Bulgaristan’daki Demir Çağı’na ait çeşitli yerleşimlerde bulunan köpek kemikleri, insanların köpek eti tükettiğini gösterdi.

Bulgaristan’daki arkeolojik alanlarda bulunan düzinelerce köpek iskeleti üzerindeki kesim izleri, 2.500 yıl önce insanların köpek eti yediğine işaret ediyor. Ayrıca insanlar bunu başka seçenekleri olmadığı için yapmıyordu.
Bulgaristan Bilimler Akademisi Ulusal Arkeoloji Enstitüsü ve Müzesi’nde zooarkeolog olan ve yeni çalışmanın yazarı Stella Nikolova, “Bu alanlar büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık açısından zengin; ana protein kaynağı da bu hayvanlardı. Dolayısıyla köpek eti, yoksulluktan ötürü mecburen yenmiş bir şey değildi. Kanıtlar, köpek etinin toplu şölenlerle bağlantılı bir gelenekle ilişkili olduğunu gösteriyor” diyor.
Günümüz Avrupa toplumlarında köpek eti tüketimi tabu kabul edilse de bu her zaman böyle değildi. Tarihsel anlatılar, Antik Yunanların zaman zaman köpek eti yediğini aktarıyor. Yunanistan’da bulunan köpek iskeletleri üzerinde yapılan arkeolojik analizler de bu öyküleri doğruladı.
(İlgili: Köpek Çeşitliliği, Sanılandan Binlerce Yıl Önce Ortaya Çıkmış)
Demir Çağı’nda (MÖ 5. yüzyıldan MÖ 1. yüzyıla), günümüz Bulgaristan’ı topraklarında, Yunanların kuzeydoğusunda Traklar olarak bilinen bir kültürel grup yaşıyordu. Yunanlar ve Romalılar, Trakları “uygar olmayan” ve savaşçı bir topluluk olarak görüyordu. MS 1. yüzyılın ortalarında Trakya, Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti haline geldi. Trakların da, Yunanlar gibi köpek eti tükettiği söyleniyordu.
Trakların köpek yiyip yemediği sorusunu incelemek için Nikolova, Bulgaristan’ın farklı bölgelerine yayılmış 10 Demir Çağı arkeolojik alanından elde edilen iskeletleri ve daha önce yayımlanmış verileri değerlendirdi. Köpeklerin çoğunun orta büyüklükte burun yapısına ve orta-büyük omuz yüksekliğine sahip olduğunu; yani kabaca günümüz Alman çoban köpekleri boyutlarında olduklarını belirledi.
Ancak kemiklerin birçoğundaki çok sayıdaki kasaplık izi, bu köpeklerin “insanın en iyi dostu” olmadığını gösteriyordu. Nikolova, “Alanlarda çok sayıda evcil hayvan bulunduğu için, büyük olasılıkla bekçi köpeği olarak besleniyorlardı” diyor. “Modern anlamda evcil hayvan gibi görüldüklerine inanmıyorum.”

İç Trakya’da, Demir Çağı’na ait bir ticaret merkezi olan Emporion Pistiros sahasında arkeologlar 80.000’den fazla hayvan kemiği buldu. Köpekler toplamın yüzde 2’sini oluşturuyordu. Nikolova, Pistiros’tan gelen köpek kemiklerini yakından incelediğinde, bunların neredeyse yüzde 20’sinde metal aletlerle yapılmış kasaplık izleri tespit etti. İki alt çenede ise dişler yanmıştı. Bu durum, hayvanlar kesilip pişirilmeden önce kılların ve postun ateşle temizlenmiş olmasından kaynaklanmış olabilir.
Nikolova, “En yoğun kesik izleri ve parçalanma, kas dokusunun en yoğun olduğu bölgelerde, arka bacakların üst kısmında görülüyor” diyor. “Kaburgalarda da kesikler var; oysa köpeklerde bu bölgeler çok az et verir.” Nikolova’nın köpekler üzerinde fark ettiği kesim izleri, sahadaki koyun ve sığır kemiklerindeki kesim düzeniyle büyük ölçüde benzerdi. Bu da tüm hayvanların benzer biçimde parçalandığını düşündürüyor.
Trakların domuz, kuş, balık ve yabani memeliler gibi et tüketimiyle daha “klasik” biçimde ilişkilendirilen pek çok başka hayvana sahip olması nedeniyle Nikolova, Trakların köpekleri son çare olarak yediğini düşünmüyor.
Nikolova’ya göre Pistiros’ta kasaplık görmüş köpek kemikleri, şölenlerin atık kalıntıları içinde ve genel evsel çöp yığınlarında bulundu. Bu da köpek etinin farklı bağlamlarda tüketilmiş olabileceği anlamına geliyor. “Yani belirli bir gelenekle bağlantılı olsa da yalnızca o çerçeveyle sınırlı değildi. Ara sıra tüketilen bir ‘lezzet’ de olabiliyordu” diyor.
Nikolova’nın incelediği Bulgaristan’daki diğer bazı arkeolojik alanlarda da kesilmiş ve yakılmış köpek kemiklerine dair kanıtlar vardı. Yunanistan ve Romanya’daki sahalarda da benzer bulgular görülüyordu. Bu nedenle Nikolova, çalışmasında “köpek eti tüketimini Antik Trakya’ya özgü bir şey olarak etiketleyemeyiz; bunun MÖ 1. binyılda Kuzeydoğu Akdeniz’de bir ölçüde düzenli olarak uygulanan bir pratik olduğunu söylemek daha doğru” diyor.
Nikolova, Corpus Animalium Thracicorum projesi kapsamında Pistiros’taki köpeklerin rolünü daha ayrıntılı araştırmayı planlıyor. Pistiros’ta kasaplık izleri taşıyan köpeklerin Demir Çağı’nın erken evresine ait olduğunu, daha sonraki dönemlerde ise insanların bütünlüğü bozulmamış köpekleri gömmeye başladığını belirtiyor. Bu yüzden zaman içinde insanların tutumunda bir değişim olup olmadığını ve köpeklerin neden giderek “kabul edilemez” bir besin kaynağı haline gelmiş olabileceğini anlamayı hedefliyor.
Live Science. 24 Ocak 2026.
Makale: Nikolova, S. (2025). Dog Meat in Late Iron Age Bulgaria: Necessity, Delicacy, or Part of a Wider Intercultural Tradition?. International Journal of Osteoarchaeology.
You must be logged in to post a comment Login