Orta Çağ Okları, Kurşuna Benzer Yaralanmalara Neden Oldu

Yeni keşfedilen insan kalıntılarının analizi, Orta Çağ’da kullanılan okların, günümüzdeki kurşun yaralarına benzer yaralanmalara sebep olduğunu gösterdi.

İngiltere’nin Exeter kentinde bir Orta Çağ Dominik rahibinin mezar alanının kazılması sırasında toplanan bir kafatasına giriş açısının yeniden inşası. C: University of Exeter

Exeter’deki bir Dominik rahibine ait kemikler, uzun yaylardan atılan okların, insan kafatasının içinden geçerek girişi küçük fakat çıkışı büyük yaralar oluşturabileceğini gösteriyor.

Çalışmanın bir parçası olarak incelenen, muhtemelen savaşta ölen insanlara ait iskeletler, daha önceki bir zamanda başka bir yerdeki orijinal mezar konumundan bu kutsal toprağa taşındı.

(Neolitik Mezardaki Kişi, Başarısız Bir Beyin Ameliyatı Geçirmiş)

İngiliz uzun yayı, geriliminin yüksek olmasıyla ile ünlüydü. Okçular, Agincourt ve Crecy savaşları da dahil olmak üzere ünlü İngiliz askeri zaferlerinde kritik bir rol oynadılar. Bayeux Goblen’inde, gözünde bir ok bulunan Kral Harold tasviri, İngiliz tarihinin en ikonik görüntülerinden biridir. Ancak okların insanlar üzerindeki fiziksel etkilerinin gerçek izleri son derece nadir.

Kafatasında, sağ göz üzerinde dik açılı bir delik. C: University of Exeter

Exeter Üniversitesi’nden bir ekip tarafından yapılan ve Antiquaries Journal‘da yayımlanan araştırma, Orta Çağ’da kullanılan okların kurbanı vururken saat yönünde dönecek şekilde tasarlanmış olabileceğini gösteriyor.

Araştırmayı yöneten Exeter Üniversitesi’nden bir arkeolog olan Profesör Oliver Creighton: “Bu sonuçlar, bize Orta Çağ uzun yayının gücünü gösteriyor.” diyor.

“Orta Çağ dünyasında, göze veya yüze nişan alınmış okun neden olduğu ölümün özel bir anlamı olabilir. Rahip yazarlar da bazen yaralanmayı ilahi bir ceza olarak gördüler. 1066’da Hastings savaş meydanında Kral II. Harold’ın ‘gözündeki ok’ bu noktadaki en ünlü vaka idi. Çalışmamız böyle bir yaralanmanın korkunç gerçeğine odaklanıyor.”

Dominik Manastırı’ndaki mezar alanı, Exeter şehir merkezindeki Princesshay alışveriş bölgesinin inşaatından önce, Exeter Arkeolojisi tarafından 1997 ile 2007 yılları arasında kazıldı. Burası, yerel şövalyeler Sir Henry Pomeroy (ö. 1281) ve Sir Henry de Ralegh (ö. 1301) dahil olmak üzere, halkın kardeşleri ve varlıklı üyeleri için son dinlenme yeriydi.

Tibianın medial yönünü etkileyen delinme yarası ve kırılması. C: University of Exeter

Mezar alanında, parçalanmamış kalıntılardan oluşan bir koleksiyon vardı. Analiz edilen insan kalıntıları, neredeyse tam bir kafatası, bir sol uyluk kemiği, bir sağ kaval kemiği ve bir sol kol kemiği dahil olmak üzere 22 kemik parçası ve üç dişten oluşuyordu. Tüm bu kemikler, büyük olasılıkla ok yaralanmasından kaynaklanan, ölüm anında veya o sıralarda meydana gelen kırıkların neden olduğu travmatik yaralanmalara dair kanıtlar gösterdi.

Bu yaralanmalar, sağ gözün üst kısmında, kafatasında bir delik yarası ve başın arkasında bir çıkış yarasını içeriyordu. Bu durumda, ok adamın kafasına çarptığında muhtemelen saat yönünde dönüyordu. Sağ kaval kemiğinde, baldırın üst kısmının olması gereken yere yakın başka bir delinme yarası bulundu. Ok kemiğe yerleşmeden önce alt bacağın etinden arkaya geçmişti.

Ok başının ‘bodkin’ tipi olarak bilinen, kare veya elmas şeklinde kesitli bir zırh delici tip olduğu düşünülüyor ve kalıntılar arasında birinin savaşta veya askeri tarzda teçhizata sahip biri tarafından öldürüldüğünü öne sürüyor. Ok ucu kafatasından çıkarken ok şaftı takılı kalmış ve daha sonra başın önünden geri çekilerek kemikte daha fazla kırığa sebep olmuş.

Ortaçağ oklarının, uçuştaki stabiliteyi ve isabet oranını en üst düzeye çıkarmak için okların dönmesini sağlamak için dövüldüğü biliniyor, ancak delinme yarası, bu okun en azından bir kurbana çarptığında saat yönünde döndüğünü kanıtlıyor. Silah imalatçıları da, mermilerin aynı şekilde saat yönünde dönmesi için genellikle yivli namlular yaparlar.

Kalıntıların radyokarbon tarihlemesi, bunların MS 1482’den 1645’e kadar olan bir aralığa tarihlendiğini gösterdi. Delik bir kaval kemiği, MS 1284 ila 1395’e; kafatası ise MS 1405 ila 1447’ye tarihlendi. Bu, kafatası ve bacaktaki yaralanmaların farklı kişiler tarafından yapıldığını gösteriyor.


University of Exeter. 7 Mayıs 2020.

Makale: Creighton, O. H., Evis, L., McKenzie, C. J., Watt, I., & Outram, A. K. THE FACE OF BATTLE? DEBATING ARROW TRAUMA ON MEDIEVAL HUMAN REMAINS FROM PRINCESSHAY, EXETER. The Antiquaries Journal, 1-25.

Yorumlar
Yıldız Teknik Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü.

You must be logged in to post a comment Login