Antik DNA, soyu tükenmiş bir türde daha önce hiç görülmemiş cinsiyet kromozomu kombinasyonuna sahip bir yünlü mamut ortaya çıkardı.

Yüzlerce mamutun Antik DNA’sı, hem avcıların neden dişileri seçtiğini hem de soyu tükenmiş bir türde ilk kez görülen sıra dışı bir kromozom durumunu ortaya koyuyor. Bir mamutun, kromozomal olarak ne dişi ne de erkek olduğu bulundu.
Bilim insanları, insanlar tarafından avlanan mamutların kemiklerini incelerken çarpıcı bir eğilim fark etti: Öldürülen hayvanların çoğu dişiydi. Buna karşılık, görünüşe göre doğal nedenlerle ölen mamutların büyük çoğunluğu erkekti. Bu durum araştırmacıları, Buzul Çağı insanlarının avlamak için özellikle dişi yünlü mamutları seçtikleri sonucuna götürdü.
Ancak ekip, dişilerin yalnızca daha küçük ve alt etmesi daha kolay oldukları için menüde olduğunu düşünmüyor. Bunun yerine, yanıtın modern fillerin davranışlarında saklı olabileceğine inanıyorlar.
(İlgili: Birileri İnsanların Yaşayamayacağı Bir Yerde Bu Mamutu Kesmiş)
Paleogenetik Merkezi’nde doktora sonrası araştırmacı ve bu yeni çalışmanın baş yazarı Dr. Hannah Moots, “Mamutlar modern filler gibi sürüler hâlinde yolculuk ettiyse, araziyi daha öngörülebilir ya da mevsimsel biçimlerde kat etmiş olabilirler” diyor.
“Yetişkin erkekler daha fazla başıboş dolaşma eğilimindeyken, dişilerin öncülük ettiği sürüler daha düzenli hareket örüntüleri izliyor. Bu da onların bulunmasını kolaylaştırmış olabilir.”

Yüzlerce mamut kemiğinden Antik DNA
Ekip bulgularına, ilk kez dizilenen 448 birey de dâhil olmak üzere, Avrasya ve Kuzey Amerika’nın dört bir yanından 521 yünlü mamutun Antik DNA’sını analiz ederek ulaştı.
Mamutların en az 421’i, görünüşe göre doğal bir ortamda ölüp düşmüş, tek başına duran kalıntılar olarak bulundu. Ama kemiklerin 100’ü, 30.000 ile 20.000 yıl öncesine tarihlenen mamut kasaplık alanları olduğu anlaşılan kemik yataklarında bulundu.
Daha doğal ortamlarda bulunan mamutların yüzde 34’ü dişi, yüzde 66’sı erkekti. Buna karşılık, kemik birikim alanlarından çıkan mamutların yüzde 70’i dişi, yalnızca yüzde 30’u erkekti.
Yine de araştırmacılar, eski insanların dev mamutları nasıl alt edebildiğinden hâlâ tam olarak emin değil. Bunu açıklayan Paleogenetik Merkezi’nden araştırmacı ve çalışmanın ortak kıdemli yazarı Dr. David Díez del Molino, hayvanların 3,7 metreye varan yükseklikte olduğunu ve 8 tonun üzerinde ağırlığa ulaşabildiğini ekliyor.
Göç örüntülerini takip edip onları çıkmaz noktalara sıkıştırmak en akla yatkın açıklama gibi görünüyor ve büyük olasılıkla daha kalabalık gruplar hâlinde yolculuk eden dişilerin aşırı çokluğunu açıklamaya da yardımcı oluyor.
Ekip şimdi, bu avlanma başarısının aslında nasıl elde edildiğini ortaya çıkarmak için Antik DNA, izotop verileri ve arkeolojik bulgular da dahil olmak üzere daha fazla kanıt toplamak üzere diğer araştırmacılarla birlikte çalışıyor.

Ne XX, ne XY
İlgi çekici biçimde, incelenen mamutların hepsi bu katı erkek-dişi ikiliğine tam olarak uymuyordu.
Yünlü mamutların yeryüzünde hayatta kaldığı son yer olan Wrangel Adası’ndan bir birey, ne tam olarak XX dişi ne de XY erkekti. Bunun yerine mamut, X0/XX mozaikliği olarak bilinen bir cinsiyet kromozomu kombinasyonuna sahipti. Bu, bireyin bazı hücrelerinde X kromozomundan tek bir kopya, bazılarında ise iki kopya bulunması durumu.
İnsanlarda Turner sendromu olarak bilinen bu durum, soyu tükenmiş bir türde ilk kez belgeleniyor. Moots, “Bunu bulmayı kesinlikle beklemiyorduk ama gerçekten heyecan vericiydi” diye belirtiyor.
Birey kuşkusuz özeldi, ama bu kromozomal farklılığın onun davranışını ya da görünümünü nasıl etkilemiş olabileceğini bilmek güç.
Moots, “Görünür herhangi bir fiziksel farklılık olup olmayacağını bilmek de zor” diye açıklıyor. “Diğer memelilerde etkiler, türe ve bireyin tam bir X0 mu yoksa bir X0/XX mozaik mi olduğuna bağlı olarak hayli değişebiliyor.”
“Örneğin atlarda, X0 bireyler genellikle tipik XX dişilerden bariz dış morfolojik farklılıklar göstermiyor, ama yumurtalık gelişimindeki anormallikler nedeniyle çoğu zaman kısır oluyorlar.”
“Bizim mamutumuz bir X0/XX mozaik olduğu ve elimizde yalnızca kemikten alınan DNA bulunduğu için, farklı hücre popülasyonlarının bedende nasıl dağıldığını ya da bu durumun hayvanın görünümünü veya doğurganlığını etkileyip etkilemeyeceğini bilemiyoruz.”
Díez del Molino, bu eşsiz mamutun keşfinde şansın bir etken olduğunu söylüyor. Ancak bu tür keşiflerin son zamanlardaki teknolojik ilerlemeler sayesinde mümkün hâle geldiğini ekliyor.
Moots, “Bu, son birkaç yıla dek gerçekten mümkün olamazdı. Bu keşfi mümkün kılan şey, geliştirilmiş referans genomlar ile yeni Antik DNA yöntemlerinin birleşimi” diyor.
IFL Science. 30 Temmuz 2026.
Makale: Moots H, Larsdotter J, Oteo-García G. 2026. Paleogenomic sex inference of mammoth remains sheds light on the anthropogenic nature of bone accumulations. Current Biology.
You must be logged in to post a comment Login