Yeni çalışmaya göre insanlar salt gündüzcül değil, lemurlar gibi gece de etkin olabilen “katemeral” bir tür. Bunun nedeni ise ateş olabilir.

İnsanlar genellikle gündüzcül canlılar olarak kabul edilir. Yani doğal olarak gündüz etkin, geceyse uykudayız. Ancak yeni bir makale bu fikre meydan okuyor ve insanların, tıpkı lemurlar gibi, aslında katemeral olduğunu, yani mesai saatlerimizin Güneş’in doğuşu ve batışıyla sınırlanmadığını öne sürüyor.
Çalışmanın yazarı, Toronto Üniversitesi’nden Dr. David Samson, bulgularının, insanların 24 saatlik döngü boyunca etkin olma konusunda dikkate değer bir kapasite geliştirdiğini düşündürdüğünü belirtiyor.
Samson’a göre insanlar, geleneksel olarak varsayıldığından daha katemeral görünüyor. Ancak bu, bazı lemur türleri gibi klasik katemeral primatlarla mutlaka tam olarak aynı biçimde değil.
(İlgili: Orangutanlar, Eksik Uykuyu Telafi Etmek İçin Şekerleme Yapıyor)
Samson, Tanzanya’nın yerli Hadza avcı-toplayıcılarından elde edilen verileri analiz ederek, bireylerin gündüz saatte ortalama 52,31 dakika, geceyse saatte 24,10 dakika etkin olduğunu buldu.
Bu da 2,36’lık bir gündüz-gece zaman oranı (DNTR) veriyor. Bu rakam, 2,42 olarak hesaplanan lemurların gündüz-gece oranına dikkat çekici biçimde benziyor.
Gibonlar ise güçlü biçimde gündüzcül ve gündüz-gece oranlarının 35,60 olduğu saptandı. Bu bulgu, bizim etkinlik örüntümüzün, katı bir yatma saati olan primatlardan çok, katemeral primatlarla hayli uyumlu olduğunu düşündürüyor.
Samson, çoğu primatın güçlü biçimde ya gündüze ya da geceye bağlı olduğunu, ancak insanların farklı olduğunu belirtiyor. Ona göre insanlar temelde gündüzcül hayvanlar, ancak toplumsal ve ekolojik getiriler yeterince yüksek olduğunda etkinliğini geceye uzatabilir hale geldi.
Başka bir deyişle, günlük etkinlik döngümüzün tonunu belirleyen sirkadiyen sistemimiz güneş gününe bağlı kalmayı sürdürüyor, ancak davranışsal uyarlanmalarımız, son derece esnek, katemeral bir program geliştirmemize olanak tanıdı.
Bunu açıklamak için Samson, toplumsal uyku teorisi adını verdiği bir yaklaşım öne sürüyor. Bu teori, insanların, etkinliğini gün ve gece boyunca yeniden dağıtma olanağı sağlayan kendine özgü bir “sosyoteknolojik niş” yarattığını öne sürüyor.
Samson, bu durumda ateşin merkezi bir rol oynadığını belirtiyor. Ona göre ateş, gün batımından sonra duyusal ortamı değiştirdi, yırtıcı saldırısı riskini azalttı, toplumsal zamanı uzattı, pişirmeyi ve ısınmayı mümkün kıldı ve sohbet, ritüel, planlama, öğretme ve tetikte olma için korunaklı bir alan yarattı.
Samson, başka bir deyişle gecenin kullanılabilir hale geldiğini söylüyor. Atalarımızın yaşam ortamlarında bu, insanların iş programını en iyi gündüz yapılabilecek görevler ile bir kamp ateşinin çevresinde otururken gerçekleştirilebilecek görevler olarak bölmesine olanak tanıyarak birçok avantaj sağlamış olabilir.
Bu ayrıca, karanlık bastıktan sonra daha güçlü toplumsal bağlar kurulmasına imkan tanımış ve avcı-toplayıcıların çeşitli ortamlara uyum sağlamasını mümkün kılmış olabilir.
Ancak modern ortamlarda, aşırı katemeral davranış örüntüleri, doğal sirkadiyen ritmimizle çatışabilir ve biyolojik kapasitemizin sınırlarını aşabilir. Örneğin Samson, “geceleri sürekli yapay ışık, vardiyalı çalışma, sosyal jetlag ya da sürekli uyku kısıtlaması”nın hepsinin modern dünyada sıradan hale geldiğini, ancak bizi refahımıza zarar verecek düzeyde bir katemeralliğe itebileceğini anlatıyor.
Yani ateş, tarihöncesi insanların gece-gündüz döngüsünden kurtulmasına yardımcı olmuş olsa da, bu, bütün gece ayakta kalmamız gerektiği anlamına gelmiyor.
IFL Science. 21 Ağustos 2026.
Makale: Samson, D. R. (2026). Are humans cathemeral? The diurnal activity model of Homo sapiens challenged. Journal of Human Evolution, 219, 103875.
You must be logged in to post a comment Login