Deprem Fay Hatları Antik Ege Kültürünü Şekillendirmiş Olabilir

Yapılan yeni bir araştırmaya göre Antik Yunan’da, daha önce depremden etkilenmiş topraklara kutsal ve değerli yerleşimler inşa edilmiş olabilir.

Kıta Yunanistan’da bulunan kehanet merkezi “Delphi”

Geoscience Profesörü Ian Stewart depremin peyzajı ve toplumları şekillendirmedeki gücüne dair belgeseller yapmış bir isim. Stewart yeni araştırmasında Ege bölgesinde sismik faaliyetlerin oluşturduğu fay hatlarının bulunduğu bölgeye özel bir kültürel statü kazandırabileceğini öne sürmekte. Bu alanların bu sebeple büyük tapınaklara ve büyük şehirlerin tapınak alanlarına dönüşmüş olabileceğini söylüyor.

Daha önceden bilim insanları dağlık bir kompleks olan ve ünlü bir kahine ev sahipliği yaptığı bilinen kutsal Delphi’nin Antik Yunan toplumu için kutsal bir bahar ve fay kırılması sonucunda yeryüzüne çıkan sarhoş edici gazların sonucunda toplumda yerini aldığını öne sürüyorlardı.

Fakat Profesör Stewart, Delphi’nin bu konuda yalnız olmayabileceğini, Miken, Efes, Cnidus, Hierapolis gibi önemli şehirlerin de özellikle fay hatlarının varlığı nedeniyle inşa edilmiş olabileceğini öne sürüyor.



Stewart yaklaşık 30 yıldır sismik aktivitelerin Ege dünyasının peyzajında oynadığı role ilgi duyduğunu belirtiyor. Araştırmalarında pek çok önemli bölgenin doğrudan fay hatları üzerinde olmasını ise tesadüf ötesinde farklı bir farkındalık durumuna yoruyor. Stewart, “Antik Yunanlar depremlerle açılmış kaplıcalara büyük değer verdiler, belki de bu alanlara yakın tapınakların ve kentlerin inşası daha önceden düşündüğümüzden daha sistematik bir olaydı.” diyor.

Batı Anadolu ve Yunanistan’da birçok örnek var

Yayımlanan araştırmada, Kıta Yunanistan’da ve Türkiye’nin batısında yıkılmış pek çok yerleşim yeri olduğunu ve aktif fay hatları ve sismik hareketler düşünüldüğünde bunun pek de şaşırtıcı gözükmediği belirtiliyor.

İzmir’in Menderes ilçesinde bulunan kehanet merkezi “Kolophon”

Ancak araştırmacılar, buradaki sismik hareketlerin sadece binaların ya da sokakların yapısını bozmakla kalmadığını, aynı zamanda kent tapınaklarının kalbinde dolaştığını belirtiyor.

Bu sismik hareketlere özel bir anlam yüklenmesine örnek olarak gösterilen olay ise, MÖ 373 yılındaki bir deprem tarafından yıkılan Delphi tapınağının doğrudan fay hattı üzerine yeniden inşa edilmiş olması.

Ayrıca bazı araştırmacılar yorum olarak, sismik aktivitelerin neden olduğu mağara sistemlerinden yeryüzüne çıkan kahinlere dair hikayelere zemin oluşturduğunu belirtmekteler.

Delphi’deki Apollo Tapınağı

Profesör Stewart çalışmasını şöyle sonuçlandırıyor; “Antik Yunandaki her kutsal alanın bir fay hattı üzerinde olduğunu iddia etmiyorum. Günümüzde depremlerle olan ilişkimiz olumsuz olmakla birlikte, uzun vadede götürdüklerinden fazlasını verdiğini biliyoruz. Antik Yunanlılar da oldukça akıllı insanlardı ve bu önemi anlamış olabileceklerini ve belki de yaratıcı olarak gördükleri bu güçten yararlanmak isteyeceklerini düşünüyorum” diyor.


Past Horizons. 13 Eylül 2017.

Makale: Iain S. Stewart. Seismic faults and sacred sanctuaries in Aegean antiquity. Proceedings of the Geologists’ Association, 2017.

Anadolu Üniversitesi’nde Arkeoloji bölümü okuduktan sonra eğitimine İstanbul Üniversitesi’nde Tarihöncesi bölümünde yüksek lisans programında devam ediyor. İletişim: bayramtolunay@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login