Kalehöyük’teki Bulgular Demirciliğin Kökenini Değiştiriyor

Türkiye’deki Kalehöyük’te bulunan küçük demir parçası, demircilik tarihine ilişkin yaygın inanışları sarsıyor. Bunun sebebi demir parçasının bulunduğu yere başka bir bölgeden gelmiş olması.

Peki, ama nereden?

Kaman, Kalehöyük ve çevre bölgeler. C: Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü

Japonya’dan araştırma ekibi, Hitit İmparatorluğu’nun (MÖ 1.400 – MÖ 1.200) merkezi Anadolu’da yaptıkları kazılarda demircilikle ilgili, kendi türünün en eski örneği olan bir kalıntı ortaya çıkardı.

Hitit İmparatorluğu, Mısır’daki Yeni Krallık’la birlikte, Doğu’nun en büyük siyasi ve askeri gücünü oluşturuyordu.

(Çatalhöyük Metalurjinin Keşfedildiği Tek Yer Olmayabilir)

Söz konusu kalıntı, yaklaşık 3 santimetre çapında, gülleye benzer küçük bir yumru şeklinde ve yüksek oranda oksitlenmiş demir içeriyor.

Kaman, Kalehöyük’te bulunan, türünün en eski örneği demir parçası. C: Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü

Japonya’daki Orta Doğu Kültür Merkezi’ne (MECCJ) bağlı Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü (JIAA) kalıntıyı 2017, Eylül ayında, MÖ 2.500 ila MÖ 2.250 yılları arasına tarihlenen tabaka içerisinde keşfetti.

Enstitü, 1986’dan beri Kaman, Kalehöyük’te çalışmalara devam ediyor.

Kalıntılar, demiri silah şeklinde kullanarak antik Doğu’da gelişip zenginleşen Hitit İmparatorluğu’nun merkez alanında yer alıyor.

(Tüm Bronz Çağ Demir Eserleri Meteoritten Yapılmış)

İmparatorluğun, yerli halk tarafından icat edilen demirciliği benimseyerek askeri kazançlar sağladığı belirtiliyor. O dönemde, demirciliğin en ileri teknoloji olduğu düşünülüyordu.

İmparatorluk çöktükten sonra demirciliğin çevre bölgelere yayıldığı, ve yaygınlaşmasıyla Demir Çağı’na doğru bir dönüm noktası yaşandığı biliniyor.

JIAA başkanı Sachihiro Omura’ya göre ortaya çıkarılan bu parça, demircilik tarihinde, kendi türünün en eski örneği.

Demirciliğin Anadolu kökenli olduğu yaygın bir inanış. Ancak, enstitünün yaptığı analizler bulunan parçanın farklı bir yerde üretilip bölgeye getirildiğini gösteriyor.

Demircilik tarihinin erken dönemlerinde üretilen demirler çoğunlukla meteoritlerden işlenen ürünleri kapsıyor.

Parçaların bulunduğu katman kırmızı çizgiyle işaretlenmiş.

Enstitü detaylı incelemeler için Tokyo Üniversitesi’nden karşılaştırmalı planetoloji (gezegen bilim) profesörü Takafumi Matsui’den parçayı analiz etmesi istedi.

2010 yılında Itokawa astreodinden Hayabusa uzay aracıyla getirilen ince parçacıkların analizinde kullanılan dünyanın en ileri mikrofabrikasyon ve hassas analiz teknolojilerinden faydalanarak yapılan analizde parçanın oluştuğu demir bileşiği parçacıklarının yaklaşık 0.1 milimetrelik kesit yüzeyleri incelendi. Sonuçlar, parçacık bileşimlerinin meteoritten işlenmiş demirlerinkinden farklı olduğunu gösterdi.

Analizde, kalıntı üzerinde, yapay olarak ısı uygulandığından ortaya çıkan konsantrik (eşmerkezli) halka dizgileri olduğu gözlemlendi. Bu durum, insanların söz konusu parçayı demir cevherinden, ateş kullanarak ürettiğini gösteriyor.

Analizde ayrıca, parçanın içerisinde bulunan küçük miktardaki kurşun bileşimi de incelendi. İnceleme sonucunda, izotop oranının bölgede yaygın bir biçimde üretilen demir cevherlerinden farklı olduğu saptandı.

Matsui, analiz sonuçlarına dayanarak, parçanın muhtemelen demir cevherinden orta aşamaya kadar işlenmiş bir yarı ürün olduğunu söylüyor. “Birileri bunu uzak bir yerden getirmiş.”

Ekip, yer seviyesinin yaklaşık 12 metre altındaki 1 metrelik yanık toprak tabakasının hemen üstünde benzer birkaç parçaya daha rastladı.

Parçalarla aynı jeolojik katmanda bulunan yapı izleri, insanların bu yanık toprağı kazıp, ahşap materyaller kullanarak bina temeli inşa ettiklerini ve çamurdan duvarlar yaptıklarını gösteriyor.

Kalehöyük’te bulunan yapı izleri 4.000 yıldan daha geriye dayanıyor. Yapılar için temel görevi gören ahşap materyaller yanmış, kızıl kahverengi toprağa sabitlenmiş. Deliklerinse depolama olarak kullanıldığı düşünülüyor. C: Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü

Söz konusu yapılardaki inşa üslubu da başlıca güneşte kurutulmuş tuğlaların kullanıldığı bölge tarzından farklı.

Omura’ya göre inşa tarzındaki farklılık, burada bulunan antik kentin geniş çapta tahrip olduğunu, daha sonraysa kuzeyden bir grup insanın yangının yakıp kül ettiği bölgeye yerleştiğini gösteriyor.

İlk dönemlerdeki demircilik teknolojisinin bölgeye muhtemelen eş zamanlı olarak getirildiğini ekleyen Omura, “diğer bölgelerdeki demir cevherleriyle karşılaştırmalara yaparak, demirciliğin kökenini ortaya çıkarmak ve Demir Çağı’nın başlarında Anadolu’da oynadığı kilit rolü netleştirmek istiyoruz” diyor.

Mezopotamya Arkeolojik Eğitim Enstitüsü temsilcisi Tatsundo Koizumi, Avrupalı ve Amerikan yetkililerce öne sürülmüş yaygın dünya tarihi algısında bir değişiklik meydana getiren son derece önemli bu keşfin büyük bir etki yarattığını söylüyor.

Koizumi, bulunan parçaların kökenini saptamak ve demirciliğin Anadolu’da nasıl yayılıp geliştiğini açıklamanın araştırmacılar için zorlayıcı olduğunu belirtiyor.

Bölgeyi kimin istila edip artlarında yanmış toprak bıraktığını belirlemek için çeşitli bölgeler hakkında dikkatli bir yöntemle daha fazla bilgi toplamak gerekiyor.


The Asahi Shimbun. 25 Mart 2019.

Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü mezunu. Arkeoloji ve özellikle sanat tarihini çok seviyor. Bu alanda akademik bir kariyer hedefliyor.

You must be logged in to post a comment Login