İspanya’daki La Almoloya’da bir ocağın altına, ağzına taş konarak gömülen Tunç Çağı adamı bir büyü ritüelinin parçası olabilir.

Yeni bir çalışmada, İspanya’nın güneydoğusundaki bir El Argar alanı olan La Almoloya’da bir adamın mezarı incelendi.
Madrid Complutense Üniversitesi’nden Marco Mazón Gomariz, alanın ilk konut kompleksindeki bir odada bulunan bir adamın kalıntılarına odaklandı. Bu katman, El Argar kültürünün üçüncü evresi olan MÖ 1.750 ila 1.550 arasına tarihleniyor.
Ancak bu mezar oldukça tuhaftı. Çünkü bedeni iki zemin seviyesinin arasına gömülmüştü. Adam öldüğünde yaklaşık 40 yaşındaydı ve boyu kabaca 1,63 metreydi. Kemikleri ağır işe dair bir iz taşımıyordu.
Adamın alt gövdesi büyük bir ocağın altında yatıyordu. Yüzü, insanların tam yürüdüğü yerde, zeminin 1 santimetre altındaydı. Birisi ağzına büyük bir taş sokmuştu. El Argar mezarlarının çoğundan farklı olarak yanında hiçbir mezar armağanı yoktu.
(İlgili: İberya’daki Kesik Baş Ritüelinin Coğrafi Sınırları Genişliyor)
İskeletinde hiçbir yara izi bulunmuyor, fakat boğazın kesilmesi ya da boğularak öldürülme kemikte iz bırakmazdı. Araştırmacılar adama “düşman” adını vermiş ve bu tür bir gömülmeyi bir ceza olarak yorumlamıştı.
Yeni araştırmada Mazón Gomariz ise burada bir ritüel görüyor söylüyor. Ona göre bu düzenleme, adamın taşıdığına inanılan kaos güçlerini denetim altına almayı amaçlayan bir büyüydü.
Mazón Gomariz savını uzak paralellerden yola çıkarak kuruyor. Mezopotamya kralları, Naram-Sin steli örneğinde olduğu gibi kendilerini yenilmiş bir rakibin üzerine basarken betimletiyordu. Mısır firavunları bu fikri daha da ileri götürdü. Sanatçılar tutsakları kapı çerçevelerine, zeminlere, sandaletlere ve ayak taburelerine boyuyor ya da oyuyordu. Böylece atılan her adım bir düşmanı eziyordu. Mısırlılar bu düşmanları kaosun temsilcileri olarak görüyordu. Onları ayaklar altında çiğnemek düzeni koruyordu.

Mezopotamya büyücülüğü buna dair daha fazla örnek sunuyor. İnsanlar bir cadıyı temsil eden kil figürinler yapıp onları ayaklarıyla eziyordu. Büyüler çoğu zaman bir iblisin ya da büyücünün ağzını hedef alarak konuşmasını engellemeyi amaçlıyordu. İran’daki Hasanlu’da bir adam ağzında bir silindir mühürle gömülmüştü ve başka bir araştırmacı bunu ağzı mühürleme girişimi olarak yorumlamıştı.
Mazón Gomariz’e göre La Almoloya’daki iskeletin ağzındaki taş da bu örüntüye uyuyor. Taş onu hem yaşarken hem de bir hayalet olarak susturacaktı. Mezopotamyalılar kötü gömülmüş ölülerin hayaletlerinden korkuyordu.
Odanın kendisi de bu görüşü destekliyor. İskeletin bulunduğu oda yaklaşık 70 metrekarelik kullanılabilir alana sahip, loş, yarı bodrum bir mekândı. Odada yaklaşık 50 kişilik sekiler ve 1 metre yüksekliğinde bir kürsü bulunuyordu. Ocak 4 metrekareden fazla bir alanı kaplıyor ve bir çukurun içinde yer alıyordu. Bu evrede alandaki başka hiçbir ocak bu şekilde inşa edilmemişti.
Ziyaretçiler salona ana caddeden gizlenmiş, dolambaçlı bir yoldan ulaşıyordu. Yazar burayı yalnızca siyasi değil, kutsal bir mekân olarak yorumluyor. Oradaki ateş odayı arındırmış ve zararlı güçleri uzaklaştırmış olabilir.
DNA ise beklenmedik bir ayrıntı ekliyor. İskeletin alana gömülü iki kişiyle üçüncü derece genetik akrabalığı vardı. Yani topluluğa mensuptu. Mazón Gomariz, adamın gözden düşmüş bir rahip ya da görevli olduğunu öne sürüyor. Zira sıradan biri böyle bir yere yerleştirilmezdi.
Koku ise bir sorun oluşturuyordu. Üç adli tıp uzmanı, güçlü çürüme kokusunun birkaç aydan bir yıla ya da daha uzun bir süreye kadar devam ettiğini söylüyor. Oda muhtemelen bir süre kullanılmamıştı ya da ceset önce başka bir yerde çürümüştü. Sıkıca katlanmış bacaklar, gömülmeden önce cesedin kurumaya ya da açıkta bırakılmaya maruz kalmış olabileceğine işaret ediyor.
Mazón Gomariz, fikrinin tamamen bir hipotez olduğunu vurguluyor. Adamın suçunu ya da statüsünü kimse bilmiyor.
Makale: Mazón Gomariz, M. (2026). Trampling the Enemy: A possible Magical Ritual of Annihilation in El Argar. ’Ilu. Revista de Ciencias de Las Religiones, 31, e97805.
You must be logged in to post a comment Login