Odysseia Destanı MÖ. 1. Binyıldaki Güneş Tutulmasından Bahsediyor Olabilir

Homeros’un ünlü destanı Odysseia, üzerinde yüzyıllar boyunca hararetle tartışılmış bir eser. Şimdi ise Odysseia üzerinde yapılan astronomik bir araştırma, eserin en çarpıcı bölümünü özel ve belli bir günle, MÖ 1. binyılda gerçekleşen bir güneş tutulmasıyla ilişkilendiriyor.

İsa’nın doğumundan sekiz yüzyıl önce, Truva’nın düşüşünden dört yüzyıl sonra yazılmış olan Odysseia, Batı Edebiyatı’nın büyük eserlerinden bir tanesi. Klasik edebiyatçılar, uzun yıllar   Odysseus’ınn vatanı olan İthaka Adası’ndan başlayan uzun yolculuğunun anlatımını incelediler. Şimdi ise iki bilim insanı, şiirin 20. kitabındaki bir satırın (Odysseus’un eve döndüğü ve karısına gelen talipleri öldürdüğü tarih olan) MÖ 16 Nisan 1178’de gerçekleşen tam güneş tutulmasına işaret ettiğini destekleyecek bir kanıt buldular.

Odesa Destanı MÖ. 1. Yüzyıldaki Güneş Tutulmasından Bahsediyor Olabilir

Odysseus’u aşığı olarak yedi sene boyunca esiri yapan güzel su perisi Kalypso’yu, Athena gibi yardımsever tanrıçaları ve Poseidon gibi kinci tanrıları da içeren uzun ve büyük bir yolculuğun hikâyesi Odysseia. Odysseus, Kalypso’dan kaçar, vatandaşlarının boğularak can verdiği batan bir gemiden sağ kurtulur, Phaiaklar’dan yardım görür, sonunda bir grup yetenekli denizci tarafından bir dilenci kılığında adada işlerin nasıl olduğunu öğrenmek üzere İthaka’ya geri getirilir.

10 yıl süren Truva Savaşı’ndan sonra İthaka’ya ulaşmak Odysseus’un 10 yılını almıştır ve evinden ayrı olduğu bu müddette genç oğlu Telemakhos bir yetişkin haline gelirken, sadık eşi Penelope ise talipleri tarafından kuşatılmıştır. Odysseia’nın bu sonraki sürecinde Homeros’un tam güneş tutulmasına işaret ettiği söylenir. Kilit cümle de, Odysseus uzaklardayken Penelope’yi cezbetmeye çalışan asi ve genç adamların ölümlerini gören kâhin Theoclymenus’un söyleminde ortaya çıkar: “Güneş gökyüzünden silindi, yeryüzünü uğursuz bir sis kapladı”

Odysseia’nın ayın güneşi bütünüyle kapadığı tam güneş tutulmasına işaret ettiği fikri aslında yeni değil. Bu fikir, ilk defa antik dönem bilim insanları tarafından önerilmişti. Fakat astronomlar, Yunanistan üzerindeki böyle bir tutulmanın sadece MÖ 16 Nisan 1178 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu ancak 1920 senesine gelindiğinde hesaplayabildiler. Birbirlerinden oldukça bağımsız olarak gerçekleştiği bilinen dört diğer astronomik olaya da dikkat çeken iki modern astronom, eserde bu olayları işaret eden diğer bölümleri de analiz ederek 16 Nisan tutulmasını destekleyen ikna edici kanıtların varlığına ulaştılar.

Diğer astronomların yapmış oldukları gibi, güneş tutulmasının tarihte ne zaman gerçekleştiğine odaklanmak yerine bu astronomlar, Yeni Ay’ın zamanlamasını, iki takımyıldızın eşzamanlı ortaya çıkışını, Venüs ve Merkür’ün görünümünü araştırdılar. Odysseia’da bahsedilen bu dört olay, Arjantin’deki Plata Astronomik Gözlemevi’nden Constantino Baikouzis’a ve New York Rockefeller Üniversitesi’nden Prof. Marcelo Magnasco’ya Odysseus’ın karısının taliplerini öldürmek üzere evine döndüğü farz edilen tarihi belirlemenin bir başka yolunu açtı.

Odesa Destanı MÖ. 1. Yüzyıldaki Güneş Tutulmasından Bahsediyor Olabilir

Görsel: Prof Marcelo Magnasco

Homeros, taliplerin öldürülmesinden 6 gün önce Odysseus’ın Şafak Yıldızı ile döndüğünü yazıyor, bu da, gün doğumunda beliren Venüs’ü işaret ediyor. Odysseus’un İthaka’ya 29,5 gün daha erken yelken açması ise, Antik Yunanlar tarafından yön bulmada kullanılan Bootes (Çoban) ile Pleiades (Ülker) Takımyıldızlarının her ikisinin birden şafak vaktinde belirdikleri ana denk geliyor.

Magnasco ve Baikouzis, taliplerin katliamından bir gün önce, gökyüzünde (tam güneş tutulmasının önkoşullarından biri olan) “yeni ay”ın bulunduğunu belirtiyorlar. Homeros, bu olayın 33 gün öncesinde, Tanrı Hermes olarak tasvir edilen Merkür gezegeninin, şafak vaktinde en üst noktada ve yörüngesinin batı ucunda olduğunu belirtiyor.

Bu 4 olayın gerçekleştiği yapı, hem Odysseia’daki göndermelerle hem de 135 senelik – yaklaşık 5000 günlük –  astronomik verilerden derlenen şemalarla karşılaştırıldı. Sonucunda, önemli olabilecek bir tarih bulundu ve o tarih de, tam güneş tutulmasının gerçekleştiği bilinen MÖ 16 Nisan 1178 tarihi ile aynıydı.  “Sonuç, bu tarihin önemli bir tarih olabileceğinin sadece doğrulayıcı bir kanıtı değildi. Taliplerinin ölümünün bu belirli tutulma gününde gerçekleştiğini göz önünde bulundurduğumuzda, o zaman Odysseia’daki diğer her şey, aynen tarif edildiği gibi gerçekleşiyor” diyor Prof. Magnasco.

Özellikle Plutark ve Heraklitos gibi eski bilginlerin zamanında, Odysseia’nın tam güneş tutulmasına işaret ettiğine dair iddialar vardı. Güneş tutulması ise bir kehanet olarak algılanan nadir ve çarpıcı bir olaydı. Amerikan Bilimler Akademisi’nde (PNAS) yazan bu iki akademisyenin belirttiğine göre bu durumda “sıcaklıklar birden birkaç derece düşer, rüzgârlar değişir, hayvanlar huzursuzlanır ve insan suretleri mavimsi bir ışık altında çarpıcı, kansız bırakılmış bir görünüme kavuşur.”

Odysseia’da tarif edilen olayların kesin olarak gerçekleştirdiğini söyleyemeyiz, çünkü eserdeki bazı olaylar gerçekten de kurgu ürünü, ama yapmak istediğimiz, insanları metne geri döndürüp ona farklı bir gözle bakmalarını sağlamak. “diyor Prof. Magnasco ve analizde oluşabilecek zayıf bir noktaya da dikkat çekiyor: gezegenleri tanrılara bağlama fikri. Bu fikrin MÖ 1000 yılına kadar dayandığını ve Babillilerle ilişkili olduğunu söyleyen Prof. Magnasco, bunun yüzyıllar sonra Homeros’un zamanında Yunanistan’a ulaşıp ulaşmadığına dair bir kanıtlarının olmadığını da belirtiyor. “Analizimizde bu riskli bir adım. Bunu düşünmenin saçma bir şey olduğunu söyleyen tarihsel argümanlar olmasına rağmen, eğer birkaç insanın Odysseia’yı farklı bir biçimde okumalarını, ona farklı bir şekilde bakmalarını ve üzerinde düşünmelerini sağlayabilirsek mutlu olacağız” diye de ekliyor.


“The end of an odyssey – Homer’s epic is finally pinned down”, Steve Connor, The Independent, 24 Haziran 2008

Yeditepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde hem lisans hem de yüksek lisansını bitirdi. Şu anda ise Yıldız Teknik Üniversitesi Diller ve Kültürlerarası Çeviribilim doktora programına devam ederken aynı zamanda yine Yıldız Teknik Üniversitesi Yabancı Diller bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Özel olarak sanat sosyolojisine, göstergeler ve metinlerarasılık konularına ilgi duyuyor.