Avrupa’da Laktoz Toleransı Çok Hızlı Yayılmış

Yeni çalışma, insanların sütü sindirme becerisinin (laktaz kalıcılığı) evrimsel olarak Orta Avrupa’ya hızla yayıldığını ortaya koyuyor.

Bir Bronz Çağı savaş alanındaki çeşitli kemiklerden bazıları, laktaz kalıcı genin varlığını belirlemek için genetik olarak test edildi. C: Stefan Sauer / Tollense Vadisi Projesi

İnsanların yetişkin olarak sütü sindirebilmesi, beslenme alışkanlıklarımızı ve toplumumuzu yüzyıllar boyunca değiştirdi. Laktaz kalıcılığı ya da laktoz toleransı olarak bilinen bu özelliğin ne zaman, nasıl ortaya çıktığı ve oluştuğu hala tartışmaya açık.

Stony Brook Üniversitesi’nden Krishna Veeramah’ın da aralarında bulunduğu bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, MÖ 1.200 yılı civarında, Bronz Çağ’daki bir savaşta ölen insanların kemiklerinden elde edilen genetik materyali inceleyerek, laktaz kalıcılığının Orta Avrupa’da sadece birkaç bin yılda yayıldığını öne sürüyor ki bu, insanlarda görülen çoğu evrimsel değişikliğe kıyasla son derece hızlı bir dönüşüm. Ekibin bulguları Current Biology dergisinde yayımlandı.

(Doğu Afrikalı Çobanlar 5.000 Yıl Önce Süt Tüketiyordu)

Günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika’da süt önemli bir yere sahip olsa da dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisi laktozu sindiremiyor. Genel olarak, hiçbir memeli bir yetişkin olarak sütü sindiremez, bu yüzden örneğin insanlar evcil hayvan olarak besledikleri yetişkin kedilere ya da köpeklere süt vermemeli. Bununla birlikte bir insan alt türü, bir bireyin yaşamı boyunca laktaz enziminin sütte bulunan laktoz şekerini sindirebildiği bir genetik mutasyona sahip. Bu özelliğe sahip insanların çoğu Orta ya da Kuzey Avrupa’dan geliyor.

Bronz Çağı’ndaki savaş, günümüz Almanya’sında bir nehir olan Tollense’nin kıyısında meydana geldi ve neredeyse dörtte biri savaş sırasında hayatını kaybeden yaklaşık 4.000 savaşçıdan oluşan Tunç Çağı Avrupa’sında yaşandığını bildiğimiz en önemli olay. Araştırmacılar, üç bin yıldan daha eski olmalarına rağmen, savaş alanında bulunan bazı kemik parçalarının DNA’sını inceleyebildi.

Tollense vadisindeki in situ halde bir Bronz Çağı kafatası. C: Stefan Sauer / Tollense Vadisi Projesi

Fen Edebiyat Fakültesi, Ekoloji ve Evrim Bölümü’nde Doçent olan Veeramah, diğer modern ve antik toplumlara kıyasla savaş alanında yer almış toplumun, tüm genetik atalarının nasıl oluştuğunu inceleyerek araştırmanın bir bölümünü yönetti ve ardından diğer modern ve antik toplumlarla, özellikle Ortaçağ Avrupa’sı toplumlarıyla, laktaz kalıcılığı alelinin sıklığını karşılaştırdı.

Joachim Burger ve Johannes Gutenberg Üniversitesi Mainz’daki (JGU) meslektaşları öncülüğündeki bir araştırma ekibi, Avrupa’da tarımın başlamasından (erken dönem evcilleştirilmiş sığırdan, keçiden ve koyundan elde edilen süt ürünlerinin tüketiminin kısmen yaşandığı dönem) 4.000 yıldan fazla bir süre sonra meydana gelen savaşa rağmen, savaşçıların yalnızca sekizde birinin laktozu parçalamalarını sağlayan bir genetik varyanta sahip olduğunu buldu.

(Prof. Dr. Hadi Özbal Röportajı: Türkiye’de Arkeometri ve Tarihöncesinde Süt Tüketimi)

Veeramah, “2.000 yıldan daha kısa bir süre sonra, erken Ortaçağ dönemine ait diğer Avrupa gen verilerine baktığımızda bireylerin %60’ından fazlasının, yüzde %70-90 arasında değişen modern Orta Avrupa ülkelerinde gözlemlediklerimize yakın bir şekilde, yetişkinken de süt içebildiklerini görüyoruz.” diyor. “Bu aslında süt sindirimini kontrol eden gen için inanılmaz derecede hızlı bir değişim. Görünüşe göre, sadece bu genetik değişimi geçirerek laktozu sindirebilen geçmiş Avrupalı bireylerin çocuk yapma ihtimali, yapamayanlara göre yüzde altı daha fazlaydı. Bu bulgular, insanlardaki pozitif doğal seçilim için elimizdeki en güçlü kanıt.”

Araştırmanın başyazarı JGU’dan Joachim Burger, “Bebeklikten sonra sütteki şekeri sindirebilmek neden bu kadar büyük bir evrimsel avantaj sağladı?” sorusunun hala kesin bir cevabının olmadığını ekledi.

Burger, “Sütün yüksek enerjili, nispeten kirlenmemiş bir içecek olması nedeniyle, yiyecek kıtlığı sırasında ya da içme suyu kaynakları kirlendiğinde, tüketilerek daha fazla hayatta kalma şansı sağlamış olabilir.”


Stony Brook Üniversitesi. 3 Eylül 2020.

Makale: Burger, J., Link, V., Blöcher, J., Schulz, A., Sell, C., Pochon, Z., … & Reyna-Blanco, C. S. (2020). Low Prevalence of Lactase Persistence in Bronze Age Europe Indicates Ongoing Strong Selection over the Last 3,000 Years. Current Biology.

Yorumlar
Dokuz Eylül Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümü lisans öğrencisi. Arkeolojiyle, sanat tarihiyle ve grafik tasarımla ilgili.

You must be logged in to post a comment Login