13 Milyon Kişilik Soy Ağacı Yaratıldı

Soy izleme uzmanları, yaklaşık 13 milyon insan arasındaki bağlantıları bularak, şimdiye kadar bilinen en büyük aile ağacını yarattılar ve sonuçlar oldukça ilgi çekici.

Soyağacı sitesi Geni.com üzerinden 86 milyon insan üzerinde ince eleyip sık dokuyan araştırmacılar, son 500 yıl içinde insan göçlerinin ve evlilik tercihlerinin nasıl değiştiğini merak ediyorlardı.

Columbia Üniversitesi’nden araştırmanın baş yazarı Yaniv Erlich, “Birçok soy izleme uzmanının aile tarihleri hakkında merak uyandıran çalışmalarıyla, muazzam bir soy ağacına ulaştık ve benzersiz şeyler bulduk.”

Erlich, aynı zamanda, çalışmada kullanılan verileri barındıran platform Geni.com’un sahibi olan bir DNA testi şirketinin ve MyHeritage’ın baş bilim görevlisi.



Tomurcuklanan ağaç

86 milyon profili indirdikten sonra, araştırmacılar bilginin doğruluğunu düzenlemek ve tekrar kontrol etmek için matematiksel grafik kuramı kullandılar.

Daha küçük aile ağaçlarına ek olarak, ortalama 11 nesil boyunca uzanan, atalarıyla ve evliliklerle birleştirilmiş 13 milyon kişiden oluşan dev soyağacını bir araya getirdiler. Eğer veriler bir 65 kuşak daha geri gitseydi, araştırmacılar grubun ortak atasını belirleyebilecek ve ağacı tamamlayabileceklerdi.

Araştırmacılar, Geni verilerinin genel ABD nüfusunu temsil ettiğini doğrulamak için, Geni profillerini, 1985’ten 2010’a kadar Vermont’ta ölen yaklaşık 80.000 insanın halka açık ölüm sertifikasıyla karşılaştırdı.

(Kocaayak Efsanesi DNA Araştırmalarıyla Çözüldü)

Araştırmacılar, genel olarak, iki veri setinin sosyo-demografik açıdan oldukça benzer olduğunu söyledi. Bu, Geni yapımı soy ağacının Amerika Birleşik Devletleri’ndeki insanları iyi temsil ettiğini gösteriyor.

Araştırmanın içinde olmayan biyolojik antropoloji profesörü Mark Stoneking, söz konusu soy ağacının, şimdiye kadarki bildiği en büyük ağaç olduğunu belirtiyor. “Bu çalışma, daha önce kimsenin düşünmediği her tür yeni bilgiyi elde etmek için kişisel soy bilgisinden yararlanmanın gücünü gösteriyor.”

Yeni soyut veri kümesinden derlenen bu aile ağacı, 6.000 kişiyi kapsayan ve evlilikleri kırmızı renkte gösteren yedi nesil göstermekte. C: Columbia University

Evlilik gizemleri

Yeni oluşturulan soy ağacı, zamanların değiştikçe evlilik partnerini bulmak için insanların seyahat ettiği mesafeyi de gösteriyor.

1750’den önce, ABD’deki çoğu insan, kendi doğum yerinin 10 kilometre çevresinde yaşayan biriyle evleniyordu. Ancak 200 yıl sonra, 1950 doğumlu insanlar evleneceği kişiyi bulmak için daha fazla yol alma eğilimindeydi. Ortalama olarak, her iki eş de doğduğu yerden yaklaşık 100 kilometre uzakta yaşayan biriyle evlenmeye başladı.

Erlich, gülerek “Demek ki hayatınızın aşkını bulmak zorlaştı.” diyor.

Dahası, 1650 ile 1850 yılları arasında dördüncü dereceden kuzenle evlenmek yaygındı. Günümüzde ABD’de bu kadar yakın akraba olan biriyle evlenmek tabu olarak kabul ediliyor. Bu da, neden günümüzde yedinci dereceden kuzenle evliliğin daha yaygın olduğunu açıklayabilir.

(1200 Yıl Önce Kuzey Amerika’da Liderlik Anne Soyundan Geçiyordu)

Yapılan soy ağacı şöyle bir gerçeği daha ortaya koydu: 1800’lerden 1850’ye kadar, insanlar bir eş bulmak için normalden daha uzak mesafelere (ortalama 19 km) seyahat etse de, daha uzak bir akrabasıyla evlenmekten çok, dördüncü dereceden bir kuzeniyle veya yakın biriyle evlenme olasılığı daha yüksekti.

Bu durum, insanlar daha fazla mesafe yolculuk ederken bile onlara daha yakın olan insanlara “Evet” dediği fikrini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla seyahat etme mesafesinin artması buna engel değildi ve muhtemelen değişen sosyal normlar insanların yakın akrabalarıyla evlenmeyi bırakmalarına neden olmuştu.

Araştırmacılar, “19. yüzyıldaki ulaşımdaki değişikliklerin, akrabalık azalmasının başlıca nedeni olmadığını varsayıyoruz. Sonuçlarımız daha çok, kültürel faktörlerin yer değiştirmesinin, Batı toplumlarında çiftlerin genetik ilişkisinin azalmasında daha önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.” diyor.

Araştırmacılar, son 300 yılda Kuzey Amerika ve Avrupa’daki kadınların, erkeklere oranla daha fazla göç etme eğilimi gösterdiklerini söylüyor. Ancak ortalamalar dikkate alındığında, erkekler göç ettiklerinde, kadınlardan çok daha uzak mesafelere gidiyordu.

Yaşam süreleri

Araştırmacılar, genlerin ömrü nasıl etkilediğine dair de bir fikir edindi.

Araştırmacılar 1600-1910 yılları arasında doğan ve 30 yaşını doldurmuş olan 3 milyon akrabanın verilerini analiz ettiler. Bu veri setinde, ikizleri ve aynı zamanda ABD İç Savaşı, I. Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı’nda ya da doğal bir felaketle sonuçlanan ölümler, sonuçları etkilememesi için çıkarıldı.

Araştırmacılar, her bir kişinin yaşam süresini yakınlarınınki ile karşılaştırdılar ve bu akrabalar arasındaki ayrım derecesini incelediler: Genler, ömrün varyasyonunun %16’sından sorumluydu. Bu, genel olarak %15 ila %30 arasında değişen daha önceki tahminlerden daha düşük bir veriydi.

(Floransa’nın En Zengin Aileleri 600 Yıl Önce de Zengindi)

Bulgular, uzun ömürlü genlere sahip kişilerin, bu genleri olmayan insanlara göre ortalama beş yıl daha yaşayabildiğini gösteriyor.

Ancak, “çok da fazla değil” diyor Erlich. “Önceki araştırmalara göre, sigara içmek hayatınızdan 10 yıl götürüyor, bu nedenle bazı yaşam tercihleri, genetikten çok daha önemli olabilir.”

13 milyon kişilik aile ağacı, Erlich ve meslektaşları tarafından hazırlanan bir web sitesi olan FamiLinx.org’da akademik araştırmalar için açık. FamiLinx’daki veriler anonimdir, ancak insanlar bir aile üyesinin bu siteye ekleyip eklemediğini görmek için Geni.com’u kontrol edebilir.

Araştırmacılar, Geni.com’da kendinizi bulursanız dev aile ağacına girme ihtimaliniz olduğunu belirtiyor!


Makale: Kaplanis, J., Gordon, A., Wahl, M., Gershovits, M., Markus, B., Sheikh, M., … & Erlich, Y. (2017). Quantitative analysis of population-scale family trees using millions of relatives. BioRxiv, 106427.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login