Mohenjo-daro, Mısırlıların Gize’deki Büyük Piramitleri inşa etmeye başlamasından önce zaten şekilleniyordu.

Antik dünyanın en büyük kentsel merkezlerinden biri olan Mohenjo-daro, sanılandan çok daha eski görünüyor. Alandaki şehir duvarlarında yapılan yeni radyokarbon tarihleme, kentin MÖ 2.700 ila 2.600 gibi erken bir tarihte iskân edildiğini öne sürüyor. Bu, önceki tahminlerden yüzyıllarca daha geriye gidiyor.
“Ölü Adamlar Tepesi” anlamına gelen Mohenjo-daro’nun kalıntıları, dünyanın ilk kentsel uygarlıklarından ve büyük Tunç Çağı toplumlarından bazılarına beşiklik eden verimli taşkın ovalarıyla İndus Nehri kıyılarında yer alıyor. Alan bugün Pakistan’ın güneybatısındaki Sindh eyaletinde bulunuyor ve yaygın biçimde bu uygarlıkların en büyüğü ve en iyi korunmuşu olarak kabul ediliyor.
En parlak döneminde en az 40.000 kişinin yaşadığı kentte insanlar, yalnızca yaklaşık üçte birinin 1922’den bu yana kazıldığı 240 hektarlık bir alana yayılmış pişmiş tuğla yapılar arasında yaşıyordu.
(İlgili: Bir Anda Terk Edilen 40.000 Kişilik Antik Şehir: Mohenjo-daro)
Mohenjo-daro’yu önemli kılan yalnızca büyüklüğü değil. Kent, gelişmiş sanat, din ve sivil yönetim kanıtlarıyla olağanüstü bir karmaşıklık sergiliyordu. Belki de en çarpıcısı, o dönemin başka herhangi bir yerindekiyle boy ölçüşebilecek nitelikte, ayrıntılı hamamlar, kuyular ve özel kanalizasyon çukurlarından oluşan su altyapısıydı. Bu, kontrolsüzce büyümüş sıradan bir köy değildi; inşa edilmesi ve ayakta tutulması için karmaşık bir kültür ile belirli ölçüde merkezi bir otorite gerektiren, son derece örgütlü bir kentsel merkezdi.
Yakın zamana kadar akademisyenler, genel olarak Mohenjo-daro’nun MÖ 2.500 civarında ortaya çıktığını kabul ediyordu. Ancak kentin erken tarihi belirsizliğini koruyordu. Şimdi ise Sindh Genel Müdürlüğü Antikiteler ve Arkeoloji Müdürlüğü’nün (DGAA) yürüttüğü güncel bir jeoarkeolojik araştırma, bilinen ilk bölümün boşluklarını doldurmaya yardımcı oldu.
Çalışma, “yukarı” kentin “kale” bölümündeki görkemli bir yapı olan Stupa Tepesi’nin batısını çevreleyen büyük kerpiç duvar için yeni radyokarbon tarihleri sunuyor. Bu tarihleme, şehir duvarının yaygın kabul gören tarihten birkaç yüzyıl önce inşa edildiğini ortaya koydu. Metropolün, Mısırlıların Gize’de Büyük Piramitleri inşa etmeye başladığı MÖ 2.600 yılından önce zaten şekillendiği anlaşılıyor.
DGAA yaptığı bir açıklamada şu ifadelere yer veriyor: “İlk duvarın en alt katmanlarından elde edilen çanak çömlek ve karbon örnekleri, bu ilk yapının Erken Harappa veya Kot Diji Evresi’nin sonunda, yaklaşık MÖ 2.700 ila 2.600 yıllarında, yani Harappa Evresi’nin başlangıcından yaklaşık 100 yıl önce inşa edildiğini gösteriyor.”
Kazılar aynı zamanda kentin evriminin daha sonraki bazı aşamalarına da ışık tutuyor. DGAA açıklaması şöyle devam ediyor: “Duvarlar yaklaşık MÖ 2.200’e, hatta muhtemelen daha da sonrasına kadar genişletildi ve bakımı sürdürüldü. Gelecekteki araştırmalar, Stupa Tepesi çevresindeki şehir duvarının planını izleyerek kapıların yerini tespit etmeye ve bu duvarın nasıl işlev gördüğünü ile ne zaman aşınmaya başladığını belirlemeye çalışacak.”
Bu eski metropolün kökenleri giderek daha net bir biçimde ortaya çıkarken, çöküşü eskisi kadar gizemini koruyor. Mohenjo-daro MÖ 1.800 ile 1.700 arasında bir noktada terk edilene kadar varlığını sürdürdü. Ancak bu terk edişin nedeni hâlâ bilinmiyor. Bazı araştırmacılar kentin ani bir felakete kurban gittiğini öne sürüyor: belki bir sel ya da büyük bir yangın, belki bir istila veya salgın. Ancak böyle bir yıkıma dair somut kanıtlar son derece kıt. Yangın ya da sel izine rastlanmıyor; bir savaşın herhangi bir izi de yok. Alanda onlarca iskelet bulundu; ama ölüm koşulları tek ve belirleyici bir felakete işaret etmiyor.
Kesin olarak bildiğimiz şey şu: Mohenjo-daro bu kötü kaderde yalnız değildi. MÖ 1.800 civarında, daha geniş İndus Vadisi’ndeki büyük uygarlıkların pek çoğu derin bir gerilemeye girdi. Önde gelen teorilerden biri, bölgenin uzun süreli bir mega kuraklığın pençesine düştüğünü ve bunun bu kentlerin dayandığı tarımı yavaş yavaş boğduğunu ileri sürüyor. Ancak o dünyaya ilişkin pek çok başka konu gibi, bu konuda da tam hikâye henüz aydınlatılabilmiş değil.
IFL Science. 6 Nisan 2026.
You must be logged in to post a comment Login