‘Ateş Diyarında’ Ayak İzlerini Bırakan Dinozorlar Keşfedildi

Güney Afrika’daki sinapsitler ve dinozorlar, Erken Jura kitlesel yok oluşunun başlangıcında ‘ateş diyarında’ hayatta kaldılar.

Son zamanlarda keşfedilen dinozor ve küçük hayvan ayak izleri, oldukça kızgın lav patlamalarına sahne olan 183 milyon yıl öncesine tarihleniyor. C: Bordy et al, 2020

Bu hikaye tozlu bir fotoğrafla başlıyor. Cope Town Üniversitesi’nde tortulbilim profesörü olan Emese Bordy 2018’de, 1964 tarihli yayımlanmamış yüksek lisans tezinde şans eseri bir görüntü keşfetti. Görüntünün Güney Afrika’da çiftlik olarak kullanılan bir yerde bugüne kadar korunmuş bir dinozor ayak izini gösterdiğini fark etti.

Bordy, çiftliğin şu anki sahibini bulup iznini aldıktan sonra, bir doğa fotoğrafçısı ve bir tarihçinin yardımıyla burada inceleme yapmak için bir ekip topladı. Bu ekibin amacı, daha fazla dinozor ayak izini tespit etmekti. Çiftlik, Güney Afrika’da Karoo Basin’de yer alıyor; burası erken Jura dönemde (Jurasik) meydana gelen lav akışının oluşturduğu volkanik kayaç yataklarını ve o dönemden günümüze ulaşmış ve büyük ölçüde korunmuş fosilleri içeriyor.

(Kehribar İçinde Küçük Bir Dinozor Kafası Bulundu)

Bordy, “Free State’in kızgın sıcağındaki çiftlikte saatlerce verimsiz bir şekilde iz sürdük. Neşesiz bir şekilde aracımıza dönüyorduk ki birden izlerden birini buldum.” diyor.

Ekip daha sonra kumtaşı ile bazalt tabakalar arasında korunmuş olan 5 izden yola çıkarak toplamda 25 ayak izi keşfetti. Bu fosil izler 183 milyon yıl önce büyük ihtimalle taş devri hayvanlarının nemli kum yığınları içinde antik bir dere boyunca yürümesiyle oluşmuştu.

Bordy, “Kumtaşlarının özellikleri, izlerin su baskınları sırasında coşan mevsimsel akışlarda bırakıldığını söylememize olanak tanıyor.” diyor.

Güney Afrika’daki bir kumtaşı tabakasında bulunan dört ayaklı bir dinozor olan Afrodelatorrichnus ellenbergeri’nin ayak izleri. C: Bordy et al, 2020

Ayak izlerinin ebatlarını ve izler arasındaki boşlukların uzunluğunu ölçerek bilim literatüründeki ilgili sayılarla kıyasladıktan sonra Bordy ve ekibi, bazı ayak izlerinin Coelophysis cinsindeki türler gibi iki ayak üstünde yürüyen büyük etobur dinozorlara ait olduğunu buldu.

Diğer izler ise, muhtemelen dört ayak üzerinde yürüyen küçük otobur dinozorlara aitti. Ayrıca sinapsitler ya da memelilerin atası olduğu düşünülen bir grup sürüngen tarafından oluşturulmuş daha belirsiz bazı izler de bulundu.

Ayak izlerini geride bırakan otçulların muhtemelen yeni ikno türler (Hayvanın kendi kalıntısı yerine ayak izi gibi iz fosillerinden keşfedilen türler) olduğunu keşfettiler.

Araştırmacılar, Güney Afrika’daki omurgalı iknolojisi’nin babası olarak kabul edilen bir Fransız rahip ve iz fosil uzmanı Paul Ellenberger’ın anısına, yeni ikno türlere Afrodelatorrichnus ellenbergeri adını verdiler.

Ayak izleri “dinozorların şafağı” olarak bilinen fakat dünyadaki yaşam için zor koşulları olan bir zaman dilimine, yani 183 milyon yıl öncesine tarihleniyor. Triassic sonu olarak da bilinen erken Jura’daki bir kitlesel yok oluş, deniz ve kara türlerinin yüzde 76’sını yeryüzünden sildi ve dinozorların yeryüzünde egemen olmalarına olanak verdi.

Bu kitlesel yok olma olayı, büyük olasılıkla Güney Afrika’da kara yüzeyine dökülen lav akıntısından çıkan volkanik gazdan kaynaklanmıştı. Muazzam miktardaki erimiş lav, doğal çevrenin her yerine akarken burayı sadece “ateşler ülkesine” çevirmekle kalmadı, aynı zamanda erken Jura dönemdeki atmosferin ve okyanusların kimyasını da değiştirdi.

Antik lav akıntılarının ve içlerindeki kayaçların ve bitki fosillerinin analizi, Bordy ve ekibinin 183 milyon yıl önce manzaranın nasıl göründüğünü yeniden düzenlemelerine olanak verdi.

Kızgın lav püskürmelerinin arasında çevrenin ve içindeki yaşamın düzeldiği aralıklı ve dingin dönemler oldu. Kısa süre için akarsular tekrar akıyor, güneş parlıyordu, bitkiler büyüyor ve aralarında dinozorların da bulunduğu hayvanlar otluyor ve avlanıyordu. Bu durum hem et hem bitki yiyen dinozorların ayak izleriyle, bitki kalıntılarıyla, akarsu ve göllerin tortu birikintileriyle vb şeyler ile kanıtlanıyor.

Bordy, “Bu dingin dönemlerin ne kadar sürdüğü net değil. Lav akışı ve kum birikimi arasında geçen zamanı ölçmek için yeterince hassas jeokronolojik aletlere sahip değiliz; fakat izlerle birlikte kumtaşları bize, lav akışları arasında geçen zamanın izlerin bulunduğu yerde akarsuların tortu biriktirmesi ve hayvanların tekrar yürümesi gibi en azından hayatın normale dönmesi için yeterli olduğunu açıkça gösteriyor.” diyor.

Bu canlılar, şiddetli volkanik faaliyetler arasında yaşadıkları için Bordy onlara “sembolik ateşte yürüyenler” ismini veriyor. Ayrıca çok uzun zaman önce orada ne olduğuyla ilgili daha eksiksiz bir resim elde etmek için bölgede daha fazla iz fosil bulmayı umduğunu ve bunun sadece derin geçmişe yönelik dersler için değil, geleceğimize yönelik dersler için de gerekli olduğunu ekliyor.


Makale: Bordy, E. M., Rampersadh, A., Abrahams, M., Lockley, M. G., & Head, H. V. (2020). Tracking the Pliensbachian–Toarcian Karoo firewalkers: Trackways of quadruped and biped dinosaurs and mammaliaforms. Plos one, 15(1), e0226847.

Celal Bayar Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu. Tarih Öğretmeni.

You must be logged in to post a comment Login