Manisa’daki Sardes Antik Kenti’nde bulunan 2,2 metrelik heykel, klasik dönem sanatını Lidya’nın yerel giyim geleneğiyle birleştiriyor.

Manisa’daki Sardes Antik Kenti’nde bulunan 2,2 metrelik mermer heykel, klasik dönem sanatını Lidya’nın yerel giyim geleneğiyle birleştiriyor ve kentin Pers egemenliği altındaki seçkin yaşamına ışık tutuyor.
Manisa’nın Salihli ilçesindeki Sardes Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, ayakta duran genç bir erkeği betimleyen anıtsal bir mermer heykel gün yüzüne çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un duyurduğu heykel, MÖ 470 ila 450 yılları arasına, yani yaklaşık 2.500 yıl öncesine tarihleniyor.
(İlgili: Sardes ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri UNESCO Listesi’nde)
“Anadolu arkeolojisine ışık tutacak eşsiz bir keşif” olarak nitelendirilen ve 2,2 metre yüksekliğindeki mermer heykelin anıtsal boyutu, iyi korunmuş yapısı ve dikkat çekici ayrıntılarıyla dönemin heykeltıraşlık sanatının nadir örnekleri arasında yer alıyor. İnsan boyutlarını aşan ölçüleriyle öne çıkan eser, iki büyük parça hâlinde bulundu. Heykelin ayakları ile bazı küçük parçaları eksik.

Arkaik’ten Klasik’e geçiş dönemine ait bir “kouros”
Heykel, dik duruşu ve uzun saçlarıyla ilk bakışta MÖ 6. yüzyılın kouros geleneğini anımsatıyor. Antik Yunan sanatında kouros, ayakta, cepheden betimlenen genç erkek heykellerine verilen isimdi. Kouroslar, Arkaik dönemin en karakteristik heykel türlerinden biriydi. Ancak Sardes heykelinin yüz hatları, ellerindeki anatomik ayrıntılar ve diğer özellikleri MÖ 5. yüzyılın ilk yarısına işaret ediyor. Bu da eseri, katı ve şematik Arkaik üsluptan, daha doğalcı Erken Klasik anlayışa geçişin ilginç bir örneği kılıyor.
Heykeli asıl özgün kılan şey ise üzerindeki giysiler. Genç erkeğin üzerinde kalın bir himation (pelerin), ince bir chiton (tunik) ve bunların altında yatay çizgiler taşıyan farklı bir giysi bulunuyor. Anadolu ve Yunanistan’daki benzer heykellerde karşılaşılmayan bu giysi biçimi, eserin yerel niteliğini ve Lidya kültürüyle bağını ortaya koyuyor. Yani heykel, Ege’de gelişen klasik sanat diliyle Lidya’nın kendi giyim geleneğini bir araya getiriyor.
Figürün sağ elinde ise bir meyve görülüyor. Bunun, bir tanrıya ya da tanrıçaya adak olarak sunulmak üzere taşındığı düşünülüyor. Söz konusu meyvenin ayva olabileceği üzerinde duruluyor. Antik dünyada meyve sunuları, özellikle bereket ve tapınım bağlamında yaygın bir gelenekti.

Lidya’nın başkentinden Pers satraplığının merkezine
Heykelin tarihi, Sardes’in tarihindeki kritik bir dönemle örtüşüyor. Bir zamanlar zenginliğiyle efsaneleşen Lidya Krallığı’nın ve ünlü kralı Kroisos’un başkenti olan Sardes, tarihteki ilk sikkelerin basıldığı yer olarak da biliniyor. MÖ 546’da Pers kralı Kiros’un Lidya’yı fethetmesinin ardından ise kent, Akhamenid Pers İmparatorluğu’nun batı eyaletinin satrap başkenti haline geldi. Yeni bulunan heykel, tam da Sardes’in bu Pers egemenliği altındaki döneminde yapıldı. Dolayısıyla eser, MÖ 5. yüzyılın başlarında kentte yaşayan seçkin kesimin kültürü, inançları ve gündelik yaşamına dair yeni veriler sunuyor.
Akdeniz coğrafyasında bu kadar erken bir döneme tarihlenen, bu büyüklükte ve bu denli iyi korunmuş anıtsal heykellere nadiren rastlanması, buluntunun Anadolu arkeolojisi açısından önemini artırıyor.

Yüzü koruyan bir tesadüf: Roma yolunun altında bin yıllar
Heykelin bu kadar iyi korunmuş olması, aslında bir yeniden kullanım tesadüfü sayesinde mümkün olmuş. Eser, Roma Döneminde Sardes’in girişindeki sütunlu caddenin döşemesinde devşirme taş olarak kullanılmış. Eski yapı ve heykellerin yeni inşaatlarda malzeme olarak yeniden kullanılması (devşirme ya da spolia), Antik Çağ’da oldukça yaygın bir uygulamaydı.
Heykelin yüzü aşağıya gelecek biçimde yere yerleştirilmesi ise yüz hatlarını ve ince ayrıntılarını yüzyıllar boyunca aşınmadan korumuş. Kazı ekibi, çevresi dikkatle temizlenen heykeli bulunduğu yerden güvenli biçimde kaldırdı.
Boya izleri araştırılacak
Antik Çağ’da bu tür mermer heykellerin çoğunlukla boyalı olduğu biliniyor. Bugün müzelerde alışkın olduğumuz bembeyaz mermer görüntüsü, aslında zamanla kaybolan pigmentlerin geride bıraktığı bir yanılsama. Uzun yıllar toprak altında kalan Sardes heykelinin yüzeyi ise kalın ve sert bir birikinti tabakasıyla kaplı durumda.
Konservasyon ekibi, yüzeyde günümüze ulaşmış olabilecek pigmentlere zarar vermeden temizlik yapılabilmesi için kapsamlı bir bilimsel çalışma yürütecek. Antik polikrom heykel uzmanlarının da katkı sunacağı çalışmalarda, heykelin yüzeyindeki ve çevresindeki toprakta bulunabilecek boya izleri incelenecek. Temizlik, bilimsel inceleme ve restorasyon işlemlerinin ardından eser, Manisa Müzesi’nde ziyaretçilerle buluşacak.
You must be logged in to post a comment Login