Maya Hükümdarları Anıtsal Komplekslere Damgalarını Basıyordu

Erken Maya şehirleri, ortak bir dine odaklanan anıtsal komplekslere sahipti, ancak bu, MÖ 400’de krallığın ortaya çıkmasıyla kökten değişti.

2009 yılına ait bu fotoğrafta Guatemala’nın Tikal antik şehrindeki Maya kalıntıları görülüyor. C: chensiyuan, CC BY 4.0

Eski Maya şehirleri, ortak bir din biçimine odaklanan anıtsal kompleksler barındırıyordu, fakat MÖ 400’de monarşi ortaya çıkınca bu kompleksler tamamıyla değişime uğradı.

Dartmouth Üniversitesi’nin Ancient Mesoamerica adlı dergide yayımlanan çalışmasına göre Maya ovaları boyunca güçlerini pekiştirmek isteyen hükümdarlar; bu kompleksleri değiştirecekler, bu alanlara kendi işaretlerini yerleştirecekler ve insanların buraları farklı şekilde hatırlamalarını sağlayacaklardı.

Dartmouth Üniversitesi Neukom Bilimsel Hesaplama Enstitüsü’nde antropoloji alanında doktora sonrası akademik üye olan Ryan H. Collins, “Tıpkı günümüz siyasi liderlerinin genelde kendi reklamlarını yapmaya çalışmaları gibi erken Maya hükümdarları da bunu yapıyorlardı.” diyor.

(Orta Amerika’nın Sahipleri: Maya Medeniyeti Nasıl Çöktü?)

“Maya hükümdarları geçmişte kalan dünyadan pişmanlık duyuyormuş gibi görünüyorlardı ve bunun otoritelerini sarsabileceğini düşünüyorlardı; bu nedenle geçmişi değiştirmeye ve hatta tamamen silmeye uğraşıyorlardı. Bu yöneticiler kendilerini Maya güneş tanrısının vücut bulmuş hali olarak görüyorlar ve şehre kendi damgalarını vurmak istiyorlardı. Dolayısıyla anıtlar ile insanların şehir hakkındaki deneyimleri, yöneticinin kendi yaşamı boyunca sahip olduğu arzuları yansıtacak şekilde değiştiriliyordu.”

Collins, Meksika’nın Yucatán eyaletinin merkezinde konumlanan Maya şehri Yaxuná’dan ve Guatemala’daki San Bartolo, Tikal, Ceibal ve Belize’deki Cahal Pech de dahil olmak üzere Maya ovalarındaki ekinokslar ve gün dönümleri gibi astronomik hizalanmaları yansıtan “E Grupları” adı verilen diğer piramit plaza kompleksleri ile tapınaklardan elde edilen verileri inceledi.

E Grubu’ndaki her bir anıtsal kompleks, doğu-batı ekseni üzerinde inşa edilmiş ve batı yönünde bir piramit, doğu yönünde ise yüksek bir platform ile karakterize edilmişti. Önceki araştırma, Maya komplekslerindeki astronomik hizalanmaların güneş tanrısı, mısır tanrısı ve tarım sezonunun yıllık değişimlerine yapılan muhtemel bir atıf niteliğinde olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Doğu Mezoamerika’daki Maya ovalarını gösteren bir harita. C: Ryan H. Collins

Yaxuná ile diğer şehirlerden elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda Collins, MÖ 400 yılına dek E Grubu’ndaki birçok Maya kompleksinin, ya var olan tapınaklar üzerine inşa edildiğini, ya parçalandığını, ya da tamamen terk edildiğini keşfetti. Birçok durumda yeni mimari, kendisinden önce orada var olanların -inşaatın son fazının altında korunmuş beş, altı ve hatta yedi piramidin- tam üstüne inşa edilecekti.

“Zaman içinde bu tapınakların odak noktası, ilk dönemlerde toplulukları bir araya getiren ritüel ve din yerine daha çok hükümdarlar üzerine kaydı.” diyor Collins. Yaxuná’da, yalnızca orijinal şehir merkezinde, MÖ 900 ila MÖ 100 yılları arasında 11 adet inşaat fazı bulunuyordu.

E grubu içindeki yeni anıtlar eskilerin üzerine inşa edilirken, bazı yönleri zamanla korunmuştu. Örneğin Yaxuná’daki orijinal doğu yapısı (Str. 5E-6), sekizinci fazda dairesel bir taş temel içeriyordu; bu temel korunmuş ve altıncı fazın zemininde dairesel oyma bir çizgi şekli ile sonraki nesiller tarafından üzerinde durulmuştu. Ayrıca yedinci ve dördüncü fazlarda gizlenmiş değerli eşyalar da bulundu; bu değerli eşyalar arasında cilalanmış bir manyetit parçası ile muhtemelen uzun mesafeli ticaret yoluyla elde edilmiş yeşil seramik boncuklarla süslenmiş bir seramik kap da yer alıyordu.

“Mayalar geri dönecek ve yüzyıllar sonra değil yalnızca nesiller sonra sosyal öneme sahip alanları işaretleyeceklerdi; bu yolla insanların önemli olduğunu düşündükleri şeyler ile hafıza ve devamlılığı nasıl vurguladıklarını göstermeye çalışacaklardı.” diyor Collins.

(a): Sekizinci fazın zemininde dairesel bir yapı görülüyor. (b): Yedinci fazın zeminindeki bir çift kasıtlı bölmeye gizlenmiş diğer eserlerin yanı sıra bulunan cilalanmış manyetite ait bir parça. (c): Altıncı fazın zeminindeki dairesel oyma çizgi. (d): İki yeşim taşı ile ilişkilendirilen dördüncü fazın zeminine gizlenen, kırmızı kilden yapılmış eksiksiz bir seramik kap. C: Ryan H. Collins

Yaxuná alanındaki diğer bölgeler ile diğer E Grubu alanları, “son verme ritüelleri”ne ait kanıtlar içeriyordu. Bu ritüeller bir yapı ile, özellikle de kutsal bir yapı ile ilişkilendirilen enerjiyi veya ruhu yok etmek amacıyla yapılıyordu; bu ritüeller sırasında yanmış tütsü külü, belirlenen alana saçılıyordu. Yaxuná’daki doğu yapısında bir değirmen taşının yakınlarında küle rastlandı; bu, geçmişte ritüellerde kullanılan bir alanın daha sonraki yıllarda yiyecek hazırlamak için kullanıldığına dair bir kanıt teşkil ediyordu.

“Arkeolojide Maya Krallığı’nın geçmişten gelen bir sürekliliği temsil ettiğine dair bir varsayım bulunuyor fakat Maya hükümdarları insanların yaşadıkları yerler hakkındaki deneyimlerini değiştirmeleri bakımından aslında Mezoamerikan yapı geleneklerinden kopmaya çalışıyorlar ve Maya şehrinin şeklini değiştiriyorlardı.” diyor Collins. “E Grubu’nda gözlemlenen Maya kültürünün ilk bin yılı, yalnızca yeni anıtların ortaya çıktığı bir dönemi değil, büyük ölçekli yollar inşa edildiği ve semtler oluşmaya başladığından aynı zamanda büyük şehir mimarisi gelişimi dönemini de içeriyor. Tüm bunlarla birlikte bu gelişmeler, Maya Uygarlığı’nın eşitlikçi bir toplumdan daha hiyerarşik bir yapıya dönüşmesine neden olmuş da olabilir.”


Dartmouth College. 21 Eylül 2021.

Makale: Collins, R. H. (2021). Selective Memory: Monumental Politics Of The Yaxuná E Group In The First Millennium BC. Ancient Mesoamerica, 1-20.

Kocatepe Üniversitesi'nde Hukuk okuyor. Dil, tarih ve arkeoloji alanlarında kendini geliştiriyor.

You must be logged in to post a comment Login