Bir Dinozorda İlk Kez Kötü Huylu Kanser Teşhis Edildi

Araştırmacılar, bir dinozorda ilk kez agresif kötü huylu bir kemik kanserinin (osteosarkom) keşfini ve teşhisini yaptı.

Centrosaurus, burnunun üzerinde uzun bir boynuz bulunan, yaklaşık 6 metre uzunluğunda, dört ayaklı, bitki yiyen bir Kretase Dönemi dinozoruydu. C: Avustralya Müzesi

Daha önce dinozorlarda kötü huylu kanser (vücuda yayılabilen ve ciddi sağlık etkileri olan tümörler) daha önce belgelenmemişti.

Söz konusu kanser, 76 ila 77 milyon yıl önce yaşamış boynuzlu bir dinozor olan Centrosaurus apertus’a ait fibula kemiğinde (alt bacak kemiği) bulundu.

(Güney Afrika’da 1.7 Milyon Yıllık Kemikte Kanser Bulundu)

Aslen 1989’da Alberta’daki Dinozor Eyalet Parkı’nda keşfedilen fosilin kötü biçimdeki uç kısmının, başlangıçta iyileşen bir kırığı temsil ettiği düşünülüyordu.

2017 yılında Royal Tyrrell Müzesi’ne yapılan bir gezide kemiğin olağandışı özelliklerine dikkat çeken Dr. David Evans ve ekip arkadaşları, modern tıbbi teknikleri kullanarak daha fazla araştırmaya karar verdiler.

Ana tümör kütlesi kemiğin üst kısmında ve 3 boyutlu rekonstrüksiyonda sarı renkte görülebilir; kırmızı gri ise normal kemiği gösteriyor. C: Danielle Dufault

Patoloji, radyoloji, ortopedik cerrahi ve paleopatoloji gibi alanlardan çok disiplinli uzmanlardan ve tıp uzmanlarından oluşan bir ekip oluşturdular. Ekip kemiği yeniden değerlendirdi ve tanıya bir insan hastada bilinmeyen bir tümörün teşhisi için nasıl yaklaşılacağına benzer şekilde yaklaştı.

Crowther, “Dinozorlarda böyle agresif kanserin teşhisi zor olmuştur ve düzgün bir şekilde tanımlamak için tıbbi uzmanlık ve çoklu analiz seviyeleri gerektirir.” diyor.

“Burada, 76 milyon yıllık boynuzlu dinozorda türünün ilk örneği olan ileri kemik kanserinin belirgin imzasını gösteriyoruz. Bu çok heyecan verici.”

Ekip, kemiği dikkatlice inceledikten, belgeledikten ve kalıbını aldıktan sonra, yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları gerçekleştirdi. Daha sonra fosil kemiği ince kesitlere ayırdılar ve kemik-hücresel düzeyde değerlendirmek için mikroskop altında incelediler. Kemik boyunca kanserin ilerlemesini görselleştirmek için güçlü üç boyutlu BT rekonstrüksiyon araçları kullanıldı. Bu titiz süreci kullanarak, araştırmacılar osteosarkom tanısına ulaştı.

Kanserli bacak kemiğinin ince kesitleri ile boynuzlu dinozor Centrosaurus apertus’un normal bacak kemiği karşılaştırılması. C: Royal Ontario Müzesi.

Bu tanıyı doğrulamak için, fosili aynı türden bir dinozordan normal bir fibula ve doğrulanmış bir osteosarkom vakası olan bir insan fibulası ile karşılaştırdılar. Fosil örneği, diğer vücut sistemlerini istila etmiş olabilecek ileri bir kanser evresine sahip yetişkin bir dinozor çıktı. Yine de büyük bir kemik topluluğu içinde bulundu. Bu da büyük bir sel baskınına uğramış bir Centrosaurus sürüsünün parçası olarak öldüğünü düşündürdü.

Bu boynuzlu dinozorlar üzerine uzman Evans, “Bacak kemiğinde ileri bir aşamada agresif kanser var. Kanserin birey üzerinde sakatlayıcı etkileri olmalıydı ve o zamanın korkunç tirannosaur yırtıcılarına karşı çok savunmasız kalmış olmalıydı.” diyor.

“Bu bitki yiyen dinozorun büyük ve koruyucu bir sürüde yaşaması, normalde böyle yıkıcı bir hastalıktan daha uzun süre hayatta kalmasına izin vermiş olabilir.”

Osteosarkom, genellikle yaşamın ikinci veya üçüncü on yılında ortaya çıkan bir kemik kanseri. Hem ortaya çıktığı kemik yoluyla hem de en yaygın olarak akciğer dahil olmak üzere diğer organlara hızla yayılan kemiğin düzensiz aşırı büyümesi olarak tanımlanabilir. Bu kanser türü, Kanadalı atlet Terry Fox’u etkileyen ve sağ bacağının kısmi kesilmesine yol açan kanser ile aynı tür.

Ortopedik Cerrahi Asistanı olan Seper Ekhtiari, “Bir dinozorda ilk osteosarkom tanısına yol açan çalışmada, insan hastalarımızda osteosarkom tanısı ve tedavisinde kullandığımız benzer bir multidisipliner çabayı görmek hem büyüleyici hem de ilham verici.” diyor.

“Bu keşif bize hayvanlar alemindeki ortak biyolojik bağlantıları hatırlatıyor ve osteosarkomun kemikleri en hızlı büyüdükleri zaman ve yerde etkileme eğiliminde olduğu teorisini güçlendiriyor.”

Bu çalışma, dinozor fosillerinde belirsiz hastalıkların teşhisi için yeni bir standart oluşturmayı amaçlıyor ve daha kesin tanılar yapılmasına kapı açıyor.

İnsan hastalığı ve uzak geçmişteki hastalıklar arasında bağlantı kurmak, bilim insanlarının çeşitli hastalıkların evrimi ve genetiği hakkında daha iyi bir anlayış kazanmalarına yardımcı oluyor.

Dinozorlar ve diğer soyu tükenmiş hayvanlarla paylaştığımız diğer birçok hastalığın kanıtı, modern analitik teknikler kullanılarak yeniden incelenmeye ihtiyaç duyan müze koleksiyonlarında bekliyor olabilir.


Royal Ontario Museum. 3 Ağustos 2020.

Makale: Seper Ekhtiari, Kentaro Chiba, Snezana Popovic, Rhianne Crowther, Gregory Wohl, Andy Kin On Wong, Darren H Tanke, Danielle M Dufault, Olivia D Geen, Naveen Parasu, Mark A Crowther, David C Evans. 2020. First case of osteosarcoma in a dinosaur: a multimodal diagnosis. The Lancet Oncology; 21 (8).

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login