Mersin’de Bulunan Antik Tersane: Yrd. Doç. Dr. Hakan Öniz Röportajı

Mersin’in Silifke İlçesi Dana Adası’nda bulunan ve çok büyük boyutlarda olduğu belirtilen antik tersane hakkında tüm merak ettiklerimizi Yrd. Doç. Dr. Hakan Öniz’e sorduk.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

Büyük boy çekek yerleri ve kızak yataklarına örnekler.

Selçuk Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Öniz ve ekibi, 2015 yılında Silifke Müzesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın talebiyle Mersin kıyılarındaki dalışa yasak sahaların revizyonu amacıyla sualtı çalışmasına başladı. Çalışmanın amacı Silifke kıyılarındaki arkeolojik eserlerin tespiti ve dalışa yasak sahaların belirlenmesi olarak belirlendi. Çalışmalara ilk başladıklarında bölgede çeşitli arkeolojik batıklar tespit edildi, sonrasında ise keşfedilen  dev antik tersane, tüm ekibi heyecanlandırdı.

Mersin kıyısının 2 kilometre açığında yer alan Dana Adası’nda bulunan antik tersane hakkındaki sorularımızı, ekip başkanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Öniz cevapladı.

Mersin’in Dana Adası’ndaki antik tersaneyi hangi yıllarda ve nasıl buldunuz?

Mersin İli, Silifke-Dana Adası kıyılarında 2015 yılında Silifke Müze Müdürlüğü denetiminde Selçuk Üniversitesi Sualtı Araştırma Merkezi ekibi tarafından sualtı araştırmaları yapılmış, ada çevresinde Tunç Çağı’ndan Doğu Roma dönemine kadar tarihlenebilecek çapalar, batıklar ve kıyıyla bağlantılı yapı kalıntıları bulunmuştur. Bu çalışmalar sırasında adanın kuzeybatısında gemi rampaları tespit edilmiş, 2016 yılında Silifke Müze Müdürlüğü başkanlığında aynı ekip tarafından yapılan çalışmalar sırasında denizcilik arkeolojisi ile ilgili çok önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmalar, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izinleriyle Silifke Müzesi başkanlığında Selçuk Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Ana Bilim Dalı ve aynı üniversitenin Sualtı Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ekibi tarafından hayata geçirilmiştir.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

Bu tersane hangi yıllara ve hangi döneme tarihleniyor?

Ada üzerinde herhangi bir kazı yapılmadığı için arkeolojik kanıtlar yalnızca yüzey araştırmasıyla ortaya çıkartılan sikkeler ve diğer kalıntılardır. Bunlar net olarak MÖ. 1. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar tarihlenmiştir.

Bu tersaneyi kullanan topluluk, böylesine büyük bir tersaneye neden ihtiyaç duymuş olabilir?

Doğu Akdeniz’de Tunç çağından itibaren deniz yaygın bir biçimde hem ticaret hem de askeri açılardan kullanılmıştır. Dana Adasının coğrafi konumu tarihte geçen birçok olayın merkezinde yer almaktadır. Detaylar asıl yayında açıklanmaktadır.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

Çekek yerlerinde mahmuzun yerleştirildiği oluklardan biri

Bu tersaneyi kimler, hangi amaçla kullanmış olabilir? 

Adanın çevresindeki buluntular ise 6-43 metre derinliklerde 4 adet batık, olasılıkla Tunç Çağına tarihlenebilecek taş çapalar, Demir Çağı ahşap çapalarına ait taş çipolar, Roma ve Doğu Roma dönemlerine tarihlenen çapalar ile kıyıyla bağlantılı yapı kalıntılarıdır. Burada bulunan batıklar MÖ 7-6. yüzyıllara tarihlenen Sepet Kulplu Kıbrıs amphora batığı, MÖ 6. yüzyıla tarihlenen Greko/Marsilya amphora batığı, MS 5-6. yüzyıllara tarihlenen Kilikya Tip 6 (LR1b) amphora batığı ve MS 11-13. yüzyıllara tarihlenen Ganos/Günsenin amphora batığıdır (Oniz, 2016: 43).

Çekek yerlerinin arkasında ise gemiler için gerekli donanımların yapıldığı atölyeler, gemi yapım ustalarının konaklama alanları, askerlerin konaklama alanları, askeri ve dini yapılar, yönetici yapıları, gemi çekimi ve gıda ihtiyaçları için gereken hayvanların ahır alanları, hamam, iskele ve rıhtım alanları, dükkânlar, görkemli olabilecek villalar, sütunlu alanlar, gözetleme kuleleri gibi yapılar bulunmaktadır.

Araştırma süresince, Dana Adası üzerinde farklı dönemlerde kullanılmış bir tersane alanı içinde toplam 274 adet çekek yeri bulunmuş ve çizimleri yapılmıştır. Bu çekek yerlerinin 254’ü denizden başlayarak kıyıda devam etmekte, 17’si ise kıyıdaki çekek yerinin arkasında, 2. veya 3. sırada yer almaktadır. Bu çekek yerlerin fiziki durumlarına bakılarak muhtemelen farklı dönemlerde kullanılmış oldukları düşünülmektedir. Yani 274 çekek yeri aynı anda kullanılmamış olmalıdır.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

Gemi cekilirken kullanılan gergi babası

Bu adada tersane dışında herhangi bir antik yerleşim var mı?

MÖ 6. yüzyıl Yeni Babil kaynakları Kral Neriglissar’ın Pitusu adını verdikleri bu adaya saldırdığını ve adada 6000 kişinin bu güce karşı koyduğunu belirtmektedir. Tarıma ve hayvancılığa uygun olmayan bu küçük adada 6000 kişinin varlığı bir tersane yapısı olabileceğini düşündürmektedir. Arkeolojik olarak kanıta ihtiyaç duymakla birlikte adadaki bu tersane alanının Geç Tunç Çağı denizciliğiyle, Pers deniz güçleriyle, Büyük İskender’in ölümüyle gündeme gelen Antigonos’un donanmasıyla, Kilikya korsan gemilerinin yapımıyla bağlantıları ihtimal dahilindedir. Kilikya’nın ekonomik patlamasıyla birlikte Roma döneminden itibaren Kilikya ticaret gemileri de büyük ihtimalle bu tersanede yapılmıştır. Bu tarihlemelere ilişkin yayınlar 2017 ilkbaharına kadar yurt dışında ve Türkiye’de yayınlanmış olacaktır.

Bölgede yaptığınız çalışmalarda sizi en çok heyecanlandıran ya da arkeolojik anlamda en çok bilgi veren buluntular neler?

Ada üzerinde bulunan tersane alanı muhtemelen ülkemizde ve dünyada günümüze kadar bulunmuş en büyük tersane alanıdır. Yapıların bir ada üzerinde bulunması; adanın arkeolojik-doğal sit alanı olması, özel mülkiyet bulunmaması ve herhangi bir yapılaşmanın olmaması nedeniyle insan etkili bir bozulma mevcut değildir. Yalnızca doğal etkilerle zarar görmüş alan, dünyada muhtemelen in-situ özelliklerini koruyan çok nadir tersaneler arasındadır.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

İskele Babası

Burası o dönemde neden tersane olarak seçilmiş olabilir?

Buranın tersane olarak belirlenmesinde şu 6 madde etken olmuş olmalıdır:

  • Gemi yapımı için gerekli ağaç kaynakları adanın çok yakınındadır.
  • Ada niteliğinde olması askeri tersanelerin güvenliği için önemlidir.
  • Ada’nın kuzey batısı güvenli liman sayılabilecek özelliktedir.
  • Ada’nın kuzeybatısı denizden karaya ortalama %9 eğime sahiptir.
  • Ana kayayı oluşturan taş yapı kaya kesim için uygundur.
  • Ada’nın kuzeybatısında gemiler açıktan kıyıya doğru engelsiz yaklaşabilir.

Tersane eğer karanlık çağa tarihleniyorsa, karanlık çağ hakkında hangi konuları aydınlatabilir?

Geç Tunç Çagı’nın sona ermesine sebep olan Deniz Kavimleri Göçü arasında, Danuna-Denyenler yer alıyor. 3. Ramses’in Denyenleri kuzeydeki adalarına kadar takip ettiği kendi yazıtlarından biliniyor. MÖ. 16. yüzyılda Hitit Telepinu fermanından Adaniya’nın Kilikya’da varlığı biliniyor. Birçok bilim insanı, bugün Adaniya-Danuna bağlantısını kabul etmiş durumda. Biz de bunun böyle olabileceğini düşünüyoruz. Dahası MÖ. 8. yüzyılda Karatepe’de Danuna krallığı mevcut. Bu krallığın denizci özelliği Karatepe’de yer alan savaş gemisi tasvirinde açık bir sekilde anlaşılıyor. Bu konu için Aralık 2016 KUBABA Arkeoloji ve Sanat Dergisi H.Oniz, K. Besaltı yayını incelenebilir.

MÖ. 7. yüzyıl Asur yazıtları (Asur Kralı Esarhaddon. MÖ 680-669), Kilikya’da varlığı Asurlular tarafından Hattiler olarak nitelendirilen geç Hitit Beyliklerinin denizin kıyısında ve ortasındaki varlıklarından bahseder.  Yani Demir Çağı’nda Kilikya’daki Geç Hitit Krallıklarının Dana Adasını kullanmış olması çok çok yüksek ihtimal. Adada henüz çekek yerleri çizimleri tamamlandı ve kapsamlı çalışmalar 2017 yılında olacak. Bu nedenle bu dönem ve öncesine ait arkeolojik kanıt yok.

Demir çağında “denizin ortasında bir dağ” olarak nitelendirilen ve “Pitusu” adıyla da bilinen Dana adasına MÖ. 557-556’da Yeni Babil Kralı Neriglissar’ın ordusuyla saldırdığı (Stillwell vd., 1976: web) ve kendisine direnen 6000 askeri esir aldığı bilinmektedir (Kurt, 2015: 309; Ünal ve Girginer, 2007: 206; Beal, 1992: 65; Wiseman, 1956: 40). Ayrıca ortada 276 adet gemiyi yapabilecek kadar büyük bir tersane var. Bunların 225 tanesi Tunç çağında kullanıldığı bilinen ve boyutları 8 ila 20 metre arasındaki gemileri yapabilecek nitelikte. Tabii henüz bu tarihlemeyi net olarak kanıtlayacak arkeolojik kanıt bulunmadı. Bunu özellikle belirtelim. Ancak Kilikya’da Adaniya-Danuna sürekliliği Karanlık Çağlarda aynı toplumun zaten orada olduğunu gösteriyor. Bize göre Dana Adası Geç Tunç Çağı’ndan itibaren başta Hititler olmak üzere savaş gemisi yapımı icin kullanılmış olabilecek bir tersane olabilir. Ancak somut kanıtlar kazılar sonucu belli olacaktır.

Bunun detayları tam metinli yayınlarda açıklanacak.

Karanlık çağ'a tarihlenen dev tersane hakkında yrd. doç. dr. hakan öniz röportajı

Çekek yerlerinin arkasındaki yapı kalıntılarına örnekler

Araştırmalarınız devam edecek mi? Herhangi bir yayın hazırlığı var mı?

Evet. Makale Şubat ayında yabancı bir dergide yayımlanacak. Bir de büyük ihtimalle Türkiye’de bir dergide yayımlanacak.

Ada üzerindeki çalışmalar Silifke Müze Müdürlüğü ile birlikte uluslararası bir ekibin katılımıyla 2017 yılında ve sonrasında kazı formunda devam edecektir. Bu çalışmaların dünya denizcilik tarihine önemli katkılarda bulunma potansiyeli mevcuttur.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login