Suriye’de Bulunan 40.000 Yıllık Obsidyen Alet Orta Anadolu’dan Getirilmiş

Suriye’de bulunan 40.000 yıllık obsidyen alet, avcı toplayıcılar tarafından en az 700 kilometre uzaktaki Orta Anadolu’da Göllü Dağ’dan getirilmiş.

Yeni bir kimyasal analiz, daha önce Suriye’deki kaya sığınağında ortaya çıkarılan 41.000 ila 32.000 yıllık obsidyen aletin 700 kilometreyi aşkın bir mesafeden taşınmış olduğunu gösteriyor. Bu da, Ortadoğu’da Obsidiyenin uzak mesafe hareketinin, daha önce düşünülenden çok daha önce gerçekleştiği anlamına geliyor. F: Ellery Frahm

Yetişkin bir bireyin elinin avucuna sığacak kadar küçük olan bu yontma obsidyen parçası, 41.000 ila 32.000 yıl öncesine tarihleniyor. Söz konusu obsidyen alet, günümüzde Türkiye sınırları içinde yer alan Orta Anadolu’daki bir volkanik kayadan çıkarılmış; yani bulunduğu yerden en az 700 kilometre uzakta. Bugüne kadar obsidyenin Ortadoğu’ya en erken ulaşımının, 14.500 ila 11.500 yıl önce, hayvancılık yapan Natufyen toplulukların, yılın belirli dönemlerinde yerleşik yaşadıkları zaman başladığı düşünülüyordu.

Örneğin, Yale Üniversitesi’nden Frahm ve Köln Üniversitesi’nden Hauck, “Birisi muhtemelen bu obsidyen parçayı, Türkiye’deki kaynağının yakınında kullanışlı bir araç haline getirmiş.” diyor. Çeşitli kesme ve sıyırma işlerinde kullanılmış olabilecek bu alet, Suriye’nin Yabroud II kaya sığınağına ulaşmadan önce, bir göçebe gruptan bir başkasına belki de birkaç kez el değiştirmiş olabilir. Yol boyunca bu alet yeniden şekillendirildi ve keskinleştirildi.

Obsidyen aletin, Türkiye’deki kaynağı ile bulunduğu yer arasındaki en kısa mesafe 700 kilometreye kadar uzanıyor. Fakat avcı toplayıcılar, en kısa mesafeden gitmek yerine yırtıcı hayvanları izlerken ve diğer yiyecekleri ararken farklı yollara saparlar. Bu nedenle bu obsidyen aleti taşıyan avcı toplayıcılar, muhtemelen şimdi Suriye’nin Yabroud kasabası yakınlarında birkaç kaya sığınma evinden birine ulaşmak için 700 kilometreden çok daha fazlasını seyahat ettiler.

1930-1933 yılları arasındaki Yabroud bölgesindeki kazılarda obsidyen alet ortaya çıktı ve çört adı verilen bir tür kaya malzemesinden yüzlerce eser sadece 5 ila 10 kilometre uzaklıkta bulundu. Bazı araştırmacılar, kazılardan kısa süre sonra obsidyen aletin yanlışlıkla eski buluntular arasına karıştığından şüphe ediyor. Fakat kazı başkanının alan çalışmasının raporunu anlatan kitabının bir kopyası, bu aletin Homo sapiens’in ve Neandertallerin Ortadoğu’da yaşadığı zamana ait tortuda bulunduğunu doğruluyor. O dönemde arkeologlar radyokarbon tarihlemesi için malzeme toplamadığından, Frahm ve Hauck, Suriye kaya sığınağının yaşını, tortu tabakaları ve eserleriyle yakınlardaki, daha iyi tarihlendirilmiş birkaç alanla karşılaştırarak tahmin etti.

Güneybatı Asya’da obsidyen kaynakları (üçgenler) ve geç Taş Devri alanlarını (kutular) gösteren harita. Kırmızı çizgi, Türkiye’nin merkezindeki obsidyen kaynağından, Suriye’nin Yabroud II kaya sığınağına kadar yaklaşık 700 kilometrelik en kısa yolu gösteriyor. Mavi çizgi, Güneydoğu Anadolu’daki obsidyen kaynağından, Kuzey Irak’taki Şanidar Mağarası’na giden en kısa, yaklaşık 450 kilometrelik yolu gösteriyor. F: Frahm, Hauck.

Neandertaller Ortadoğu’da ve farklı yerlerde en az 40.000 yıl öncesine kadar varlıklarını sürdürdü, dolayısıyla bu obsidyen aletin son sahipleri olabilirler. Fakat Frahm, Homo sapiens’i daha iyi bir aday olarak görüyor. Bu obsidyen aletin kullanılmış olabileceği dönem boyunca Homo sapiens, Orta Doğu ve yakın bölgelerde yaşıyordu. Suriye’deki bu arkeolojik alanda daha önce herhangi bir hominid fosil de bulunamadı.

Frahm ve Hauck, portatif bir röntgen cihazı kullanarak obsidyen aletin ve güneybatı Asya’nın bilinen bölgelerinden alınan 230 obsidyen örneğinin kimyasal bileşimini tespit etti. Bu araştırma, Suriye’de bulunan obsidyen aletin, Türkiye’nin ortasında bulunan kaynağına yönlendirdi.

Ortadoğu’nun dışında önceki kanıtlar, Taş Devri Avrasya’sında uzun mesafe obsidyen taşımacılığının olduğunu ileri sürüyordu. Araştırmacılar 1966 yılında kuzey Irak’taki Şanidar Mağarası’nda keskin kenarlı iki obsidyen parçanın yaklaşık 450 kilometre kuzeyden geldiğini bildirdi. Bu analizde, obsidyenin kimyasal bileşimini tespit etmek için daha eski bir teknik kullanılmıştı. Şanidar’da bulunan obsidyen, Yabroud II’de bulunan obsidyenle yaklaşık olarak aynı zamana, en erken 48.000 yıl öncesine tarihleniyor.

Günümüzde Şanidar Mağarası’ndan çok da uzak olmayan Ermenistan ve Gürcistan’da Paleolitik dönemin sonlarına tarihlenen obsidyen aletler üzerine yapılan son araştırmalar, oradaki avcı toplayıcıların da geniş arazileri kullandıklarını gösteriyor. “700 kilometrelik bir ulaşım mesafesi, uzun bir süre içinde tek bir kişinin gidebilme imkanının olduğu bir mesafe.”

Avrasya, Orta Doğu’dan çok daha geniş bir avcı-toplayıcı ağı geleneğine sahip olabilir. Ermenistan’da uzun mesafe obsidyen taşımacılığına dair kanıtlar, yaklaşık 500.000 yıl öncesine kadar uzanıyor. Bu da, Neandertallerin veya nesli tükenen diğer insan türlerinin yüzlerce kilometre boyunca obsidyen taşıdıkları anlamına geliyor.

Tarihöncesi İnsanlar Obsidyenle Dövme Yapıyordu

Türkiye’nin En Eski Taş Aleti Bulundu


Makale: Frahm, E., & Hauck, T. C. (2017). Origin of an obsidian scraper at Yabroud Rockshelter II (Syria): Implications for Near Eastern social networks in the early Upper Palaeolithic. Journal of Archaeological Science: Reports, 13, 415-427. 

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login

Leave a Reply