Yüz Yıl Önce Uçurumdan Düşen Kütük Tabutun Tarihi Belirlendi

Ölü bir “prensesi” taşıyan tabut 100 yıldan fazla süre önce aşınmış bir uçurumdan düşmüştü, şimdi ise arkeologlar tabutun tarihlemesini yaptı.

Kütük tabut, içine gömülen Roma dönemi “prensesinin” illüstrasyonu ile birlikte sergileniyor. C: Chmiel Chrzanowska et al. 2026.

Bir yüzyıl önce bir uçurumdan yuvarlanan gizemli bir kütük tabuta uygulanan dendrokronolojik analiz, Roma dönemi Polonya’sındaki yaşama dair ipuçları veriyor.

Yeni bir araştırmaya göre, kütük bir tabut içinde gömülü antik bir “prensesin” ne zaman öldüğüne ilişkin uzun süredir devam eden gizem nihayet çözüldü.

Kadının ahşap tabutu ilk olarak 1899 yılında, kuzeybatı Polonya’daki Bagicz köyünde, aşınan bir uçurumdan düşmesinin ardından bulundu. Arkeologlar, özgün gömme biçimi ve iyi korunmuş eserleri nedeniyle ona “Bagicz Prensesi” adını verdi. Onlarca yıl boyunca araştırmacılar onun Roma döneminde öldüğünü belirledi, ancak yapılan analizler yaklaşık 300 yıla yayılan çelişkili tarihler verdi.

(İlgili: Modern Bo Halkı, Antik ‘Asılı Tabut Kültürü’nün Torunları Çıktı)

Kütük tabutlar, zamanla çürüyüp dağıldıkları için arkeolojik kazılarda nadiren bulunur. Araştırmacıların belirttiğine göre Bagicz’te bulunan örnek, Roma Demir Çağı’ndan günümüze ulaşmış bu türdeki tek ahşap lahit. Araştırmacılar, tabutun ve kapağının tek bir ağaç gövdesinden oyulmuş olması nedeniyle Bagicz gömütünün istisnai olduğunu söylüyor. Tabutun modern zamanlara kadar ulaşabilmesi muhtemelen nemli ve ıslak bir ortamda bulunması sayesinde oldu.

Gotlarla ilişkili Wielbark kültürüne ait daha büyük bir mezarlığın parçası olan tabutun içinde, bir sığır derisi üzerine yatırılmış yetişkin bir kadının iskeleti bulundu. Kadın, bronz bir iğne, cam ve kehribar boncuklardan oluşan bir kolye ve bir çift bronz bilezikle birlikte gömülmüştü.

1980’lerde mezar eşyalarının stiline dayanan arkeolojik inceleme, Bagicz Prensesi’nin MS 110 ile 160 yılları arasında öldüğünü öne sürdü. Ancak 2018 yılında kadının dişi üzerinde yapılan radyokarbon analizi, MÖ 113 ile MS 65 arasına tarihlendiğini gösterdi. Bu da onu, birlikte gömüldüğü eserlerden önemli ölçüde daha eski yapıyordu.

Bu çelişkiyi gidermek için arkeolog Marta Chmiel-Chrzanowska liderliğindeki bir araştırma ekibi, kütük tabutu dendrokronolojik analizle (yani ağacın yıllık halkalarını sayarak) tarihlendirdi. Araştırmacılar tabuttan küçük bir ahşap örneği aldı ve büyüme halkalarını kuzeybatı Polonya için oluşturulmuş kronolojik dizilerle karşılaştırdı.

Araştırmacılar çalışmada, “Tabut için kullanılan meşe ağacının tahmini kesim tarihi MS 120 olarak hesaplandı. Tabutun büyük olasılıkla kesimden hemen sonra yapıldığı düşünülüyor” diyor.

Araştırmacılar, kadının mezar eşyaları ile tabutunun aynı döneme ait olduğu göz önüne alındığında, dişinden elde edilen radyokarbon tarihinin muhtemelen hatalı olduğu sonucuna vardı. Bu sapmanın, kadının yaşamı boyunca beslenme alışkanlıkları ya da içtiği su kaynaklarından kaynaklanmış olabileceği belirtiliyor.

Bagicz’ten kütük tabuttaki kadının gömütü. C: Chmiel Chrzanowska et al. 2026.

Bilim insanları, organik örnek denizel bir organizmadan geliyorsa radyokarbon tarihlemenin 1.200 yıla kadar sapabileceğini belirtiyor. Çünkü okyanuslarda depolanan karbon, karada bulunan karbondan daha yaşlıdır. Bu durum “denizel rezervuar etkisi” olarak biliniyor ve deniz organizmalarının radyokarbon tarihlemede gerçekte olduklarından daha yaşlı görünmelerine yol açıyor. Benzer şekilde, yüksek miktarda deniz ürünü tüketmek de bir insanın karbon tarihini onlarca ya da yüzlerce yıl saptırabilir. Bu durum Bagicz Prensesi için de geçerli olmuş olabilir.

Araştırmacılar, “Bu gömüt, Wielbark kültüründe ahşap tabutların korunmasına dair nadir bir içgörü sunuyor; organik materyallerin olağanüstü şekilde korunmasına olanak tanıyan cenaze uygulamaları ve çevresel koşullar hakkında değerli veriler sağlıyor” diyor.

Bagicz Prensesi’nin ölüm tarihiyle ilgili gizem çözülmüş olsa da, kendisi ve kültürü hakkında öğrenilecek daha çok şey var.

Chmiel-Chrzanowska, kadının ölüm nedenini gösterecek herhangi bir paleopatolojik bulguya rastlanmadığını söylüyor. Ancak kadın, öldüğünde 25 ila 35 yaşları arasında olmasına rağmen osteoartrit belirtileri taşıyordu. Bu durum, işle bağlantılı aşırı kullanımın sonucu olabilir. Chmiel-Chrzanowska önceki bir çalışmasında, osteoartritin kadının bir “prenses”ten ziyade Wielbark kültürünün tipik bir temsilcisi olduğuna işaret ettiğini yazmıştı.

Chmiel-Chrzanowska, “Kadın hakkında daha fazla bilgi edinmek için gelecek hafta DNA testi amacıyla Varşova’ya gidiyorum” diyor. İskelet üzerinde daha önce DNA analizi denenmiş ancak başarılı olunamamıştı. “Kafatasına zarar vermeden, şakak kemiğinden örnek alacak şekilde delme işlemi yapmayı deneyeceğiz.”


Live Science. 20 Şubat 2026.

Makale: Chmiel‐Chrzanowska, M., Fetner, R., & Krąpiec, M. (2026). Unrevealing the Date of a Roman Iron Age Period Burial in Log Coffin From Bagicz: A Multidisciplinary Approach. Archaeometry.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Tarih bölümü mezunu. Antik Çağ Tarihinde yüksek lisans yaptı. Arkeoloji ve eski çağ kültürleri alanında kariyer hedefi var.

You must be logged in to post a comment Login