Toplu Mezardaki Moğol Kurbanı Üç Kişi Akraba Çıktı

Batu Han’ın ordusunun 1238’de Rus şehri Yaroslavl’ı ele geçirmesinin ardından toplu mezara gömülen üç kişi yakın akraba çıktı.

Yaroslavl’da toplu mezardan gelen kafatasları, şiddet izleri taşıyor. C: Institute of Archaeology, Russian Academy of Sciences

Bireyler arasındaki yakın genetik akrabalık durumunu kanıtlamak için DNA testi yapıldı. Bu, bir mezara gömülü 15 kişinin kalıntılarını inceledikten sonra arkeologlar ve antropologlar tarafından öne sürülen hipotezi de doğruluyor.

Kazı başkanı Asya Engovatova, “1238’de kentin çöküşünün genel resmini yeniden oluşturmaya ek olarak, artık bir ailenin trajedisini de görüyoruz. DNA analizi, üç nesli temsil eden genetik olarak ilişkili bireylerin kalıntılarını gösteriyor.” diyor.

(En Büyük İkinci Krallığı Kuran Moğollar Kimdi?)

“Antropolojik veriler, bunların 55 yaşında veya daha büyük bir büyükanne, 30 ila 40 yaşında kızı ve yaklaşık 20 yaşında bir genç adam olan torunu olduğunu gösteriyor. Kadın hattına bağlı ailenin dördüncü bir üyesi ise komşu toplu mezara gömülmüş.”

“Önemli olarak, bu aile ilişkileri başlangıçta arkeologlar ve antropologlar tarafından öne sürüldü ve daha sonra genetik verilerle doğrulandı. Bu, araştırmamızı daha kanıtlayıcı kılıyor ve 13. yüzyıl olaylarını ve yaşam biçimini daha kesin bir şekilde tartışmamızı sağlıyor.”

Büyük katliamlar

Tarihi kayıtlar, 13. yüzyılın başlarında Vladimir Büyük Dükalığı’na karşı yaptığı askeri seferde Batu Han ordusunun harap ettiği diğer şehirler arasında Yaroslavl adını veriyor. Bununla birlikte, trajedinin asıl kapsamı ancak 2005 yılında, 13. yüzyılda inşa edilen ve 1937’de yıkılan ve 2004-2010 yılları arasında restore edilen kentin Assumption Katedrali’nde kurtarma kazıları başladığında netleşti.

Kazılarda sadece beş yıl içinde, şiddetli bir şekilde ölenlerden oluşan dokuz toplu mezar ve 300’den fazla gömülü birey bulundu. Bu sayı, çevredeki harap edilen şehirlerdekinden daha fazla. Önceden yapılan araştırmaların bulguları olayların detaylı bir şekilde yeniden oluşturulmasını sağlamıştı: Bulunan iskeletlerin, Yaroslavl’ın 1238 Şubat’ta Batu Han’ın güçleri tarafından ele geçmesi sırasında öldüğü kanıtlanmıştı.

Engovatova, “Batu Han’ın fetihleri, en büyük ulusal trajediydi, zulüm ve yıkımda diğer olayları bastırıyordu. Bunun, Rus folkloruna giden bu tür birkaç olay arasında olması tesadüf değil. Şimdi bu baskınlar hakkında bildiklerimiz, “kanla boğulmuş bir şehir”in sadece bir söylem şekli olmadığını gösteriyor.” diyor.

13. yüzyılın sonlarına kadar Çin, Orta Asya, Kafkaslar, Volga; Bulgaristan ve Doğu Avrupa Ovası’nda Yaroslavl’ın bulunduğu yerin fethi yaşandı. Geçtiğimiz 10-15 yıldaki bazı yayınlar, Rusların [günümüz Rusya’sının] Altınorda’ya dahil edilmesinin neredeyse barışçıl ve gönüllü olduğunu ve pratikte hiçbir büyük vahşet yapmadıklarını düşünüyordu. Ancak bu durumun gerçek olmadığı açık.”

Solda, toplu mezarda bulunan yabani kanatlı larvaları. Sağda, 79 numaralı mezarda bulunan bireyin grafik rekonstrüksiyonu. C: Institute of Archaeology, Russian Academy of Sciences

Sıradışı bir toplu mezar

Toplu mezarlardan biri (76 numaralı mezar) şehir içi kalenin merkezinde bulunuyordu. Bu mezarda cesetler şehre yapılan saldırı sırasında yakılan zengin bir çiftlik arazisine sığ bir çukura gömülmüştü. Ana ahşap ev ve evin ek yapıları, sahiplerinin yüksek statüsüne işaret eden birçok eser içeriyordu.

Özellikle bu mezar araştırmacıların dikkatini çekti, çünkü bunun için çukur bilerek kazılmıştı. Yakındaki diğer toplu mezarlar ise bodrum katlarında ve yakılmış binalarda bulundu. Bu tür bir cenaze töreni günün normlarına aykırıydı ve herhangi bir ritüele dair iz yoktu. Çukurdaki 15 erkek, kadın ve çocuk farklı pozisyonlarda ortaya çıkarıldı.

(Cengiz Han’ın Mezarı Hiçbir Zaman Bulunamayabilir)

Cesetlerin birçoğunun kemiklerinde iyileşmemiş delme ve kesme yaraları gibi şiddetli ölüm izleri taşıyordu. Kemiklerin bir kısmı yanmıştı ve bu da şehre zarar veren yangına işaret ediyordu.

Kalıntılarda larvalar bulundu; bu da çürüme aşamalarının ilerlemesine işaret ediyor ve araştırmacıların iskeletleri tarihlemesini sağlıyor. Kurt sineği türlerini tanımlayarak, böcekbilimciler larvaların günlük ortalama sıcaklıkta hangi gelişme evrelerine ulaşacağını biliyorlardı. Bu sıcaklık mayıs ayının sonlarına veya haziran ayının başlarına denk geldi.

Engovatova, “Gömüldükleri zamana ait veriler çok kesin ve antropologların cesetlerin zaten kısmen parçalanmış olduğu hipotezini destekliyor. Bu insanlar öldürüldü ve vücutları oldukça uzun bir süre karda yattı. Nisan veya Mayıs aylarında, sinek kalıntıları çoğalmaya başladı ve Mayıs ayının sonlarında veya Haziran ayının başlarında, muhtemelen yaşadıkları yerdeki ana cadde üzerindeki bir çukura gömüldüler.” diyor.

Gömülü bireyler akraba çıktı

Kalıntıları inceleyen antropologlar, bazı gömülü bireyler arasındaki akrabalık hipotezini ilk kez belirlediler. Bu, epigenetik özellik benzerlikleriyle öne sürüldü: spina bifida olarak bilinen bir doğum kusurunun varlığı.

Antropologlar ayrıca, aile içindeki olası evliliklerden doğan çocukların özelliği olan belli anormallikleri de tanımladı. Bunun dışında, bu ailenin üyeleri, diğer gömülü bireylerden daha fazla diş çürüğüne sahipti. Çürükler baskın olarak şekerler ve karbonhidratlar bakımından zengin bir diyetle bağlantılı olarak geliştiği için, söz konusu aile görünüşte ortalama çağdaşlarından daha fazla şeker ve bal tüketmişti.

Araştırmacılar, sekiz gömülü bireyin kalıntılarının karmaşık bir moleküler ve genetik incelemesini yaptı. Ekip, arkeolojik kemik ve diş örneklerini temizledi, toz haline getirdi ve Antik DNA elde etti. Analizler, üç kişide aynı mitokondriyal DNA mutasyonlarını ortaya çıkarırken, otozomal DNA belirteçlerini inceleyerek kişilerin ne kadar yakın oldukları ile ilgili veriler sağlandı. Ek olarak, bir mitokondriyal DNA çizgisi, komşu bir mezara gömülü olan dördüncü olası bir anne akrabasına işaret etti.

“Genetik çalışmalar üç kişi arasındaki ilişkiyi doğruladı. Muhtemelen aynı varlıklı ve üst düzey ailenin üyeleriydiler. Yapının kalenin ortasındaki konumu ve yapı içinde bulunan arkeolojik buluntular da bunu doğruluyor.”


Phys. 3 Eylül 2019.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora programında devam ediyor. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login