Aztek kralı Moctezuma’nın, başkent Tenochtitlan’da kendine özel bir “hayvanat bahçesi” vardı ve bu hayvanlar sadece sergilemek için değildi.

İspanyol işgalciler 1519’da Aztek başkenti Tenochtitlan’a ilk ulaştıklarında, “vivarium” olarak tanımladıkları ve “Hayvanlar Evi” adını verdikleri bir hayvan barınağının varlığını rapor etmişlerdi. Daha yakın dönemlerde bu hayvan muhafazası, o sırada Aztek İmparatorluğu’na hükmeden liderin adına atfen “Moctezuma’nın Hayvanat Bahçesi” olarak anılmaya başlandı. Ancak bugüne dek böyle bir muhafazanın gerçekten var olduğuna dair somut bir kanıt bulunamamıştı.
Arkeolog Elizalde Mendez’in The Captive Animals of the Ancient City of Tenochtitlan (Antik Tenochtitlan Kentinin Tutsak Hayvanları) adlı yeni kitabında, metropolün tam kalbinde gerçekten de ürkütücü yırtıcıların tutulduğuna dair şimdiye kadarki en ikna edici kanıtların sunuldu. Bu Kolomb öncesi “hayvanat bahçesi”nin barındırdığı büyük yırtıcılar arasında jaguarlar, pumalar ve kurtların yanı sıra çeşitli kartal türleri ve diğer yırtıcı kuşlar da vardı.
(İlgili: Aztek Tapınağındaki Obsidyenler Düşman Topraklarından Gelmiş)
Açık olmak gerekirse Elizalde Mendez, bu yapının kendisine ait kalıntıları bulduğunu iddia etmiyor. Ancak Tenochtitlan’daki kurban çukurlarında bulunan 28 hayvan iskeletini analiz ederek, bu canlıların öldürülmeden önce esaret altında tutulduklarına dair osteolojik kanıtlar ortaya koyuyor.

Örneğin altın kartallara, bıldırcınlara, kurtlara ve jaguarlara ait kemiklerin tamamında iyileşmiş travma izleri, eklem rahatsızlıkları ve enfeksiyon hastalıklarına dair belirtiler görülüyor. Bu rahatsızlıkların şiddetine dayanarak yazar, “bu hayvanların birçoğunun vahşi doğada hayatta kalmasının imkânsız olacağını” yazıyor ve dolayısıyla esaret altında tutulup insanlar tarafından bakılmış olmaları gerektiği sonucuna varıyor.
Meksika Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü’ne (INAH) göre yazar, alanda bulunan yırtıcı kuşların beslenme düzenini de değerlendiriyor ve hatta kurtların esaret altında üretilmiş olabileceğini düşündüren kanıtlar sunuyor.

Elizalde Mendez, Arqueología Mexicana dergisinde yayımlanan ayrı bir makalede, söz konusu “hayvanat bahçesi”nin aslında iki ayrı muhafazadan oluştuğunu; bunlardan birinin su kuşlarının tutulduğu bir kuş alanı olduğunu açıklıyor. Bu yapılar topluca yerel olarak “Kuşların Evi” anlamına gelen Totocalli adıyla biliniyordu. Ancak İspanyol misyoner Bernardino de Sahagún, ünlü etnografik eseri Florentine Codex’te bu adı değiştirerek “Hayvanlar Evi” şeklinde kayda geçirdi.
Sahagún bu anlatıda tilkilerden ve pumalardan söz ettiği gibi, yılan gibi sürüngenlerden ve kurbağalar ile kara kurbağaları (toad) gibi amfibilerden de bahsediyor. Totocalli’de ayılar ve bizonların da barındırıldığını öne sürüyor, fakat Elizalde Mendez, Tenochtitlan’da bu hayvanlara ait herhangi bir kalıntının bulunmadığını söylüyor.

Öte yandan Hernán Cortés’in hazırladığı bir Tenochtitlan haritası, Moctezuma’nın Hayvanat Bahçesi’nin kraliyet sarayının yakınında, “kutsal alanın” hemen arkasında yer aldığını gösteriyor. Arkeologlar hâlâ bu yapının izine rastlamamış olsa da Elizalde Mendez, hayvanların muhtemelen burada tutulduğunu; böylece rahiplere kurban edilecek canlıların sağlandığını söylüyor.
Azteklerin hayvanları “tanrıların yiyeceği” olarak gördüğünü hatırlatan Elizalde Mendez, Totocalli’nin sıradan bir hayvanat bahçesi olmadığını; içinde barındırdığı canlıların, Tenochtitlan’ın dinsel seçkinlerinin çeşitli tanrıları sürekli olarak kanlı sunularla hoşnut etmelerini sağlayan ritüel “can damarını” oluşturduğunu açıklıyor.
IFL Science. 22 Ocak 2026.
You must be logged in to post a comment Login