Bavyera’da Mithras Tapınağı Keşfedildi

Regensburg’da belgelenen Bavyera’nın en eski Mithras Tapınağı, Tuna sınırı boyunca bu kültün yayılımı hakkında yeni veriler sunuyor.

Buluntu alanında yürütülen kazı çalışmaları. C: ArchäoTeam Regensburg

Regensburg’un tarihi merkezinde rutin bir kentsel gelişim projesi olarak başlayan kazı çalışmaları, antik Roma’nın Raetia eyaletini anlama yolunda olağanüstü bir keşfe dönüştü. Stahlzwingerweg 6 numaralı adreste, üç konut binasının inşasından önce Sabine Watzlawik liderliğindeki ArchäoTeam GmbH tarafından yürütülen arkeolojik araştırmalar, ışığın ve gizemin tanrısı Mithras’a adanmış bir tapınağın kalıntılarını gün yüzüne çıkardı.

MS 80 ile 171 yılları arasına tarihlenen bu yapı, eski şehir sınırları içerisinde tespit edilen ilk Roma kült alanı olmasının yanı sıra, tüm Bavyera sınırları içinde bugüne kadar belgelenmiş en eski Mithraeum (Mithras Tapınağı) olma özelliğini taşıyor.

(İlgili: İspanya’da 1.800 Yıllık Mithras Kutsal Alanı Bulundu)

2023 yılının ilkbaharından sonbaharına kadar süren kazılar, parselin darlığı nedeniyle oldukça kısıtlı ve karmaşık koşullar altında gerçekleştirildi. Uzmanlar alanı ayrı sektörlere bölerek çalışmak zorunda kaldı; bu metodoloji, başlangıçta açığa çıkarılan yapıların bütüncül bir şekilde yorumlanmasını oldukça güçleştirdi.

Kazının ilk aşamalarında elde edilen bulgular, bölgenin alışıldık tarihsel katmanlarından farksızdı: Tarih öncesi dönemden Roma ve Orta Çağ’a uzanan yerleşim izleri ve standart materyaller belgelendi. Ancak Roma kompleksinin gerçek kimliği, Dr. Stefan Reuter liderliğinde yürütülen titiz bir sentez ve kazı sonrası analiz süreciyle netlik kazandı. Bulgular tekil bir binaya işaret ediyordu; yapının büyük bir bölümü ahşaptan inşa edildiği için zamanla çürüyüp yok olmuştu. Bu durum, arkeologları dolaylı ancak kesin kanıtlara dayanan teknik bir yorumlama yapmaya mecbur bıraktı.

Üzerinde yazıt bulunan bir adak taşı parçası. Taşın mevcut durumu, yazıtın deşifre edilmesini imkânsız kılıyor. C: Regensburg Şehir Müzeleri

Yapının tanımlanmasında en belirleyici unsurlardan biri, yüzeyi aşınmış olduğu için bir zamanlar üzerinde yer alan yazıtı kaybolmuş bir sunak (adak taşı) oldu. Bunun yanı sıra, diğer tapınak örneklerinden tanınan adak levhası parçaları ve küçük bir kutsal dolaba ya da aedicula’ya ait metal aksamlar, yapının dini niteliğini kanıtlayan ilk ipuçlarını sundu.

Ancak asıl kesin kanıt, doğrudan ritüel uygulamalarıyla ilişkili buluntulardan geldi. Ele geçen çömlekler arasında, Mithras kültüyle özdeşleşen yılan motifleriyle bezeli bir kaba ait parçalar yer alıyor. Bu buluntulara tütsü kapları ve kulplu testilerin kalıntıları eşlik ediyor. Bu sıvı kaplarının varlığı, bu gizem kültünün en merkezi faaliyetini doğruluyor: Külte kabul edilenlerin kutsal alanda bir araya gelerek gerçekleştirdikleri ritüel ayinleri ve sembolik toplu yemek törenleri.

Keşfin en çarpıcı yönlerinden biri olan tapınağın kronolojik dökümü, alanda bulunan sikkelerin incelenmesiyle gün yüzüne çıkarıldı. Bu nümizmatik veriler, yapının kullanım dönemini Kumpfmühl kohort kalesi (Kohortenkastell) ve Tuna Nehri kıyısındaki bitişik sivil yerleşim evresine tarihlendiriyor. Büyük lejyoner kampı Castra Regina’nın inşasından önceki bu zaman dilimi, Mithras kültünün bölgede tahmin edilenden on yıllar önce kök saldığını kanıtlıyor.

Regensburg Şehir Müzeleri’nden arkeolog Maximilian Ontrup’a göre bu buluntunun önemi iki açıdan benzersizdi. Yerel ölçekte, Eski Şehir sınırları içinde tespit edilen ilk antik Roma kutsal alanıydı. Bavyera genelinde ise bugüne kadar belgelenmiş dokuz Mithraeum arasındaki en eski yapıydı.

Bu erken tarihlendirme, Mithras gizemlerinin zirve noktasını 2. yüzyılın sonundan 3. yüzyıla kadar süren döneme yerleştiren; ardından 4. ve 5. yüzyıllarda Hristiyanlığın yükselişiyle gerilediğini varsayan geleneksel tarih anlatısını sarsıyor.

Keşfin tarihsel etkileri yerel sınırların çok ötesine uzanıyor. Stahlzwingerweg’deki Mithraeum, hakkında hâlâ çok az şey bildiğimiz “Tuna Yerleşimi” (Donausiedlung) üzerine güçlü bir ışık tutarak, yerleşimin oluşum evresindeki sosyal ve dini dokusuna dair ipuçları sunuyor. Tapınak ve beraberindeki envanter; kapsamlı çalışmalara rağmen gizemini koruyan bu sır kültünün litürjisi, ritüel objeleri ve coğrafi yayılımı hakkında paha biçilmez veriler sağlıyor.

İmparator Hadrianus (MS 117-138) portreli sikke. Diğer nümizmatik buluntularla birlikte bu sikke, kutsal alanın tarihlendirilmesine olanak tanıyor. C: Regensburg Şehir Müzeleri

Bu gizemli ritüellere dair bilgilerimizin neredeyse tamamı ikonografi ve kült mekanlarından geliyor; zira günümüze ulaşan herhangi bir kutsal metin veya inisiyasyon el kitabı bulunmuyor. Bu nedenle, yeni keşfedilen her Mithraeum, aslında kayıp bir kitabın kurtarılmış bir sayfası niteliğinde.

Regensburg Şehri ve Bavyera Eyaleti Anıt Koruma Ofisi, buluntuların kapsamlı bir değerlendirmesine adanmış araştırma projesini finanse etmek üzere iş birliği yaptı. Bu süreçte, projeyi yürüten SDI GmbH & Co. KG şirketi, ele geçen tüm objelerin Regensburg Şehir Müzeleri’ne bağışlanma sürecini resmileştirdi.

Müzede; seramik parçaları, korozyona uğramış metaller ve kurban edilen hayvanların kalıntıları gibi görünüşte mütevazı olan bu parçalar, halka aktarılacak bütünsel bir anlatı için bağlamlandırılacak ve sergilenecek.

Tuna sınırı, artık çevre bir bölge veya geç Romalılaşmış bir alan olarak değil; Doğu kökenli dini akımların çok erken tarihlerde verimli bir zemin bulduğu dinamik bir merkez olarak karşımıza çıkıyor. Bu kutsal alan, tarih kitaplarının betimlediğinden çok daha karmaşık ve köklü bir ruhani manzara çiziyor.


LBV Magazine. 6 Şubat 2026.

You must be logged in to post a comment Login