İpek Yolu kenti Dzhankent’ten çıkan koyun dişleri, Orta Çağda insanların kurak bir çevrede esnek sürü stratejileri kullandığını gösteriyor.

Hayvancılıkta kullanılan koyunların azı dişleri çoğu insanın üzerinde pek düşünmediği bir konu olabilir. Ancak koyunların yediği otlardan içtiği suya kadar pek çok ayrıntı, insanların yüzyıllar önce nasıl yaşadığı hakkında önemli bilgiler verebilir.
Michigan Üniversitesi araştırmacılarının öncülük ettiği uluslararası bir ekip, koyunların azı dişlerinin minesinde bulunan izotopları inceleyerek Orta Çağ Kazakistan’ındaki sürü yönetimini araştırdı. Araştırmacılar, kurak bölgede yaşayan insanların zorlu çevre koşullarında başarılı olabilmek için hayvan yönetimi stratejilerini hassas biçimde uyarladıklarını ortaya çıkardı.
Çalışmada özellikle, Orta Çağ’da Dzhankent kentinde yaşayan insanların sürülerini kurutulmuş otlarla beslediği, yiyecek amacıyla bölge dışından hayvanlar temin ettiği ve koyunların ne zaman doğuracağını dikkatli biçimde planladığı belirlendi. Araştırmacılara göre bu uygulamalar, süt ve peynir gibi süt ürünlerinin yıl boyunca bulunabilmesini sağlama amacı taşıyordu.
(İlgili: Kazakistan’da Erken Oğuzlara Ait Türk Yazısı Bulundu)
Michigan Üniversitesi Antropolojik Arkeoloji Müzesi’nde doktora öğrencisi ve Archaeometry dergisinde yayımlanan çalışmanın başyazarı Kara Larson, “Dzhankent özellikle dayanıklı bir yerleşimdi. İnsanlar, nüfusun yıl boyunca beslenmesini sağlamak için sürü yönetimi stratejilerini esnek biçimde uyguluyordu” diyor.
Larson, “Kentlerde yaşayan insanların yalnızca tek bir hayvancılık yöntemine bağımlı olduğuna ilişkin anlatımlarla çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle Dzhankent’in hem yerel hayvancılıkta hem de bölgesel kaynaklardan hayvan temin etme konusunda ne kadar uyum sağlayabildiğini görmek oldukça heyecan verici” diye ekliyor.
MS 7. ve 11. yüzyıllar arasında güney Kazakistan’da bulunan Dzhankent, balıkçılık ve tarımla geçinen bir köyden daha büyük bir kente dönüştü. Kent, Asya’daki ticaret yollarından oluşan ve kuzey İpek Yolları olarak bilinen ağ üzerinde önemli bir merkez haline geldi. Ancak kentin kendi nüfusunu nasıl beslediği hakkında çok az bilgi bulunuyor.

Michigan Üniversitesi Antropolojik Arkeoloji Müzesi’nde arkeolojik bilimler alanında yardımcı küratör olan Alicia Ventresca-Miller, “İpek Yolu üzerindeki Dzhankent kenti 9. ve 10. yüzyıllarda ticaret açısından hayati önem taşıyordu. Kent sakinlerini besleyebilmek için çok çeşitli hayvancılık stratejileri uygulanıyordu ve koyunların doğum zamanları da çeşitlilik gösteriyordu” diyor.
Ventresca-Miller, “Bu durum, kent sakinlerinin süt ürünlerine yıl boyunca erişimi artırmaya çalıştığını ve farklı otlatma ve yemleme uygulamaları kullanarak riskleri daha da azaltmaya çalıştığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, koyunları bilinçli olarak farklı bölgelere taşıyor ve yiyeceğin azaldığı dönemlerde onlara ek olarak biçilmiş ot veriyorlardı” diye açıklıyor.
Zorlu Bir Çevrede Esnekliğin Önemi
Aral Gölü havzasının içinde yer alan Dzhankent, yarı çöl ve çölle çevrili. Amu Derya ile Sir Derya nehirlerinden gelen suya bağımlı. Kış boyunca Sibirya’dan gelen hava, sıcaklıkları -26°C dolaylarında tutuyor. Yazlar sıcak ve kurak, sıcaklıklar 27°C civarında seyrediyor. Her yıl 10 ile 14 santimetre arasında yağış düşüyor.
Koyunlar yiyip içtikçe, besinlerindeki ve sularındaki izotoplar dişlerinin bir parçası hâline geliyor. Koyunların dişlerindeki izotopların bileşimini belirlemek; araştırmacılara koyunların nasıl otlatıldığını, ne zaman doğurup itlaf edildiğini ve nasıl yemlendiğini, yani beslendiğini anlatabiliyor. Dzhankent’te yaşayan insanların sürü yönetimi uygulamalarını incelemek için araştırmacılar, 16 koyunun ikinci azı dişlerini analiz ederek mine içindeki karbon ve oksijen izotoplarını ardışık biçimde ölçtü.

Araştırmacılar daha sonra, birleşik karbon ve oksijen değerlerine göre 16 koyunu altı gruba ayırdı. Oksijen izotopu oranlarında mevsimsel bir değişim var; bu oranlar yaz aylarında yükseliyor, kış aylarında ise düşüyor.
Daha yüksek karbon izotopu oranları yaz ya da kurak mevsimlerde ot tüketimine işaret ederken, daha düşük karbon izotopu oranları kış ya da daha yağışlı mevsimlerde bitki tüketimine işaret ediyor.
Araştırmacılar, koyunların büyük olasılıkla yıl boyunca üretildiğini, bireylerin çoğunluğunun ise ilkbahar aylarında doğduğunu buldu. Koyunları yıl boyunca üretmek, büyük olasılıkla onları kış ayları boyunca süt üretir hâlde tutmaya yönelik bir stratejiydi.
Ventresca-Miller, Dzhankent’te yaşayan insanların, kıtlık dönemlerinde bir geçim kaynağı işlevi gören kurutulmuş, tuzlanmış lor gibi süt ve süt ürünlerine güvenebildiğini söylüyor. Ventresca-Miller, bunun, insanların bir Kazak peyniri olan kurtu yıl boyunca yediği modern döneme benzediğini belirtiyor.
Ventresca-Miller, hayvancılık uygulamalarındaki çeşitliliğe ve koyunların doğum dönemlerinin genişletilmesine dayanarak, bu kasabanın dayanıklı olduğunu bildiklerini ekliyor.
University of Michigan. 29 Temmuz 2026.
Makale: Larson, K., I. Tomažič, A. Haruda, et al. 2026. “Provisioning a Silk Road City: Herd Management Strategies at the Urban Site of Dzhankent, Kazakhstan.” Archaeometry 1–12.
You must be logged in to post a comment Login