Sibirya’nın Son Kadın Şamanının Ebeveynleri Akrabaydı

Yerli Yakut mumyaları üzerinde yapılan yeni bir DNA analizi, 17. yüzyıldaki Rus istilasına karşı direnişi ortaya koyuyor.

Yakutistan’da bulunan 18. yüzyıldan kalma kadın şaman UsSergue1’in mumyalaşmış kalıntıları. C: Patrice Gérard-CNRS

Yerli Sibiryalılara ait yüzlerce yıllık mumyalaşmış kalıntılar, Rusya’nın topraklarını işgal etmesinden önce, işgal sırasında ve sonrasında geniş bir zaman aralığına yayılan genetik sırları gün yüzüne çıkarıyor. Yeni bir çalışmaya göre, kırmızı yün bir elbiseyle gömülen bir kadın şamanın ebeveynleri birbirine yakın derecede akrabaydı.

Arkeologlar, 14. ile 19. yüzyıllar arasında Sibirya’da gömülmüş 100’den fazla yerli Yakut’a ait doğal yollarla mumyalaşmış kalıntıları ortaya çıkardı. Araştırmacıların bedenler üzerinde yaptığı DNA analizi, Yakutların Rusların işgal ve Hıristiyanlaştırma girişimlerine, yerli topluluklarda tipik olarak görülmeyen bir biçimde direndiğini gösteriyor.

(İlgili: Estonyalılar, Finler ve Macarların Ataları Sibirya’da Yaşıyordu)

Araştırmacılar, dünyanın en soğuk bölgelerinden biri olan ve Sibirya’nın kuzeydoğusunda yer alan Yakutistan’da (Sakha Cumhuriyeti olarak da bilinir) yürüttükleri arkeogenetik incelemeleri, Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmada ayrıntılandırdı.

Yakutistan’dan 18. yüzyılda yaşamış kadın şaman UsSergue1’in tabutunda bulunan boncuklu bir eldiven.

Yaklaşık 16 yıllık arkeolojik kazıların ardından ekip, 1632’de Rus İmparatorluğu’nun Sibirya’yı işgal etmeye başlamasından önceye ve sonraya tarihlenen, Yakutstan’ın dört bölgesinden toplam 122 birey ortaya çıkardı. Ardından araştırma ekibi, Rus istilasının Yakutların genetiğini değiştirip değiştirmediğini test etmek için yerli Yakutların DNA’sını analiz etti.

Araştırmacılar, günümüz Yakutlarının genetik kökenlerinin 12. ile 13. yüzyıllara uzandığını tespit etti. Bu da Yakutların sözlü tarihlerini doğruluyor. Ancak diğer sömürgeci işgallerde görülenlerin aksine araştırmacılar, nüfusun büyük ölçüde azaldığına ya da Ruslar ile Yakutlar arasında geniş çaplı bir karışım yaşandığına dair güçlü kanıtlar bulamadı.

Arkeologlar, Yakutistan’dan 18. yüzyılda yaşamış kadın şaman UsSergue1’in tahta tabutunu açıyor.

Paris’teki Saint-Antoine Araştırma Merkezi’nde doktora sonrası araştırmacı olan ve çalışmanın ortak yazarlarından Perle Guarino-Vignon, “Analizler, Yakutların genetik mirasının 16. yüzyıldan bugüne istikrarlı kaldığını gösteriyor. Dolayısıyla, muhtemelen böylesine uç bir çevrede yerleşmenin lojistik zorlukları nedeniyle, demografik yer değiştirme yoluyla bir işgal gerçekleşmemiş” diyor.

Araştırmacılar ayrıca, mumyaların dişleri ve diş taşlarını analiz ederek Yakutların ağız mikrobiyomunu da inceledi. Bilim insanları, Rus yerleşimcilerin arpa, çavdar ve tütün gibi gıdaları bölgeye getirmesiyle mikrobiyomun zaman içinde değişeceğini varsaymıştı. Ancak analiz, Rus istilasına rağmen Yakutların mikrobiyomunun dikkat çekici biçimde istikrarlı kaldığını ortaya koydu.

Yakutistan’dan 18. yüzyıl şamanı UsSergue1’in mezarında bulunan boncuklu aksesuarlar.

Sibirya’da şamanizm

Yakut mezarları, Rusya’nın Yakutları Hıristiyanlaştırma girişimlerinden uzun süre sonra bile, geleneksel şamanizmin 18. yüzyılın sonlarına kadar uygulandığını da gösterdi. Son Yakut şamanlarından olan ve 250 yıldan fazla zaman önce öldüğünde 30’lu yaşlarında olan bir kadın DNA açısından da şaşırtıcı bir bulgu sundu:

Çalışmanın ortak yazarlarından, Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi (CNRS) bünyesinde moleküler genetikçi olan Ludovic Orlando’nun aktardığına göre, bu kadının ebeveynleri ikinci derece akrabaydı. Bu durum, ebeveynlerin üvey kardeş, amca–yeğen ya da hala/teyze–yeğen, veya büyükbaba/büyükanne–torun olabileceği anlamına gelebilir.

UsSergue1’in “gelin kemeri” – kadınlar için şamanik bir aksesuar.

Son Yakut kadın şaman, Orta Yakutistan’da Us Sergue adlı alanda bulundu ve araştırmacılar ondan UsSergue1 olarak söz ediyor. Bu kadın, ağaç kütüğünden yapılmış bir tabuta gömülmüştü ve geleneksel Yakut “ushanka” şapkası ile deriden uyluğa kadar uzanan bacak koruyucuları da dahil olmak üzere birkaç kat kıyafet giyiyordu. İthal battaniyelerden yapılmış kırmızı yün bir elbise giymesine rağmen, “gelin kemeri” aksesuarı gibi yerli şamanlara özgü özellikler de taşıyordu. Arkeologlar yakında, üç at iskeleti içeren bir çukur buldu. Bunlardan birinin üzerindeki aksesuarlar, kadının elbisesindeki desenlerle uyumluydu.

Orlando, “UsSergue1 adlı bireyi, klanının bir temsili olarak yorumluyoruz. Amaçları geleneksel ve ruhani geleneklerini korumaktı” diyor. UsSergue1’in gömüldüğü dönemlerde Hıristiyanlık yayılıyordu, fakat Orlando’ya göre “bazı Yakut klanları direnmiş ve şamanizm de dahil olmak üzere geleneklerine bağlı kalmış olabilir.”

Birçok yerli Yakut, atlarla birlikte veya atların yakınına gömülmüştü. C:

Bununla birlikte UsSergue1’in işaret ettiği yüksek akraba evliliği düzeyi sürprizdi. Araştırmacıların iskeletler arasındaki akrabalığı DNA ile incelediği analizler, birbirine yakın gömülmüş çok sayıda akraba bulunduğunu gösterdi. Ancak çalışmada belirtildiğine göre UsSergue1, Yakutlar arasında akrabalılık düzeyi en yüksek bireydi. Ayrıca en güçlü klandan geliyordu ve türünün son şamanıydı.

Yine de araştırmacılar, ebeveynlerinin tam olarak nasıl bir akrabalık ilişkisine sahip olduğunu ya da bu birlikteliğin ne kadar sıradışı kabul edildiğini bilmiyor.

Arkeologların tabutu açmasının ardından, Yakutistan’dan 18. yüzyılda yaşamış kadın şaman UsSergue1’in mumyalanmış kalıntıları.

Orlando, “Yalnızca ebeveynlerinin ikinci derece akraba olduğunu söyleyebiliyoruz” diyor. Ayrıca başka şaman gömütleri de bulunmuş olmasına rağmen bunların hiçbirinde ebeveynlerin akraba olduğu görülmediği için, Orlando şu sonuca ekliyor: “Şaman olmak için yüksek derecede akraba evliliği olan bir kişi olmak gerektiğini düşünmüyoruz.”

Tarihi Yakut gömütleri, araştırmacılara yüzyıllar önceki yerli yaşamına dair adeta bir bilgi hazinesi sundu. Çalışmanın ortak yazarlarından, CNRS bünyesinde biyolojik antropolog Éric Crubézy, bir açıklamada “Bu ortamda korunum eşsiz ve bedenler o kadar sağlamdı ki otopsi yapabildik” diyor. Crubézy’ye göre bedenlerin ötesinde “kıyafetleri ve mücevherleri de bozulmadan günümüze ulaştı. Bu da biyolojik ve kültürel verileri karşılaştırmak için nadir bir fırsat sunuyor.”


Live Science. 7 Ocak 2026.

Makale: Crubézy, É., Guarino-Vignon, P., Seguin-Orlando, A. et al. (2026). An ancient DNA perspective on the Russian conquest of Yakutia. Nature.

Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü Yüksek Lisans mezunu. Aynı üniversitede Doktora adayı. İletişim: ermanbu@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login