Araştırmacılar, Bizans İmparatorluğu’nda milyonlarca insanı öldüren Jüstinyen Vebası sırasında yaşanan krize dair Ürdün’de kanıtlar buldu.

Bir araştırma ekibi, dünyanın kaydedilmiş en eski pandemisinin Akdeniz’deki ilk toplu mezarını doğruladı ve altıncı ile sekizinci yüzyıllar arasında Bizans İmparatorluğu’nda milyonlarca insanın ölümüne yol açan Jüstinyen Vebası hakkında çarpıcı yeni ayrıntılar ortaya koydu.
Journal of Archaeological Science dergisinde yayımlanan bulgular, araştırmacıların ifadesiyle, salgından etkilenen yurttaşların hareketliliği, kent yaşamı ve kırılganlığına dair nadir bir ampirik pencere sunuyor.
Ürdün’deki günümüz Jerash kentinde bulunan bir toplu mezar alanındaki cesetlerden alınan DNA, mezarın geleneksel bir mezarlığın zaman içinde yavaş yavaş genişlemesiyle oluşmadığını; bunun yerine tek bir defin olayını temsil ettiğini gösteriyor. Bu sonuca, geçen yıl Jüstinyen Vebası’na neden olan mikrobun Yersinia pestis olduğunu saptayan ekibin verileri de temel oluşturuyor.
(İlgili: Jüstinyen Vebası’nın Ardındaki Bakteri Ürdün’de Bulundu)
Yeni araştırma, kurbanların kim olduklarına, nasıl yaşadıklarına, hastalığa karşı ne kadar savunmasız olduklarına ve neden Jerash’ta bulunduklarına odaklanıyor. Jerash, bölgesel bir ticaret merkeziydi ve MS 541’den MS 750’ye kadar süren pandeminin merkez üslerinden biriydi.
Çalışmanın başyazarı Rays Jiang, “Önceki çalışmalar vebaya yol açan organizmayı tanımladı. Jerash sahası ise bu genetik sinyali, kimin öldüğüne ve bir kentin krizi nasıl yaşadığına dair insani bir hikayeye dönüştürüyor” diyor.
“Pandemiler sadece biyolojik olaylar değil, aynı zamanda toplumsal olaylardır. Bedenlerden elde edilen biyolojik kanıtları arkeolojik bağlamla ilişkilendirdiğimizde, hastalığın gerçek insanları kendi toplumsal ve çevresel koşulları içinde nasıl etkilediğini görebiliyoruz.”
“Bu da tarihteki pandemileri yalnızca metinlere geçmiş salgınlar olarak değil, insanların bizzat yaşadığı sağlık olayları olarak anlamamıza yardımcı oluyor.”

Dişlerden çıkarılan DNA’yı inceleyen araştırmacılar, kurbanların geniş bir demografik çeşitlilik gösterdiğini belirledi. Jiang’a göre bu durum, normalde hareketli olan bir nüfusun hastalık nedeniyle bir arada kaldığını ve fiilen aynı yerde “sıkışıp” kaldığını gösteriyor; tıpkı Covid pandemisi sırasında seyahatin durma noktasına gelmesi gibi.
“İnsanlar hareket eder. Geçicidirler ve kırılgandırlar; normalde yerlerinden edilir, dağılırlar. Burada ise kriz onları bir araya getirdi” diyen Jiang, antik pandemilerin; seyahat, yoğun nüfus ve çevresel değişimlerin şekillendirdiği kalabalık şehirlerde gelişip yayıldığını ekliyor.
Kazılar, “Greko-Roma kalıntıları olağanüstü korunduğu için Ortadoğu’nun Pompeii’si” diye anılan Jerash’taki hipodromda bulunan bu toplu mezarda 200’den fazla kişinin gömülü olduğunu ortaya çıkardı. Jiang, bunların erkek ve kadınlardan, yaşlılardan ve gençlerden oluştuğunu; “hayatının baharında olan insanların” ve ergenlerin de aralarında bulunduğunu söylüyor.
“O dönemde köleler, paralı askerler ve her türden insan vardı ve verilerimiz bunun hareketli bir nüfus olduğuyla uyumlu. Bu yeni bir şey değil.”
Jiang, araştırmanın modern pandemilerle, özellikle de ilk günlerinde Donald Trump tarafından “aldatmaca” olarak nitelendirilen Covid’le başka paralellikleri de açığa çıkardığını belirtiyor.
“İlk pandeminin hiç yaşanmadığını söyleyen bir düşünce ekolü var. İnkarcılar, nüfus sayımı verilerine bakarsanız Kara Veba’daki gibi bir nüfus çöküşü olmadığını, ekonomik göstergelerde bir şey görmediğinizi, yerleşim yoğunluğu haritalarını incelerseniz bir kesinti görmediğinizi söylüyor. Üstelik kimse bir toplu mezar bulmamıştı.
“Ama ilk veba, aslında Covid’den çok daha kolay çözümlenebilir. Etken mikrop olarak Yersinia pestis elimizde; bir toplu mezar var; bedenler var. Yani bunun yaşandığına dair net kanıtlar var. Toplumun ya da kurumların çöküp çökmediği ise ayrı bir mesele. Bir hastalık ortalığı kasıp kavurabilir ve bunu kanıtlamak için ille de bir devrim, isyan ya da rejim değişikliği yaşanması gerekmez.”
The Guardian. 31 Ocak 2026.
Makale: Hendrix, K., Adapa, S. R., Tykot, R. H., O’Corry-Crowe, G., Vianello, A., Ferreira, G. C., … & Jiang, R. H. (2026). Bioarchaeological signatures during the Plague of Justinian (541–750 CE) in Jerash (ancient Gerasa), Jordan. Journal of Archaeological Science, 186, 106473.
You must be logged in to post a comment Login