Sular Altına Gömülmüş 10 Antik Şehir ve Yerleşim

Suların altına gömülmüş şehirler ve medeniyetler miti tarih boyunca ilgi çekmiş ve birçok mit de aslında gerçeklikten türemiştir.

1 – Dunwich, Suffolk

Dunwich İngiltere’nin Suffolk kontluğunda, deniz kıyısında yer alan seyahat turlarının uğrak noktası bir köydür. Anglosakson döneminde ise, Dunwich Doğu Anglia Krallığı’nın “gayri resmî başkenti” ve büyük ticaret noktasıydı.

Dunwich’teki su altı enkazının akustik görüntüsü. C: University of Southampton

11. yüzyıla gelindiğinde Dunwich sekiz kilisesi, üç şapeli, içlerinde Fransisken ve Dominikan mezheplerinin de olduğu beş ayrı mezhep evi, Tapınak Şövalyelerinin evi, iki hastanesi ve muhtemelen bir darphane ve belediye binası ile İngiltere’nin en büyük 10. kentiydi. 1225’e kadar şehir kuzeyden güneye kadar 1.5 kilometre kadar genişleyip Londra kadar bir alanı kaplar olmuştu.

Ama 1286 yılında Dunwich birbiri ardına gelip de kıyı şeridini sarsmaya başlayan büyük fırtınalara maruz kaldı ve limanını kaybetti. Limanın kaybı şehir için ekonomik bir felaket oldu ve 1338’den sonra Dunwich artık iyice terk edildi. Yüzyıllar boyunca kıyı erozyonu şehirden geriye kalanları da denizin altına çekti ve son Azizler Kilisesi de 1904-1919 yılları arasında denize gömüldü.

Greyfriars manastırının kalıntıları. C: iKnow

Bugün Dunwich’te, şehrin batı eteklerinde yer alan Greyfriars adında bir Fransisken manastırı enkazını ve şimdiki köyden gün yüzüne çıkan arkeolojik kalıntıları görüyoruz sadece. Southampton Üniversitesi’nden arkeologlar yürüttükleri akustik görüntüleme ile Dunwich’te dalgaların altına baktı ve deniz yüzeyinin altında 10 metreye kadar yükselen orta çağ binaları, dört kilise enkazı, muhtemel bir bilet gişesi ve çeşitli gemi enkazları buldular.

2 – Baiae

Baiae. C: Roberto Serani

Baiae, günümüz Bacoli bölgesinde, Napoli Körfezi’nin kuzeybatı kıyısında yer alan antik bir Roma kentidir. Antik dönemde, özellikle de Roma Cumhuriyeti’nin sonlarına doğru uğrak bölgelerden biriydi ve Pompeii’den, Herculaneum’dan ve Capri’den daha üstün görülür ve zenginlerin villalarına ev sahipliği yapardı. Ayrıca hedonist eğlenceleri, yozlaşma ve skandallarla dolu söylentilerle de meşhur bir kentti.

Baiae. C: Roberto Serani

Baiae’nin kalıntılarının bir kısmı günümüzde Parco Archeologico delle Terme di Baia’da tutulurken çoğunluğu volkanik aktivitelerin yol açtığı dev kıyı çökmesiyle Napoli Körfezi’nin altına gömüldü. Sualtı arkeologları gösterişli heykelleri, yol ağlarını, zengin mermer zeminlerini ve mozaikleri gün yüzüne çıkarıp yakın zamanda yürüttükleri bir projeyle şehrin 3 boyutlu planını da göstermeye çalışıyorlar.

3 – Olous

Olous

Olous ya da Olus, günümüzde Girit’in kuzeydoğusunda bulunan Elounda şehrinde yer alan antik bir yerleşimdir. Arkeologlar kalıntıların arasında antik Knossos şehrini Rodos adasına bağlayan metinler buldular.

Olous

Ya bir toprak kayması ya da MS 780 yılındaki büyük bir deprem Olous’un ortadan kaybolmasına yol açtı. Elounda ve Kolokythas arasındaki ince kıstakta gün yüzüne çıkarılan mozaik zeminlerde kuş ve balıklar tasvir ediliyor ve Olous’un karada olmasıyla ilişkili iki şapelden de geriye kalan tek iz olma görevini görüyor. Elounda körfezinin altında kimi evlerin ve antik bölgenin kent planlamasının iskeletini oluşturan duvar temelleri görülüyor.

4 – Heracleion

Thonis olarak da bilinen antik Mısır şehri Heracleion İskenderiye’nin yaklaşık 32 km kuzeydoğusunda, Nil Nehri’nin Canopus ağzında bulunmaktadır. Şehrin kalıntıları Abukir Körfezi’nde kıyının 2.5 km uzağında, suyun 10 metre altındadır.

Pembe granitten bahçe teknesi. Uzunluğu 205 cm. Ptolemaios Dönemi, MÖ 4.-2. Yüzyıl, Thonis-Heracleion, Abukir Körfezi. C: Goddio/Hilti Foundation

Bölgeyle ilgili en eski kayıtlar, antik Yunan tarihçilerinin MÖ 12. yüzyıldaki anlatılarına dayanır. Heracleion ilk olarak Nil Deltası’ndaki adalardan birinin üzerine inşa edilmiş ve kanallar tarafından bölünmüştür. Birçok limanı ve demir atma noktası vardır ve İskenderiye ortaya çıkana kadar Naukratis’in kardeş şehri olarak kalmıştır.

Büyük tanrı Hapy heykeli, Thonis-Heracleion, Abukir Körfezi, Mısır. C: Christoph Gerigk

Şehir, bölgedeki yer sarsıntıları sonrası üzerine inşa edildiği alüvyonların suya dönüşmesiyle MS 3. ya da 2. yüzyılda battı. Suyun altındaki kalıntılar 1999 yılında gün yüzüne çıkarıldı. Bulguların içinde tanrı Serapis ve kraliçe II. Arsione’nin tamamlanamamış heykelleri ve Heracleion Tapınağı’nın bazı parçaları da vardı.

5 – Pavlopetri

Pavlopetri, Yunanistan’ın güney Laconia kıyısında yer almış, sular altındaki antik arkeolojik bölgenin ismidir. Kalıntılar ilk olarak MÖ 1600-1100 yılları arasında Miken dönemine tarihlendirilmiş fakat ilerleyen çalışmalar bölgede MÖ 2800 yılına kadar uzanan bir yerleşim olduğunu göstermiştir. MÖ 1000 yılı civarında bölgenin üç büyük deprem gördüğü ve şehrin bu yüzden sular altında kaldığı söylenir.

Pavlopetri

Dijital 3D inceleme ve sualtı haritalandırma (sonar mapping) ile suyun 3-4 metre içine gömülmüş en az 15 bina ve şehir planının iskeleti ortaya çıktı.

Pavlopetri

Girit’ten büyük çömlek kavanozlar ve Pavlopetri’nin büyük bir ticaret limanı olduğunu gösteren dokuma kumaşlar da bulunan arkeolojik kalıntılar arasında.

6 – Ravenser Odd

Ravenser Odd, ya da Ravensrodd, İngiltere’nin East Riding Yorkshire bölgesindeki Humber Nehri’nin ağzına Ortaçağ döneminde inşa edilen bir limandır.

Ravenser Odd

Ravenser ismi de Vikinglerin “Kuzgun dili” anlamına gelen “Raven’s tongue” dedikleri Hrafn’s Eyr’den gelir. Hrafn’s Eyr, günümüzde Spurn Point olarak bilinen bölgedeki kayıp kumsal burun anlamına gelmekte. Şehir 13. yüzyılda Aumale Kontu tarafından kurulmuş ve 1299 yılına kadar yüzden fazla eve ve büyük bir pazara ev sahipliği yapmıştır.

13. yüzyıla gelindiğinde kent iyice yükselişe geçmiş ve 1295 yılında Model Parlamento’da temsil edilmeye başlanmıştı. Ama kumsallar kıpırdayınca şehir alt üst oldu. 1356-57 kışında kopan fırtınalarla sele boğulan şehir boşaltıldı ve 1362 yılının Ocak ayında görülen Grote Mandrenke seli ile de tamamen mahvoldu.

7 – Kekova / Dolichiste

Antalya’nın Demre İlçesi’nde küçük bir adadır Kekova. Adanın kuzey bölgesinde Likyalıların “Dolichiste” dedikleri, 2. yüzyılda görülen depremin yok ettiği antik kent Kekova’nın suya batmış kalıntıları bulunur.

Kekova C: Julian Peter

Bizans döneminde yeniden inşa edilip büyüyen şehir Arapların Bizans topraklarına yaptığı akınlarla terk edilmiştir. Kentin kalıntıları arasında birkaç ev, kamu binaları ve bir liman görülür.

Kekova. C: Alexander van Loon

8 – Atlit Yam

Atlit Yam Levant kıyısında tarım, hayvancılık ve denizcilikle geçinildiğinin en erken kanıtlarından biridir. Atlit Yam bölgesinin karbon tarihlendirmesi 8900 ile 8300 yıl öncesine dayanır ve bölge Çanak Çömlek Öncesi Neolitik B dönemine aittir.

Atlit Yam

Bugün Atlit Yam Carmel kıyısındaki Oren nehrinin ağzında, Akdeniz’de deniz seviyesinin 8-12 metre altında uzanır. Yaklaşık 40.000 metre karelik bir alanı kapsamaktadır. Su altı kazılarıyla şehirden dikdörtgen biçiminde evler ve şömineler, bir kuyu, taştan bir yarı çember ve mezarlar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Atlit Yam

9 – Atitlán Gölü – Sambaj ve Chiutinamit

Atitlán Gölü, Orta Amerika’da Güneybatı Guatemala’nın Sierra Madre sıradağında yer alan bir göldür. Etrafındaki dik kayalıkların şekillendirdiği Atitlán teknik olarak kapalı bir göldür ve suyunu okyanusa boşaltmak yerine çevresindeki iki nehri besler. Gölün volkanik olan havzası, 84.000 yıl önce meydana gelen bir patlamanın oluşturduğu devasa bir kalderanın üzerindedir. Gölün etrafı Maya kültürünün günümüzde bile etkili olduğu ve geleneksel kıyafetlerin taşındığı köylerle çevrilidir. Atitlán’daki Maya halklar ağırlıklı olarak Tzutuhil ve Kakçikel halklarıdır. İspanyolların Amerikaları fethetmeye çıktığı zamanlarda Kakçikeller ilk önce ebedi düşmanları Tzutuhiller ve Kiçelere karşı istilacılarla müttefik olmuş fakat İspanyollara haraç vermeyi kabul etmeyince kendileri istilaya uğramış ve boyun eğdirilmişlerdir.

Atitlán Gölü

Gölde birkaç Maya arkeolojik bölgesine rastlanılmıştır. Göl seviyesinin yaklaşık 16.5 metre altında yer alan Sambaj en az klasik öncesi dönemden kalma gibi görünüyor. Şehrin kalıntıları arasında içlerinden büyük bir tanesinin şehir merkezi olduğu düşünülen birkaç bina grubu yer alıyor.

İkinci bölge Chiutinamit’te de bir şehir kalıntıları bulunmuş ve bölge “suyun altında şehre benzeyen bir şey” fark eden bölge balıkçıları tarafından keşfedilmiştir. Bu keşfi izleyen incelemelerde dalgıçlar tarafından kırık çömlek parçaları gün yüzüne çıkarılmış ve bu parçalarla bölge geç klasik öncesi döneme (MÖ 300 – MS 300) tarihlendirilmiştir.

10 – Neapolis

Yunanca “yeni şehir” anlamına gelen Neapolis, kalıntıları Tunus’un kıyı şehri Nabil’de parça parça görülen bir Antik Roma şehridir. Neapolis, 21 Temmuz 365 yılında meydana gelen tsunami tarafından kısmen denize gömülmüş bir antik şehirdi.

Neapolis kalıntıları

2017 yılında arkeologlar, kıyının hemen ötesinde sular altında kalmış caddeler, anıtlar ve garum (balık temelli bir tür çeşni) bulmak için kullanılan yaklaşık 100 tekne buldular. Bu bulgular da şehrin MS 365 yılında bir tsunami dalgasıyla yerinden oynadığını ve kısmen sular altına gömüldüğünü söyleyen tarih kayıtlarıyla da uyuştu.

Neapolis kalıntıları

Hala Gizemini Koruyan 25 Arkeolojik Bulgu


Heritagedaily.com

Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü lisans öğrencisi. İletişim: busra.balcan@hotmail.com

You must be logged in to post a comment Login