2.500 Yıl Önce Güney Pasifik’te Genetik Değişti Fakat Dil Aynı Kaldı

Multidisipliner bir araştırma ekibi tarafından yürütülen çalışma, Okyanusya’daki Bismarck Adalarından, daha önce yerleşilmiş Pasifik adalarına doğru göçün, sanılandan çok daha önce, yaklaşık 2.500 yıl önce yapıldığını ortaya çıkardı.

Vanuatu, Kuzeybatı Malakula’da kanoya binen genç adamlar. C: Russell Gray & Heidi Colleran

Okyanusya’daki Vanuatu adası Pasifiğin geri kalanına bir geçiş yolu görevi üstleniyor, adanın demografik tarihini kavramak ise bölgenin tarihini aydınlatmak açısından büyük önem arz ediyor.

Vanuatu’nun en erken yerlileri bölgeye yaklaşık 3.000 yıl önce gelen, bir çeşit Avustronezya dili konuşan ve genetik kökenleri büyük ölçüde Doğu Asya’ya dayanan Lapita halkıydı. Ancak, Vanuatu’nun günümüz nüfusu büyük ölçüde Yakın Okyanusya kökenli, bu da ilk yerlilerin genetiğinin zaman içerisinde Bismarck adalarından, ilk yerleşimlerin oluşmasının hemen ardından bölgeye gelen göçmenlerin genetiğiyle değiştiğini gösteriyor.

(Polinezya’ya Yerleşen İlk İnsanlar Asya’dan Geldi)

Buna rağmen orijinal Avustronezya dili değişmeden kalmış ve 120’yi aşkın kardeş dil hala konuşulmaya devam ediyor. Bu durum Vanuatu’yu dünya üzerinde dilsel açıdan en çeşitli yer haline getiriyor. Nüfusun genetiğinin değiştiği ama dilinin aynı kaldığı Vanuatu böylelikle daha öncesi benzeri görülmemiş bir örnek sunuyor.

Araştırmacılar, antik ve modern genom çapında data üzerinde yürütülen analizlerle, genetik değişimin tek bir dalgada meydana gelmekten ziyade Yakın ve Uzak Okyanusya arasından sürdürülmüş uzun mesafeli bir temasın sonucu olarak uzun ve kompleks bir şekilde gerçekleştiğini gösterdi. Bu durum, adaya gelen Papualı göçmenlerce sürekli olarak benimsenerek varlığını sürdüren, Vanuatu’da konuşulan ilk Avustronezya dilinin içerisinde bulunduğu tarihi dilbilim modeline demografik bir destek sunuyor.

5.500 yıl önce muhtemelen günümüz Tayvan’ında başlayan, Madagaskar’a oradan Rapa Nui’ye kadar doğuya uzanan Avustronezya Göçü, tarihöncesi tarım insanlarının gösterdiği coğrafik olarak en kapsamlı yayılma hareketiydi. Deniz yolculuğuna alışkın olan bu Neolitik çağ insanları, tarım teknolojilerini ve Avustronezya dil ailesinin temel dallarından birini de yanlarında taşıyarak, Güneydoğu Asya’ya kadar uzanmışlar, nihayetinde Yeni Gine ve Bismarck Takımadasının Papualı ve de çokça becerikli halkıyla tanıştıkları Yakın Okyanusya’ya yayılmışlardı.

(Endonezya Adasında 2500 Yıllık Mağara Resimleri Bulundu)

Solomon Adaları’nın doğusunda ve Uzak Okyanusya’nın iç kısımlarındaki ilk yerleşimler, Vanuatu, Yeni Kaledonya, Fiji ve Batı Polinezya adalarının doğusuna doğru hızla gelişen Lapita çömlekçilik kültürüyle ilişkilendirilen, Avustronezya dili konuşan gruplarla birlikte, yalnızca 3.000 yıl öne başlamıştı. Lapita’daki gömü alanlarından elde edilen antik DNA üzerinde gerçekleştirilen daha erken tarihli bir inceleme en erken yerlilerin, ihmal edilebilir derecede Papua genine sahip olmalarının yanı sıra, Doğu Asya kökenli olduklarını gösterdi. Bu da Yakın Okyanusya’dan Pasifiğe müteakip bir Papua göçü olduğu anlamına geliyor.

Bölgedeki göçü gösteren haritalar, son haritada göçler son yapılan araştırmayla belirlenmiş.

Daha önce tanımlanmamış bu göçü kavrayabilmek için, multidisipliner bir araştırma ekibi genetik, arkeoloji ve dilbilim alanlarında farklı bulgu dizilerini bir araya getirdi. Vanuatu, Tonga, Fransız Polinezyası ve Solomon Adaları’ndan, çevresel koşulları genellikle DNA’nın korunmasına elverişli olmayan bir bölgedeki antik DNA kayıtlarına önemli bir ek olarak, 19 antik insan kalıntısına ait kemik ve dişlerden genom çapında data elde etti. MP-İTAE’den yazar Katherin Nagele geçtiğimiz tarihlerde olağanüstü bir aDNA korunumu sağladığı ortaya çıkan Petröz kemiğinin teşhis edilmesinin daha önce ulaşılması imkânsız olduğu düşünülen böylesi bölgeler için ezber bozan bir gelişme olduğunu söylüyor.

Antik DNA, MP-İTAE’den Prof. Russell Gray ve Dr. Heidi Colleran tarafından ortaklaşa yürütülen uzun vadeli bir dilbilim ve antropoloji projesi kapsamında günümüzde Vanuatu’da ikamet eden 23 yerliden alınan genom çağında datayla bütünleştirildi.

(Papua Yeni Gine’de 6.000 Yıllık Tsunami Kurbanı Bulundu)

Antik DNA Papualıların Vanuatu’ya Avustronezyalılar tarafından ilk yerleşimlerin oluşturulmasının hemen ardından gelmeye başladığına ilişkin doğrudan kanıtlar sunuyor. MP-İTAE’den Dr. Cosimo Posth Vanuatu’da yaklaşık 2.500 yıl öncesine tarihlenen, genetik olarak Papua kökenli insan kalıntılarına rastladıklarını söylüyor. Bu tarih, daha önce yalnızca modern genetik data kullanılarak yapılmış tahminlerden çok daha öncesine işaret ediyor.

Araştırmacılar DNA incelemeleri sayesinde Bismarck Takımadalarından gelen Papualıların zamanla Vanuatu’nun ilk Avustronezyalı yerlilerinin yerini aldığını söyleyebiliyor. Dr. Posth böylesi bir genetik değişimin kolay olmadığını, bunun tek zamanlı bir göç hareketinden ziyade, Yakın ve Uzak Okyanusya’daki gruplar arasında uzun mesafeli ve devamlı bir ağ kurulmasına neden olan aşamalı bir yayılım sonucunda meydana geldiğini belirtiyor. Araştırmacılar ayrıca antik insanları, Papualı erkeklerin Avustronezyalı kadınlarla eşleştirildiği cinsiyet yönelimli karışımla doğrudan ve ayrıntılı bir biçimde tasvir edebiliyor.

Yine de bu genetik değişime rağmen günümüz Vanuatu halkı, bölgeye daha sonra gelen Papualıların dili yerine ilk Avustronezyalı yerlilerden kalma dilleri konuşmaya devam ediyor. MP-İTAE Dilbilimsel ve Kültürel Evrim Bölüm Başkanı, Prof. Gray’ın belirttiği üzere, dil değişimi olmaksızın gerçekleşen nüfus değişimi son derece nadir görülen, hatta insanlık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durum.

(İnsanlar Avustralya’ya Tam 65.000 Yıl Önce Ulaşmış)

Dilbilimci Bob Blust, Papua göçünün ilk Avustronezyalı yerleşimlerin oluşturulmasının hemen ardından, ilk ve muhtemelen farklılaşmamış, muhtelif Papualı göçmen grupları için bir lingua franca olarak varlığını sürdürmüş Avustronezya diliyle Vanuatu’ya geldiğini iddia eden bir model ortaya attı. MP-İTAE’den emektar araştırmacı Dr. Adam Powell, antik DNA analizleri sonucunda aydınlatılan demografik tarihin, Bismarck Takımadalarından gelen insanlarla gerçekleşen kompleks ve aşamalı genetik değişim süreciyle söz konusu tarihi dilbilim modeli için güçlü bir destek sunduğunu belirtiyor. Bu Vanuatu halkının ilk genetiğinin neredeyse tamamen değişmiş olmasına rağmen Avustronezya dillerinin konuşulmaya devam etmesine güçlü bir açıklama sunuyor.

Araştırma özellikle multidisipliner çalışmanın önemine ve insanlık tarihine ilişkin anlayışımızı derinleştirebilecek çoklu bulgu dizilerinin değerine vurgu yapmakta. MP-İTAE Arkeogenetik Bölüm Başkanı ve emektar araştırmacı Prof. Johannes Krause’un belirttiği üzere bu multidisipliner çalışma geniş kapsamda Güney Pasifiğin en erken kolonizasyonuyla sonuçlanan ve günümüzde hala Pasifiği şekillendirmekte olan kültürel ve dilbilimsel etki alanlarını oluşturan lokalize ve kompleks demografik sürecin üzerindeki perdeyi aralamak için başlatıldı.

Vanuatu Kültür Merkezi’nin yanı sıra Vanuatu’daki yerli topluluklarla sürdürülen ilişkinin elde edilen başarıda çok önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Dr. Colleran bu çalışmanın dayanak aldığı önemli noktalardan biri, elde ettiğimiz sonuçlarda önemli payı olan, genetik bilgilerini bizimle paylaşarak cömertçe bir davranış sergileyen Vanuatu’daki topluluklarla kurulan yoğun iş birliği olduğunu, yakında bu sonuçların süreç hakkındaki düşüncelerini öğrenmek üzere yerlilerle paylaşılacağını söylüyor.


Phys.org. 27 Şubat 2018. 

Makale: Posth, C., Nägele, K., Colleran, H., Valentin, F., Bedford, S., Kami, K. W., … & Clark, G. R. (2018). Language continuity despite population replacement in Remote Oceania. Nature ecology & evolution, 1.

Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümü mezunu. Arkeoloji ve özellikle sanat tarihini çok seviyor.

You must be logged in to post a comment Login