Roma’nın Britanya’daki egemenliği, özellikle kentlerde yaşayanlar için daha kirli ve hastalıklı bir sağlık krizine dönüşmüş olabilir.

İngiltere’de, Roma işgali öncesi ve sırasına ait iskelet kalıntılarının analizi, Roma döneminde nüfusun sağlığının bozulduğuna dair teorileri doğruluyor. Ancak bu bozulma yalnızca kentsel merkezlerde görülüyor. Bu durum, Roma Britanyası’nın kırsal kesimlerinde Roma öncesi geleneklerin sürdüğünü, kentlerde yaşayanların ise uzun vadeli sonuçlara maruz kaldığını düşündürüyor.
Britanya’nın MS 43’te Roma tarafından işgali büyük bir toplumsal çalkantıyı da beraberinde getirdi. Romalılar, Britannia halkına “medeniyet” getirdiklerini yazsalar da, Roma etkisiyle artan kentleşme, insanları yeni hastalıklara maruz bıraktı ve kaynaklara erişimi kısıtlayan sınıfsal ayrımlar oluşturdu. Bu nedenle, Roma döneminin nüfusun genel sağlığı üzerinde olumsuz bir etki yarattığı uzun süredir yaygın bir görüş.
Buna karşın, Roma’dan önceki Demir Çağı’na ait sağlık durumu görece göz ardı edildi. Bu da Roma’nın sağlık üzerindeki etkisini iyi anlamayı engelliyordu.
Demir Çağı sağlığını incelemenin zorlukları
Araştırmanın yazarı, Reading Üniversitesi’nden Rebecca Pitt, “Demir Çağı ölü gömme ritüelleri, ölülere dair genellikle aklımıza gelen düzenli mezarlıklardan çok farklı. Bunun yerine, adetleri büyük ölçüde, bedeni parçalara ayırmanın ruhu öte dünyaya göndermek için gerekli olduğuna inandıklarını gösteriyor. Bu durum, bu dönemin analizini zorlaştırıyor. Çünkü incelenebilecek insan kalıntıları karşılaştırmalı olarak daha az ve tam bir iskeleti incelemek her zaman mümkün değil” diyor.
(İlgili: Roma Britanya’sında da Gladyatör Dövüşleri Yapılıyordu)
Yetişkinlerin aksine, Demir Çağı Britanyası’nda bebekler sıklıkla bütünüyle gömülüyordu; yakılmıyor ya da iskeletleri ayrıştırılmıyordu. Pitt, bu durumdan yararlanmak için Antiquity dergisinde yayımlanan çalışmasında DOHaD hipotezini uygulayan yeni bir yaklaşım benimsiyor.
Pitt, “DOHaD hipotezi, 2 yaşın altındaki bir çocuğun yaşadıklarının, yaşamı boyunca sağlık ve gelişimi üzerinde etkili olacağını öne sürer” diye açıklıyor. “Bu, hastalık, yetersiz beslenme ya da belki travmatik bir olay gibi bizim ‘stres etmenleri’ dediğimiz unsurların bir bireyin epigenetik imzalarını etkileyebileceği anlamına geliyor. Bu da ilerleyen yaşamda sağlık sorunlarına yol açabilir ve hatta sonraki nesilleri bile etkileyebilir.”
Anne–bebek sağlığı ve kentleşme
Yetişkin olmayan bireylerin deneyimlerine, üreme çağındaki (biyolojik olarak kadın) yetişkinlerin sağlık verilerini de ekleyerek, farklı kuşakları etkileyen stres etmenlerine dair bir tablo çıkarılabiliyor. Bu da Roma işgaliyle ilişkili uzun vadeli sosyoekonomik değişimleri daha temsil edici biçimde görmeyi sağlıyor.
Pitt, “Anneler ve bebekler tarihsel anlatılarda yeterince yer bulmuyor” diye ekliyor. “Anne–bebek deneyimlerine birlikte bakarak, kentleşmenin bireylerin sağlığı üzerindeki kalıcı etkilerini gözlemleyebiliyoruz. Annelerden çocuklarına aktarılan olumsuz sağlık izlerini görebiliyoruz.”
Pitt, İngiltere’nin güney ve orta kesimlerindeki kentsel ve kırsal Demir Çağı ile Roma Britanyası yerleşimlerinden 372’si yetişkin olmayan, 274’ü yetişkin kadın olmak üzere toplam 646 iskeleti inceledi.
Araştırmacı, iskeletlerin ölüm yaşlarını ve iskelet lezyonları gibi sağlık göstergelerini belirledi. Ardından Demir Çağı, kırsal Roma ve kentsel Roma toplulukları arasındaki farkları değerlendirmek için istatistiksel analizler uyguladı.

Kentsel ve kırsal sağlık bulguları
Pitt, Roma Dönemi’nde olumsuz sağlık göstergelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğunu, ama bunun yalnızca civitas başkentleri gibi kentsel bağlamlarda görüldüğünü ortaya koydu. Kırsal iskeletlerde patojen maruziyetinde hafif bir artış gözlense de, Demir Çağı ve Roma dönemi kırsal toplulukları arasında sağlık açısından istatistiksel bir fark yoktu.
Kentleşmenin, sınırlı kaynak erişimi, kalabalık ve kirli yaşam koşulları ve kentsel Roma altyapısının kilit unsurlarından biri olan kurşuna maruz kalmayı beraberinde getirmiş olması muhtemel. Tüm bunlar, sağlık üzerinde sert ve uzun vadeli etkiler yaratmış görünüyor.
Buna karşılık, kırsal topluluklar aynı tür stres etmenlerini benzer ölçüde deneyimlememiş olabilir. Hatta, bölgesel Demir Çağı geleneklerinin kırsal alanlarda sürdürüldüğü ve Roma yönetiminin Demir Çağı topluluklarına her yerde radikal bir kültürel dönüşüm dayatmadığı da düşünülebilir.
Günümüz sağlığı için çıkarımlar
Genel olarak Pitt’in bulguları, Roma işgalinin olumsuz sağlık etkilerinin büyük ölçüde kirli ve aşırı kalabalık kentsel merkezlerle sınırlı olduğunu, fakat Roma kentleşmesinin kuşaklar boyunca süren bir zorluk ve yıpranma hikâyesi yarattığını ortaya koyuyor.
Pitt, “Bunun modern toplulukların sağlığı açısından önemli sonuçları olduğuna inanıyorum” diyerek sözlerini sürdürüyor. “Günümüzde çocuklar giderek daha kirli bir dünyaya doğuyor ve yaşam maliyetiyle başa çıkmakta zorlanan ailelerin sayısı artıyor. Bu durum, küçük çocukların gelişimini ciddi biçimde etkileyebilir ve yaşamları boyunca, hatta muhtemelen gelecek nesillere uzanan sağlık ve iyilik hâli sorunlarına yol açabilir.”
Antiquity. 10 Aralık 2025.
Makale: Pitt, R. (2025). Assessing the impact of Roman occupation on England through the Developmental Origins of Health and Disease (DOHaD) hypothesis. Antiquity, 1–18.
You must be logged in to post a comment Login