15.000 Yıllık Bu Kolye Fok Dişinden Yapılmış

15.000 yıl önce fok dişinden yapılmış bu kolye, Üst Paleolitik dönem insanlarının uzun mesafeli ticaretini ortaya çıkarıyor.

Diş üzerindeki aşınma şekli, bir ipe asılı olduğunu ve muhtemelen kolye olarak takıldığını düşündürüyor. C: The Trustees of the Natural History Museum

Devon’da yaklaşık 160 yıl önce bulunan gizemli bir eserin kimliği nihayet aydınlatıldı. Yeni araştırma, bu eserin gri bir fokun dişinden yapılmış bir kolye ucu olduğunu ortaya koydu. 15.000 yılı aşkın bir süre önce bir insan tarafından takılmış olan bu “son derece nadir” fok dişi kolye, ünlü bir Viktorya dönemi kazısının buluntuları arasında yeniden keşfedildi.

William Pengelly’nin 1865-1880 yılları arasında Torquay’deki Kents Cavern’da yürüttüğü kazılar, arkeolojinin nasıl yapılması gerektiği konusunda bir standart belirledi. Ekibi, eserlerin bulunduğu yerleri ve içinde yer aldıkları tortul katmanları kayıt altına alan ilk gruplar arasındaydı. Bu titizlik sayesinde keşifleri bir yüzyılı aşkın bir süre sonra hâlâ bilimsel değer taşıyor.

Kents Cavern buluntularına yeniden yönelen ilgi, daha önce gözden kaçan bir diş eserin ortaya çıkmasını sağladı. Başlangıçta porsuk, kurt ya da kunduzdan geldiği düşünülen bu dişin, yeni bir çalışmayla aslında bir foka ait olduğu saptandı.

(İlgili: İnsanlar 20.000 Yıl Önce Yumuşakça Fosillerinden Kolye Yapmış)

Mağara, kolye yapıldığı dönemde kıyıdan 100 kilometreden fazla uzaktaydı. Bu durum, eski insanların büyük olasılıkla göç eden hayvanları takip ederek uzun yolculuklar yaptığını düşündürüyor. Aynı zamanda Britanya genelinde ve olasılıkla daha geniş Avrupa toplumlarıyla da kapsamlı bir ticaret ağının varlığına işaret ediyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından, insan evrimi uzmanı Dr. Silvia Bello, bu “eşsiz” kolye ucunun Britanya’nın eski sakinlerinin yaratıcılığına dair bir pencere açtığını belirtiyor. “Bu kolye, Avrupa’da oyma ve diğer sanatsal davranışların filizlendiği bir döneme tarihleniyor” diyor Bello. “Üst Paleolitik insanlar, nesneleri yalnızca işlevsel değil, estetik amaçlarla da yaratıyordu.”

“Sadece bir spekülasyon ama bu fok dişi kolyenin belirli bir toplumsal işlev taşımış olabileceğini düşünüyorum. Belki de sahibinin sosyal kimliğini göstermek için kullanılmıştı. Kişinin ya da ait olduğu grubun denize aşina olduğunun ve belki de bir zamanlar kıyı yakınında yaşadığının bir göstergesi olabilir. Bunu hiçbir zaman kesin olarak bilemeyeceğiz fakat geçmişe dair büyüleyici bir pencere sunuyor.”

Fok Dişi Kolye Nasıl Yapıldı?

Kolyenin yolculuğu, Son Buzul Çağı’nın sonlarına doğru, binlerce yıl önce eski Avrupa’nın plajlarında başlıyor.

Dişin modern memeli örnekleriyle karşılaştırılması, yaklaşık 12 yaşında ölmüş erkek bir gri foktan geldiğini ortaya koyuyor. Fokun avlanıp avlanmadığını ya da doğal yollarla ölüp kıyıya vurmuş olduğunu söylemek olanaksız.

Her iki durumda da eski bir insan, dişi hayvanın kafatasından çıkarmaya karar verdi. Fokların dişlerinin yerinde tutunmak için genellikle büyük köklere sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ekip bu kişinin dişi çıkarmak için ağır bir nesneyle çeneyi kırmak zorunda kalmış olduğunu düşünüyor.

Keşfedilmesinin üzerinden bir asırdan fazla süre geçtikten sonra, kolyenin bir fok dişinden yapıldığı ortaya çıktı. C: The Trustees of the Natural History Museum

Diş ardından bugünkü haline gelene kadar özenle işlendi. Başlangıçta kökün büyük bölümü dişi daha pürüzsüz ve ince hale getirmek için kazındı ya da aşındırıldı.

Geri kalan köke bir delik açıldı; yüzeydeki izler, sivri bir çakmaktaşı parçasının diş sabit tutulurken tekrar tekrar döndürüldüğünü gösteriyor. Bu aşamada kökün kolayca yarılabileceği düşünüldüğünde, deliği açan kişinin bu beceriyi daha önce edinmiş olması gerekiyor.

Dişin kolye olarak, belki bir boyunluk ya da bilezik üzerinde kullanılabilmesi için delikten bir ip geçirildi. Bu dönemden günümüze ulaşan yalnızca dört fok dişi kolye daha bilindiğinden, böyle bir nesne son derece değerli görülmüş olmalı.

Bello, “Kolye muhtemelen yıllarca takıldı; zira aşınma ve tekrar tekrar parlatılmayla pürüzsüzleşmiş durumda” diyor. “Uzun süreli kullanım aynı zamanda düzgün dairesel deliğin zamanla daha oval bir şekil almasını da açıklıyor; ip giderek dişin iç kısmını aşındırmış.”

Kolye sonunda Kents Cavern’a ulaştı. Mağara on binlerce yıl boyunca hem Homo sapiens hem de Neandertaller tarafından zaman zaman kullanıldı. Ancak kolye gömüldüğünde mağarada bizim türümüz yaşıyordu.

“Çok sevilmiş olmasına karşın kolye oldukça iyi durumda” diyor Bello. “Bu durum, sahibi mağaraya geldiğinde kolyeyi kasıtlı olarak bırakmak yerine yanlışlıkla kaybetmiş olabileceğine işaret ediyor.”

Kara ile Deniz Arasındaki Eski Bağlar

Kolyenin yapımı, Avrupa tarihinde 21.000 ile 13.000 yıl önce arasına denk gelen bir dönemde gerçekleşti. Bu dönemde insanlar deniz memelilerinin kemik ve dişlerinden giderek daha fazla eser üretmeye başlamıştı.

İspanya’da 40 kilometreden fazla iç kesimlerde yer alan Las Caldas’ta çalışan arkeologlar, üzerinde oyma bulunan bir ispermeçet balinası dişi de dahil olmak üzere foklar ve balinalardan yapılmış çok sayıda eser buldu. Araştırmacılar ayrıca balinaların dış yüzeyinde yaşayan midye kalıntılarının bu alanda bulunması nedeniyle balina derisinin de buraya taşınmış olabileceğini düşünüyor.

Deniz memelilerini betimleyen sanat eserleri de bu dönemde giderek daha yaygın hale geldi. En görkemli örneklerden bazıları, çeşitli fokların denizden yüzlerce kilometre uzaktaki kayalara oyulduğu Almanya’nın Gönnersdorf kentinde yer alıyor. Yakınındaki Andernach’ta da benzer bir oyma ve bir balina kemiği eseri bulunuyor.

Bu oyma ve eserlerin büyük olasılıkla kıyıyı görmüş kişiler tarafından yapıldığı, eski Avrupalıların kıta genelinde uzun yolculuklar yaptığına işaret ediyor.

Bu hayvanların kemik ve dişleri, sahipleri başka gruplarla karşılaştıklarında takas edilmiş olabilir. Topluluklar arasında el değiştikçe de kökenlerinden çok uzak yerlere ulaşmış olabilirler.

Ekip, yeni analizler yapıldıkça fok dişi kolyenin yolculuğu hakkında daha fazla bilgi edinmeyi umuyor.

“Gelecekte izotop analizleri ya da antik DNA çalışmaları yürütebilirsek, bu fokun nereden geldiğini ve nerede toplandığını haritalandırmaya yardımcı olabiliriz” diyor Bello. “Bu, bu insanların nereye seyahat ettiğine dair çok daha net bir fikir edinmemizi sağlardı.”

“Kents Cavern’dan çıkan eserleri araştırmaya devam ettikçe, orada yaşayan insanların kültürü ve davranışları hakkında da daha kapsamlı bir tablo oluşturacağız. Yüz yılı aşkın bir araştırmadan sonra bile bu alanda henüz keşfedilmeyi bekleyen pek çok şey var.”


Natural History Museum. 8 Nisan 2026.

Makale: Parfitt, S. A., Crété, L., Dinnis, R., Lucas, C., Chandler, B., & Bello, S. M. (2026). Marine mammals and body ornaments in the Upper Palaeolithic: a rare example of a seal tooth pendant from Kents Cavern, Devon, UK. Quaternary Science Reviews, 382, 109902.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login