Dinozorlar Asteroit Çarpmadan Önce de Yok mu Oluyordu?

Dinozorların asteroit öncesinde de gerilediği görüşü, o döneme ait fosillerin korunma koşullarının kötüleşmesinden kaynaklanıyor.

Yaklaşık 66 milyon yıl önceki Kuzey Amerika paleo-çevresinin yeniden canlandırılması. Bir taşkın ovasında Tyrannosaurus rex, Edmontosaurus annectens ve Triceratops prorsus gibi dinozorlar dolaşıyor. C: Davide Bonadonna

Yeni bir çalışma, 66 milyon yıl önce bir asteroidin dinozorların büyük bölümünü yok etmesinden önce zaten gerilemeye başladıkları fikrinin, gerçek bir tür azalmasından çok o döneme ait fosil kaydının kötüleşmesiyle açıklanabileceğini öne sürüyor.

Current Biology dergisinde yayımlanan çalışma, Kretase döneminin sonundaki asteroit çarpmasına (66 ile 84 milyon yıl önce arasında) kadar geçen 18 milyon yıl boyunca Kuzey Amerika’nın fosil kaydını analiz etti.

İlk bakışta bu fosiller(8.000’den fazla) dinozor tür sayısının yaklaşık 75 milyon yıl önce zirveye ulaştığını ve asteroit çarpmasına giden 9 milyon yılda azaldığını düşündürüyor.

(İlgili: New Mexico’daki Dinozorlar Son Ana Kadar Yükselişteymiş)

Ancak araştırma ekibi bu eğilimin, o döneme ait fosillerin keşfedilme olasılığının daha düşük olmasından kaynaklandığını buldu. Bunun temel nedeni, en geç Kretase dönemine ait açıkta ve erişilebilir kayaçların bulunduğu alanların daha az olması.

Baş yazar Dr. Chris Dean, “30 yıldan uzun süredir tartışılan bir konu, dinozorlar zaten yazgılarına mahkum muydu ve asteroit çarpmadan önce yok olma yolunda mıydı?” diyor.

Dean sözlerini şöyle sürdürüyor: “Fosil kaydını analiz ettik ve dört dinozor grubunun (klad) kaydının asteroit öncesindeki son 6 milyon yıl boyunca kötüleştiğini bulduk. Dinozor fosili bulma olasılığı azalıyor; oysa dinozorların o dönemde bu bölgelerde yaşamış olma olasılığı sabit kalıyor. Bu, fosil kaydını göründüğü gibi kabul edemeyeceğimizi gösteriyor.”

“Bu döneme ait fosillerin yarısı Kuzey Amerika’da bulundu. Bulgularımız, en azından bu bölgede dinozorların asteroit çarpmasına giden süreçte daha önce öne sürülenden daha iyi durumda olmuş olabileceğine (ham kayaç kaydında gördüğümüzden potansiyel olarak daha yüksek bir tür çeşitliliğiyle) işaret ediyor.”

Dean ve diğerlerinin makalesinin grafiksel illüstrasyonu; Kuzey Amerika kıtasındaki zamanın geçişini, araştırmanın yaklaşımını ve bulgularını gösteriyor. C: Tim Bird

Çalışmada araştırma ekibi şu dinozor kladlarını inceledi: Ankylosauridae (topuz kuyruklu Ankylosaurus gibi zırhlı otoburlar), Ceratopsidae (Triceratops dahil büyük üç boynuzlu otoburlar), Hadrosauridae (Edmontosaurus gibi ördek gagalı otoburlar) ve Tyrannosauridae (Tyrannosaurus Rex gibi etoburlar).

Ekip, daha önce ekoloji ve biyoçeşitlilik araştırmalarında bir türün belirli bir alanda yaşama olasılığını tahmin etmek için kullanılan bir teknik olan doluluk modellemesini (occupancy modeling) benimsedi.

Kuzey Amerika’yı bir ızgara sistemine böldüler ve dönemin jeolojisi, coğrafyası ile iklimine dayanarak, Kretase’nin son 18 milyon yılı boyunca dört farklı zaman diliminde bu ızgara hücrelerinin kaçını dört dinozor türünün muhtemelen işgal ettiğini tahmin ettiler.

Ekip, bu süre zarfında dört dinozor kladının muhtemelen yaşadığı kara oranının genel olarak sabit kaldığını buldu. Bu durum, potansiyel yaşam alanlarının istikrarlı kaldığını ve yok olma riskinin düşük kalmaya devam ettiğini düşündürüyor.

Aynı zamanda, araştırmacılara ne kadar arazinin erişilebilir olduğu (örneğin bitki örtüsüyle kaplı olup olmadığı), ilgili kayacın ne kadarının açıkta olduğu ve araştırmacıların o bölgede kaç kez fosil aramayı denediği gibi faktörlere dayanarak dört dinozor türünün her bir alanda tespit edilme olasılığını da tahmin ettiler.

Ekip, tespit olasılığının dört zaman dilimi boyunca düştüğünü ve en etkili faktörün ilgili kayacın ne kadarının açıkta ve erişilebilir olduğu olduğunu buldu.

Araştırmacılar ayrıca diğer üç kladın aksine Ceratopsian dinozorların (Triceratops gibi) bu dönemin ilerleyen aşamalarında hem daha fazla alanı işgal ettiğini hem de tespit edilme olasılığının arttığını buldu.

Kuzey Amerika Kretase kayaçlarında dinozor fosili arayan bir paleontolog. C: Alfio Alessandro Chiarenza

Bunun nedeninin, Ceratopsianların nehirlerden uzak yeşil ovaları tercih etmesi olduğunu ve bu tür habitatın o dönemde korunan başlıca ortam haline geldiğini öne sürdüler. Bu durum, kıtayı ikiye bölen büyük bir iç denizin geri çekilmesi ve bu denizi besleyen nehir sistemlerinin kurumasından kaynaklanıyordu.

Daha önce Kretase sonu dinozor çeşitliliği ve yok oluşu üzerine yayınlar yapmış olan ortak yazar Dr. Alessandro Chiarenza, “Fosil kaydını göründüğü gibi alırsak, dinozorların nihai yok oluşlarından önce zaten bir gerileme yaşadığı sonucuna varabiliriz” diyor.

Chiarenza sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu çalışmada, bu görünür düşüşün biyoçeşitlilikteki gerçek dalgalanmalardan ziyade, tektonik hareketler, dağ yükselimi ve deniz seviyesinin geri çekilmesi gibi süreçlerin yönlendirdiği Mesozoyik sonu fosil taşıyan katmanlardaki jeolojik değişimlerin neden olduğu daralmış bir örnekleme penceresinin sonucu olduğunu gösteriyoruz.”

“Dinozorlar muhtemelen Mesozoyik’in sonunda kaçınılmaz olarak yok olmaya mahkum değildi. O asteroit olmasaydı, belki hâlâ bu gezegeni memeliler, kertenkeleler ve hayatta kalan torunları olan kuşlarla paylaşıyor olabilirlerdi.”


University College London. 8 Nisan 2025.

Makale: Dean, C. D., Chiarenza, A. A., Doser, J. W., Farnsworth, A., Jones, L. A., Lyster, S. J., … & Mannion, P. D. (2025). The structure of the end-Cretaceous dinosaur fossil record in North America. Current Biology, 35(9), 1973-1988.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Tarih bölümü mezunu. Antik Çağ Tarihinde yüksek lisans yaptı. Arkeoloji ve eski çağ kültürleri alanında kariyer hedefi var.

You must be logged in to post a comment Login