İber Yarımadası’nın son bizonunun 4.000 yıl öncesine ait iskeleti, kaburgalarında bakır bir ok ucuyla birlikte Sima de Arrafela’da bulundu.

Navarra Hükümeti Arkeoloji Koleksiyonları, bilim dünyasını ve tarih meraklılarını heyecanlandıran istisnai bir bulguyu kamuoyuna sundu: Yaklaşık 4.000 yıl önce yaşamış, neredeyse eksiksiz ve olağanüstü derecede iyi korunmuş bir bizon iskeleti.
Urbasa ve Andía Doğal Parkı içindeki Sima de Arrafela çukurunda bulunan bu kalıntılar, sadece biyolojik bir veri değil, aynı zamanda kemik ve metal üzerine yazılmış trajik bir hikaye anlatıyor. Hayvanın kaburgaları arasına saplanmış halde bulunan bakır ok ucu, Kalkolitik dönemdeki bir av girişiminin en somut ve çarpıcı kanıtı olarak karşımızda duruyor.
(İlgili: 14.000 Yıllık Bir Sanat Eseri: ‘Böcek Isırığını Yalayan Bizon’)
Bask Ülkesi Üniversitesi (EHU) ve Madrid Doğa Bilimleri Müzesi’nden uzmanların yer aldığı çok disiplinli bir ekip tarafından yürütülen keşif, kronolojik olarak Kalkolitik dönemin son evresine tarihleniyor. Yapılan radyokarbon testleri, bu bireyi İber Yarımadası’nda bugüne kadar belgelenmiş en yakın tarihli bizon örneği kılıyor.
İskeletteki bakır ok ucu, alelade bir buluntu olmanın ötesinde; Kalkolitik Çağ Navarra insanları ile bu devasa otçullar arasındaki doğrudan ve şiddetli mücadeleyi, bölge tarihinde daha önce hiç görülmemiş bir netlikte ortaya koyuyor.

Araştırmanın can damarlarından birini, hayvanın tür düzeyindeki teşhisi oluşturuyor. Ön morfolojik çalışmalar, kemiklerin yaygın sığır cinsi olan Bos’a ait olmadığını kanıtladı. Buluntular, modern Avrupa bizonu (Bison bonasus) erkekleriyle kıyaslanabilir boyutlarda olsa da, soyu tükenmiş dev bozkır bizonundan (Bison priscus) belirgin şekilde daha küçük.
Araştırmacıların öne sürdüğü hipotez, Viyana Üniversitesi’nde halihazırda devam eden genetik analizlerle doğrulanması beklenirken, bunun tam olarak bir Avrupa bizonu olduğu yönünde. Eğer öyleyse, İber Yarımadası’nda bu türün ilk fiziksel kanıtıyla karşı karşıya olacağız ki bu, muazzam bir biyocoğrafik öneme sahip bir bulgu.
Ancak, keşfin ilgisini artıran ikinci bir olasılık daha var. İskelet, daha önce sadece antik DNA çalışmalarıyla varlığı bilinen ancak anatomisi tam bir sır olan “Klad X” (Clade X) soyuna ait olabilir. Bu atıfın doğrulanması, dünyada ilk kez bu gizemli bizon popülasyonunu fiziksel olarak tanımlayacak eksiksiz bir iskelete sahip olduğumuz anlamına gelecek.
Kalıntıların Sima de Arrafela düdeninden çıkarılmasına yönelik müdahale, 24-26 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleşen ve ileri derece speleoloji (mağara bilimi) teknikleri ile paleontolojik metodolojiyi birleştiren zorlu bir operasyondu. Arkeolog Jesús García Gazólaz ve paleontolog Asier Gómez Olivencia liderliğindeki ekip, kısmen eklemli haldeki iskeleti bilimsel dokusuna zarar vermeden gün ışığına çıkarmayı başardı.

Arrafela düdeni sadece bizona değil, farklı dönemlerden başka sakinlere de ev sahipliği yapmıştı. Aynı boşlukta, yaklaşık 12.000 yıl önce nesli tükenmiş olan bir mağara aslanına (Panthera spelaea) ait kalıntılar da tespit edildi. Bu buluntu, Abauntz ve Koskobilo’dan sonra Navarra’da bugüne kadar belgelenmiş en zengin kemik materyaline sahip üçüncü mağara aslanı örneği olarak kayda geçti. Fauna topluluğunu tamamlayan kara orman tavuğu ve Mısır akbabası kemikleri ise geçmiş ekosistemin iklimsel kodlarına dair değerli veriler sunuyor.
Uluslararası bir iş birliğiyle yürütülen ve altı ila on iki ay sürmesi beklenen araştırma süreci, alanında uzman isimleri bir araya getiriyor. Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi’nden bizon uzmanı paleontolog Jan van der Made, kemiklerin detaylı incelemesini yürütüyor. Navarralı paleontolog ve Paris’teki Musée de l’Homme’da araştırmacı olan Mikel Arlegi, kafatasının 3B modellemesini koordine ediyor.
Atapuerca’daki Gran Dolina gibi yerlerdeki tarihöncesi avcılık çalışmaları konusunda uzman arkeolog Antonio Rodríguez-Hidalgo, ölüm koşullarını aydınlatmak için tafonomik analizler gerçekleştiriyor. Cantabria Üniversitesi’nde yapılacak izotop analizleri ise hayvanın hangi bitkilerle beslendiğini ve çevresel koşullarını yeniden kurgulayacak.
Böylelikle Arrafela bizonu, hem gövdesiyle hem de taşıdığı bakır ok yarasıyla, Kalkolitik Navarra’da hayatta kalma mücadelesine ve dönemin teknolojisine dair paha biçilemez bir zaman kapsülü olarak tarihteki yerini alıyor.
LBV Magazine. 10 Şubat 2026.
You must be logged in to post a comment Login