Bizans Kilisesi Duvarında, Yunan Tanrısı Pan Sunağı Bulundu

Beşinci yüzyılda yaşamış Hıristiyanlar, bazalt sunağı pagan inancına sahip kişilere kasıtlı bir hakaret olarak duvara yerleştirmiş olabilir.

Sunaktaki yazıt, hacıların dini bölgeye ulaşmak için uzun mesafeler katettiğini yazıyor. C: Jonathan Orlin

Kuzey İsrail’de bir Bizans kilisesi kazan araştırmacılar, Yunan pastoral tanrısı Pan için ikinci veya üçüncü yüzyıldan kalma bir sunağı gün yüzüne çıkarttılar. Bir kilise duvarına dahil edilen bazalt sütun, erken hıristiyanlık ve pagan inancının iç içe geçmiş doğasına ışık tutuyor.

Sunağın Yunanca yazıtında, “Antioch’lu Sosipatros’un oğlu Atheneon, sunağı tanrı Pan Heliopolitanus’a ithaf etti. O verdiği sözü yerine getirmek için kendi parasını kullanarak sunağı inşa etti.” yazıyor. 

(Patara’da Yılan Figürlü Sunak Bulundu)

Heliopolitanus, tipik olarak Pan ile değil Yunan tanrısı Zeus (antik Roma panteonundaki Jüpiter) ile ilişkili bir isimdir. Örneğin, Lübnan’ın Baalbek kentindeki büyük bir tapınak, tanrının Jüpiter Heliopolitanus olarak bilinen bir versiyonunu onurlandırıyordu. Pan Heliopolitanus, hem Pan hem de Zeus’un özelliklerini barındıran bir tanrı olabilirdi ya da basitçe yabani hayat tanrısının bir diğer ismi olabilirdi. 

Haifa Üniversitesi, Zinman Arkeoloji Enstitüsü’nde bir araştırmacı olan kazı başkanı Adi Erlich, sunağın, İsrail kilisesinin yaklaşık 250 mil kuzeyinde bulunan Antioch’a atıfta bulunmasının, dini alanın “uzaktan gelen hacılar” ile ilişkilendirildiğini öne sürdüğünü söylüyor.

Erlich, yazıtın yazarının “profesyonel olmadığını” ekliyor. Her ne kadar bu kişi kiliseye ulaşmak için önemli bir mesafe kat etmiş olsa da, mesajını planlamada başarısız oldu ve yazıyı tamamlayamadan alanı tükendi, harfler gitgide küçüldü ve amaçlanan çerçevenin dışına taştı.

Banias şelaleleri, tapınağın MÖ 20 civarında inşa edilmesinden çok daha öncesinden beri Pan ile ilişkilendiriliyordu.

Söz konusu kilise, MS 400 civarında, genellikle bir keçinin bacakları ve boynuzları ile tasvir edilen Pan’a ithaf edilmiş erken bir tapınağın üzerine inşa edilmişti. Bölge MS 320 civarında önemli bir Hıristiyan merkezi haline geldi ve hatta kendi piskoposu bile vardı. Her ne kadar eski inşaatçılar, sıklıkla eski yapılardaki malzemeleri tekrardan kullansalar da, Erlich sunağın duvarın bir parçası olarak yeniden tasarlanmasının, eski tanrılara tapınan yerel halka kasıtlı bir hakaret olabileceğini söylüyor.

Pan’a adanan orijinal açık hava tapınağı, bugün dramatik şelaleleri ile tanınan Banias Ulusal Park’ında bulunuyordu. MÖ 20 civarında ibadethanenin yapıldığı zaman, şelaleler zaten yüzyıllardır Pan ile ilişkilendiriliyordu.

Klasik Roma tarzında inşa edilen tapınağın merkezinde küçük bir havuzu vardı. Hıristiyanlar daha sonra, imparator Konstantin döneminin ardından dinin yaygın bir sembolü haline gelen küçük haçların yer aldığı bir taban mozaiği eklediler. 

Erlich kilisenin, İsa ve aziz Petrus arasındaki etkileşimleri anmak maksadıyla inşa edilmiş olabileceğini söylüyor. Bazı Hıristiyan gelenekleri, burasının, İsa’nın, daha önce adı Simon olan havarisine, “kaya” anlamına gelen yeni adını verdiği bölge olduğunu kabul eder.

Yeni buluntular korunacak ve bölgenin şelalelerini gezmek için parka gelen ziyaretçiler için sergilenecek.


Smithsonian Magazine.  3 Aralık 2020.

Yorumlar
Osmangazi Üniversitesi Tarih mezunu. Ankara Üniversitesi'nde Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalında yüksek lisans yapıyor. Hellen ve Roma uygarlıkları üzerine çalışıyor. Yardımcı dal olarak da Filoloji (Yunan dili ve edebiyatı) eğitimi alıyor.

You must be logged in to post a comment Login