrografi” adı verilen yöntemle kilin içindeki mineral yapısı mikroskop altında incelendi; ayrıca “SEM-EDX” denilen taramalı elektron mikroskobuyla da kilin kimyasal reçetesi çıkarıldı.

Sonuçlar heyecan vericiydi: Odada bulunan ham kil kütlesi ile oradaki tabletlerden birinin içeriği neredeyse tamamen aynıydı. Bu durum, tabletin başka bir yerden getirilmediğini, bizzat o odadaki kil stoğu kullanılarak orada yapıldığını bilimsel olarak doğruladı.

Yapılan incelemeler, Asurlu yazıcıların tablet hazırlarken tek bir standart izlemediklerini, aksine oldukça esnek davrandıklarını gösterdi. Bazı tabletler için kil, “levigasyon” adı verilen bir arındırma işleminden geçirilmişti; yani kil suyla karıştırılıp dinlendirilmiş, böylece içindeki taş ve ağır parçalar dibe çöktürülerek en pürüzsüz hali elde edilmişti.

Ancak her zaman bu kadar titiz davranılmıyordu. Bazı tabletlerde kilin doğadan alındığı gibi, hiçbir temizleme yapılmadan kullanıldığı görüldü. Hatta bir örnekte, kilin içine bitki lifleri, odun parçaları ve küçük kemik kırıntıları gibi maddelerin kasten veya doğal yollarla karıştığı tespit edildi.

Analizlerin ortaya çıkardığı bir diğer şaşırtıcı gerçek ise tabletlerin yoğurulma kalitesiydi. En temiz kilden yapılan tabletlerde bile yoğun hava boşlukları ve gözenekler saptandı. Bu da yazıcıların kili uzun süre yoğurmak yerine, malzemeyi hızlıca şekillendirip yazıya geçtiklerini gösteriyor.

Araştırmacılar, yazıcıların kili bizzat hazırlamak yerine, başka atölyelerden hazır kil almış olabileceklerini veya o an ellerinde ne varsa onu “fırsatçı” bir şekilde kullandıklarını düşünüyor.

Kasıtlı pişirme mi, istila yangını mı?

Tabletlerin pişirilme süreciyle ilgili bulgular, yaygın bir inanışı da yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor. Laboratuvar verileri, bu tabletlerin hiçbirinin başlangıçta bilinçli bir şekilde ateşte pişirilmediğini kanıtladı.

Mikroskop görüntüleri, kilin yapısında yüksek ısıya maruz kaldığında oluşacak vitrifikasyon, yani camlaşma belirtilerinin bulunmadığını gösterdi.

Bu tabletlerin günümüze kadar ulaşan sert yapısı, Ninova’nın istilası sırasında çıkan büyük yangınların veya geçen binlerce yılın doğal bir sonucu gibi görünüyor.

İncelenen örnekler arasında bir tablet, hem mineral yapısı hem de üzerindeki yazı stiliyle diğerlerinden ayrılıyordu. Bu tablet, Mezopotamya’nın güneyindeki şehirlerde yaygın olan “Babil” yazısıyla yazılmıştı ve kimyasal içeriği yerel Ninova kiliyle tam olarak örtüşmüyordu.

Bu veri, konut sahibinin sadece kendi atölyesinde üretim yaptırmadığını, aynı zamanda Babil gibi farklı merkezlerden gelen eserleri veya oralardan gelen yazıcıların yazdığı metinleri de koleksiyonuna dahil ettiğini kanıtlıyor.

Bilginin üretim merkezi olarak soylu evleri

Bu araştırma, Yeni Asur İmparatorluğu’nun başkentinde bilimsel ve edebi faaliyetlerin sadece kralların tekelinde olmadığını, üst düzey yöneticilerin kendi evlerinde de geniş kütüphaneler ve gelişmiş üretim merkezleri kurduğunu açıkça gösteriyor.

İncelenen metinler arasında sözlük listeleri, kehanet metinleri, tarihi kayıtlar ve tıbbi reçeteler gibi geniş bir yelpaze bulunuyor. Bu çeşitlilik, konutun bir tür entelektüel merkez olduğunu kanıtlıyor.

Yazıcıların sadece birer “yazar” değil, aynı zamanda ellerindeki ham maddeyi işleyen birer kil zanaatkarı oldukları da bu çalışma ile daha iyi anlaşılıyor.

Tabletlerin fiziksel yapısı, mükemmel bir yazı yüzeyi için kilin mutlaka çok ince temizlenmesi gerekmediğini veya eserlerin saklanmak üzere mutlaka fırınlanması kuralı olmadığını belgeliyor. Antik dünyadaki günlük çalışma düzeni, bizim bugün tahmin ettiğimizden çok daha pratik çözümlere ve eldeki imkânların değerlendirilmesine dayanıyordu.

Cevapsız kalan sorular

Ninova’nın bu seçkin bölgesindeki kazılar, Mezopotamya tarihine dair yeni pencereler açsa da bazı sorular henüz kesin bir sonuca ulaşmış değil.

Örneğin, bitüm kaplı sıraların tabletleri kurutmak için mi yoksa üzerlerinde kili açıp şekillendirmek için mi kullanıldığı konusunda araştırmacılar henüz kesin bir karara varmadı.

Ayrıca, binanın diğer odalarında henüz keşfedilmemiş başka üretim aşamalarının olup olmadığı da gizemini koruyor.

Gelecekteki araştırmalar, bu bitüm kaplı sıralarda kaç katibin çalıştığını veya o büyük kil kütlesinden daha kaç tabletin doğduğunu daha net bir şekilde ortaya çıkarabilir.

Şimdilik bildiğimiz, toprağın altına gömülü bu tabletlerin her birinin sadece birer metin değil, aynı zamanda binlerce yıl öncesinin teknik becerilerini taşıyan birer toprak parçası olduğu.


Makale: Jean, M., Spataro, M., Taylor, J., vd. 2026. “A Newly Discovered Tablet-Making Facility in Nineveh: Insights From Scientific Analysis.” Archaeometry1–12.

You must be logged in to post a comment Login