Termessos’taki İlk Kazılarda Anıt Mezarların Parçaları Bulundu

Antalya’daki Termessos Antik Kenti’nde ilk kez başlatılan kazı çalışmalarında, nekropol alanında yer alan iki anıt mezarın parçaları bulundu.

Yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşan bu anıt mezarlar, orijinal taşları kullanılarak ayağa kaldırılmaya hazırlanıyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve geçmişi MÖ 4. yüzyıla uzanan Termessos’ta yürütülen çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığının “Geleceğe Miras” projesi kapsamında, Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Koçak başkanlığında ilerliyor.

(İlgili: Likyalılar ile Termessosluların Davalık Olduğu Dağ Bulundu)

Kartal yuvasını andıran konumu ve sarp coğrafyası nedeniyle bugüne kadar büyük ölçüde el değmemiş olan kentte ilk kazı sezonunun odağında, Akdeniz’in en büyük nekropollerinden biri bulunuyor.

3.000 Mezarlık Dev Nekropolde İlk Kazı Sezonu

Termessos nekropolü, antik taş döşemeli yolun her iki yanında uzanan 3.000’i aşkın mezar yapısı ve bu mezarlarla ilişkili 900’ü aşkın yazıtla, bölgenin en zengin mezar alanlarından biri. Bugüne kadar Termessos daha çok yüzey araştırmaları ve mimari gözlemlerle biliniyordu. Sistematik kazı çalışmaları ise ilk kez 2025 yılında başlatıldı.

Doç. Dr. Mustafa Koçak, “Kazı çalışmalarımızı bu alanda yoğunlaştırdık. Özellikle iki anıt mezar üzerinde çalışıyoruz. Her biri ayağa kalktığında yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşacak ve Termessos’un silüetini değiştirecek simge yapılar hâline gelecek” diyor.

Kazı ekibi, dağınık durumdaki blokların tek tek belgelenmesi, taşların hangi mezara ait olduğunun belirlenmesi ve anıtların özgün ölçüleriyle ayağa kaldırılabilmesi için hem arazi hem de laboratuvar ölçeğinde kapsamlı bir hazırlık yürütüyor.

C: Wikimedia Commons

“Dans Eden Kadınlar” Anıt Mezarı

Üzerinde çalışılan anıt mezarlardan ilki, kazı ekibinin “dans eden kadınlar mezarı” olarak adlandırdığı yapı. Mezar odasının giriş kapısının iki yanında, insan boyutunda dans eden kadın kabartmaları yer alıyor. Koçak, bu kabartmalardan birinin baş kısmının yıkıntılar arasında bulunduğunu ve müzeye teslim edildiğini aktarıyor.

Ayağa kaldırıldığında yaklaşık 14 metre yüksekliğe ulaşacak bu anıt mezar, sadece boyutlarıyla değil, süslemeleriyle de dikkat çekiyor. Girişteki kadın figürlerinin yanı sıra, tiyatro maskeleri, Eros kabartmaları, zafer tanrıçası Nike tasvirleri, aslan figürleri ve zengin bezeme şeritleri mezar yapısını baştan aşağı süslüyor.

Bu kabartmalar, Termessos seçkinlerinin hem sanatsal zevkini hem de ölüm sonrası temsillerinde hangi figür ve sembolleri tercih ettiklerini göstermesi açısından önemli bir görsel arşiv sunuyor.

C: Wikimedia Commons

Silahlarla Süslenmiş Anıt Mezar

Üzerinde çalışılan ikinci anıt mezarın yazıtı korunmuş durumda ve bu sayede yapının bir kadın tarafından, kendisi ve eşi için yaptırıldığı biliniyor. Anıt, yüksek bir podyum üzerine oturuyor ve bu podyumun dört cephesi tamamen silah kabartmalarıyla çevrili. Bu kabartmalar; kalkanları, mızrakları, kılıçları, zırh parçalarını ve baltalar betimliyor.

Bu silahların bir kısmı dönemin gerçek savaş teçhizatını yansıtırken, bazıları da efsanevi düşmanlarla ilişkilendirilen, daha “mitolojik” nitelikte. Koçak’ın özellikle vurguladığı ayrıntı ise, Amazon kadın savaşçılara atfedilen kalkan ve balta kabartmaları.

Söz konusu süslemeler, anıt mezarın yalnızca bir aile gömütü değil, aynı zamanda Termessos kimliğinin, savaşçı geleneğinin ve mitolojik referanslarının taşa kazınmış bir özeti olduğunu düşündürüyor.

C: Wikimedia Commons

Anıtlar Orijinal Taşlarla Yeniden Ayağa Kalkacak

Kazı ekibi, anıt mezarların ayağa kaldırılması için önce orijinal taşları tespit ediyor. Her bir blok, dayanıklılık analizlerinden geçirilerek hangi parçanın yeniden kullanılabileceği belirleniyor. Ardından bu taşlar üç boyutlu olarak taranıp bilgisayar ortamında modelleniyor ve anıt mezarın olası özgün görünümü dijital olarak ortaya çıkarılıyor.

Bu aşamadan sonra, bilgisayar ortamında test edilen taşıyıcı sistem ve blok dizilimi, sahadaki podyumlarla karşılaştırılıyor. Çalışmalar tamamlandığında, orijinal taşlar anıt mezarların bulunduğu podyumların üzerine yerleştirilerek yapıların yeniden ayağa kaldırılması planlanıyor.

Koçak, “Anıt mezarların projesi hazır; bilgisayar ortamında ayağa kalktılar bile. Taşların yerleri netleştikçe aynı süreci sahada da uygulayacağız. Ayağa kalktıklarında Termessos’un simge yapıları olacaklar” diyor.

Termessos’un bu kadar iyi korunmuş olmasının en önemli nedenlerinden biri, kentin Hıristiyanlık döneminde yoğun bir yapı sökümü ve devşirme taş kullanımına maruz kalmamış olması. Koçak, “Termessos’ta Hıristiyanlık izleri az olduğu için kentin orijinal taşları olduğu gibi duruyor. Anıt mezarların yapı elemanlarının hepsi orijinal haliyle elimizde” diyor.

Geç Antik Dönem Tahribatı

Termessos, uzun süre “hiç el değmemiş” bir dağ kenti olarak anlatıldı. Ancak nekropoldeki kazılar, geç antik döneme ait tahribat izlerini de ortaya çıkardı.

Nekropol alanında çok sayıda kireç ocağı tespit edildi. Figürlü lahit parçalarının önemli bir kısmının bu ocaklara doldurulup yakıldığı anlaşıldı.

Koçak, “Termessos el değmemiş bir yer olarak bilinirdi ama geç antik dönemde herhalde biraz dokunmuşlar. Çok fazla kireç ocağı keşfettik, çok sayıda figürlü lahit parçası da bulduk ama büyük oranda bunlar geç antik dönemde kireç ocaklarına doldurulup yakılmışlar” diyor.

Yine de, anıt mezarların temel yapı elemanlarının büyük oranda korunmuş olması, hem rekonstrüksiyon hem de kentteki ölüm ritüellerini anlamak açısından büyük bir şans olarak değerlendiriliyor.

İskender’in Alamadığı Kent

Güllük Dağı’nın eteklerine, 1050 metre yükseklikte kurulan Termessos, sarp coğrafyası ve doğal savunma sistemi sayesinde hem antik çağda hem de sonrasında yağma ve tahribattan büyük ölçüde korunmuş bir kent.

MÖ 333 yılında Termessos’u kuşatan Büyük İskender, kentin stratejik konumu ve güçlü savunma hatları nedeniyle şehri ele geçiremedi. Termessos halkı, dağlık araziyi lehine kullanarak İskender’in saldırılarına direndi. Sonunda İskender ordusunu Sagalassos’a çevirerek Termessos kuşatmasından vazgeçti. Böylece Termessos, Sillyon ile birlikte Anadolu’da İskender’in alamadığı iki kentten biri olarak tarihe geçti.

Roma egemenliği döneminde de Termessos, imparatorluğun “dostu ve müttefiki” statüsüyle dikkat çekti. Roma Senatosu, Termessos’un işlerinde bağımsız olduğunu ve kendi kanunlarını kendisinin yapacağını resmen kabul etti. Kent, kendi yasalarını belirleme hakkına sahipti ve kendi sikkelerini basabiliyordu. Sikkelerinde imparator portresi yerine yalnızca kendi kahramanlarını ve tanrılarını kullanıyor, bağımsızlık vurgusunu açıkça simgeliyordu.

Bugün Termessos Antik Kenti ve içinde yer aldığı Güllük Dağı Milli Parkı, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login