Balkanlarda 7.2 Milyon Yıllık Ön İnsan Fosilleri Bulundu

Yunanistan’da ve Bulgaristan’da bulunan 7.2 milyon yıllık ön insan fosilleri, insanlığın kökeninin Doğu Akdeniz’de olabileceği hipotezini öne sürüyor.

Yunanistan, Pyrgos Vassilissis’de (bugün Atina’da) bulunan 7.175 milyon yıllık Graecopithecus freybergi’nin (El Graeco) alt çenesi. F: Wolfgang Gerber, University of Tübingen

Günümüzde Yunanistan ve Bulgaristan’da ortaya çıkarılan 7.2 milyon yıllık fosilleri analiz eden bilim insanları, insanlığın kökeninin önceden kabul edildiği gibi Afrika’da değil, Doğu Akdeniz’de olabileceği hipotezini öne sürüyor. Araştırmacılar, Graecopithecus freybergi’nin, son şempanze-insan ortak atasından ayrıldıktan sonra var olan ilk ön insanlardan olabileceğini söylüyor.

Uluslararası araştırma ekibine göre, büyük maymunlar ve insanların paylaştığı ortak soy, şimdiye kadar kabul edildiğinden yüz binlerce yıl daha önce bölündü. Araştırmacılar, Graecopithecus freybergi’nin iki fosili üzerinde en son teknoloji yöntemlerle araştırma yaptı ve ön-insana ait oldukları sonucuna vardı.

PLOS ONE dergisinde iki makale olarak yayımlanan bulgular, insan soylarının bölünmesinin Doğu Akdeniz’de meydana geldiğini ve geleneksel olarak kabul edildiği gibi Afrika’da gerçekleşmediğini gösteriyor.

Günümüzde insanlar ve şempanzeler birbirine en yakın canlılar. Son şempanze-insan ortak atalarının nerede yaşadığı konusu ise paleoantropolojide oldukça tartışılan bir konu. Araştırmacılar şimdiye kadar soyların 5 ila 7 milyon yıl önce ayrıldığını ve ön insanların Afrika’da ortaya çıkmış olduğunu ileri sürdü. 1994 Fransız paleoantropolog Yves Coppens’in teorisine göre, Doğu Afrika’daki iklim değişikliği hayati bir rol oynamış olabilir. Almanya, Bulgaristan, Yunanistan, Kanada, Fransa ve Avustralya’dan araştırmacıların oluşturduğu ekibin yayımlanan iki çalışması, insanlık tarihinin başlangıcı için yeni bir senaryo taslağı hazırladı.

Graecopithecus, Avrupa’da bulunan diğer eski maymunlardan farklı görünüyor. (Sanatçı Velizar Simeonovski’nin Böhme ve Spassov’un bilimsel talimatlarına göre çizdiği resim)

Diş kökleri yeni kanıtlar verdi

Ekip, hominid Graecopithecus freybergi’nin iki bilinen örneğini analiz etti: Yunanistan’dan bir alt çene ve Bulgaristan’dan bir üst premolar (küçük azıdişi)

Bilgisayar tomografisini kullanarak fosillerin iç yapılarını görselleştirdiler ve diş köklerinin çoğunun kaynaştığını gösterdiler.

Böhme, “Büyük maymunlar tipik olarak iki ya da üç ayrı ve açılan köklere sahipken, Graecopithecus’un diş kökleri içe doğru ve kısmen kaynaşmıştı. Bu, modern insanların, erken insanların ve Ardipithecus ve Australopithecus’un da dahil olduğu birkaç insan türü için karakteristik bir özelliktir.” diyor.

Bilim insanları tarafından ‘El Graeco’ olarak adlandırılan alt çene, Graecopithecus freybergi türlerinin insanlık öncesi soyuna ait olabileceğini düşündüren ek diş kökü özelliklerine sahip

Ayrıca, Graecopithecus, Afrika’da bulunmuş ve potansiyel ön insan olabilecek fosillerden yüz binlerce yıl daha eski. Afrika’daki Chad’ta bulunan Sahelanthropus, 6 ila 7 milyon yıl yaşındaydı.

Araştırma ekibi, Yunanistan ve Bulgaristan’daki Graecopithecus fosil alanlarının sedimantanik sıralamalarını fiziksel yöntemlerle tarihlendirdi ve her iki fosil için de günümüzden 7,24 ve 7,175 milyon yıl öncesi çıktı. Böhme, “Bu tarih, Messinian döneminin başına, yani Akdeniz’in tamamen kurumasıyla biten çağa denk geliyor.” diyor.

Toronto Üniversitesi’nden paleoantropolog ve araştırmanın eş yazarı Profesör David Begun, “Bu tarihler, insan-şempanze soylarının ayrılmasının Akdeniz’de gerçekleştiğini gösteriyor.” diyor.

Bulgaristan, Azmaka’da, Graecopithecus’un 7.24 milyon yıllık üst premoları. F: Wolfgang Gerber, University of Tübingen

Farklılaşmanın itici gücü olarak çevre değişiklikleri

Doğu Afrika’dan çıkış teorisine göre, ön insanların evrim süreci, dramatik çevresel değişikliklerden kaynaklanmış olabilir. Böhme liderliğindeki araştırma ekibi, Kuzey Afrika Sahra Çölü’nün oluşmasının yedi milyon yıldan daha öncesine dayandığını gösterdi. Ekip, bunu iki fosilin bulunduğu çökellerin jeolojik analizlerine dayanarak sonuçlandırdı. Sahra’dan coğrafi olarak uzak olmasına rağmen, kırmızı renkli siltler çok ince taneli ve çöl tozu olarak sınıflandırılabilir. Münferit toz parçacıklarındaki uranyum, toryum ve kurşun izotoplarının analizi, 0.6 ila 3 milyar yıl arasında bir yaş gösteriyor ve Kuzey Afrika kökenli olduğuna işaret ediyor.

Üstelik tozlu tortu, yüksek miktarda farklı tuzlara sahip. Tübingen araştırmacıları, “Bu veriler, 7.2 milyon yıl önce yayılmış bir Sahra örtüsünü belgeliyor. Bu Sahra fırtınaları, o zamanlar Akdeniz’in kuzey kıyılarına kırmızı ve tuzlu tozlar taşımıştı.” diyor. Bu süreç bugün bile gözlemlenebiliyor. Bununla birlikte araştırmacıların modellemesi, metrekare ve yıl başına 250 grama kadar, geçmişteki toz miktarı Güney Avrupa’daki son toz yüklemelerinin on katından büyük ölçüde aştığını gösteriyor.

Rüzgarla savrulan toz partikülünün elektron mikroskop görüntüsü. Sahra Çölü’ne ait olan bu parçacık, Yunanistan’da 7.2 milyon yıllık tortularda bulundu. F: Ulf Linnemann, Senckenberg Center for Human Evolution and Palaeoenvironment, University of Tübingen.

Yangın, çim ve su stresi

Araştırmacılar, Kuzey Afrika’daki Sahra’nın gelişimiyle, çağdaş olarak Avrupa’da bir savana biyomunun oluştuğunu gösterdi. Yeni metodolojilerin bir kombinasyonu kullanılarak, odun kömürü ve fitolit olarak adlandırılan bitki silikat parçacıklarının mikroskobik parçaları incelendi. Saptanan fitolitlerin çoğunun, çimenlerden ve özellikle günümüz tropikal çayırları ve savanalarında yaygın olan C4-fotosentezin metabolik yolunu kullananlardan türediği belirlendi. C4 çimenlerinin küresel yayılımı, sekiz milyon yıl önce Hint alt kıtasında başladı – Avrupa’daki varlığı daha önce bilinmiyordu.

Böhme, “Fitolit kayıtları ciddi kuraklık bulguları sağladı ve kömür analizi, tekrar eden bitki örtüsünü gösterdi. Kuzey Afrika’da ilk kez yedi milyon yıl öncesinden bir çölün oluşması ve savanaların Güney Avrupa’ya yayılması, insan ve şempanze soylarının bölünmesinde merkezi bir rol oynamış olabilir.” diyor ve bu hipotezi North Side Story (Kuzey Yakası Hikayesi) olarak adlandırıyor ve East Side Story (Doğu Yakası Hikayesi) olarak bilinen Yves Coppens’in tezini hatırlatıyor.

Profesör Nikolai Spassov, “Özetle, Graecopithecus’la birlikte bulunan zürafalar, ceylanlar, antiloplar ve gergedanlar ile uyuşan bir savanayı yeniden inşa ediyoruz.” diyor.

Homo Türünün İlk Evrimi Açık ve Kurak Bir Ortamda Başladı

Afrika’daki Mağarada Homo naledi’ye Ait Yeni İskeletler Bulundu

Avrupa’nın İlk İnsanları Ateş Kullanmıyor ve Çiğ Yiyordu


Makale 1: Jochen Fuss, Nikolai Spassov, David R. Begun, Madelaine Böhme. Potential hominin affinities of Graecopithecus from the Late Miocene of Europe. PLOS ONE, 2017; 12 (5): e0177127

Makale 2: Madelaine Böhme, Nikolai Spassov, Martin Ebner, Denis Geraads, Latinka Hristova, Uwe Kirscher, Sabine Kötter, Ulf Linnemann, Jérôme Prieto, Socrates Roussiakis, George Theodorou, Gregor Uhlig, Michael Winklhofer. Messinian age and savannah environment of the possible hominin Graecopithecus from Europe. PLOS ONE, 2017; 12 (5): e0177347

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü'nde yüksek lisans yapıyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply