MS 79 yılındaki Vezüv patlamasından günümüze ulaşan yaklaşık 11.000 yazıt, Roma İmparatorluğu’ndaki gündelik yaşama eşsiz bir bakış sunuyor.

Yaklaşık 2.000 yıl önce Pompeii, Herculaneum ve Stabiae gibi antik Roma kentleri; tüccarların, çiftçilerin ve telaş içindeki ailelerin uğultusuyla dolup taşıyordu. Güney İtalya’daki Napoli Körfezi’ne hükmeden Vezüv Yanardağı’nın derinliklerinde bir felaket mayalanırken, eteklerinde yaşayanların henüz hiçbir şeyden haberi yoktu. Halk için o gün, MS 79 yılının sıradan bir sabahından ibaretti.
Vezüv, o meşhur felaket gününde öğle saatlerine doğru patlamaya başlayarak gökyüzüne devasa bir gaz, kül ve volkanik kaya sütunu püskürttü. O sırada liman kenti Misenum’da bulunan yazar Genç Plinius, doğa bilimci amcası Yaşlı Plinius ile birlikte bu dehşete tanıklık etti. Genç Plinius, yıkımın az sayıdaki görgü tanığı anlatımlarından biri kabul edilen notlarında, göğe yükselen duman bulutunu “her şeyden çok bir çam ağacına” benzetmişti.
(İlgili: Pompeii Kurbanları Ağustos’ta Neden Yün Pelerin Giyiyordu?)
Gökten boşalan yoğun ponza taşı ve kül tabakası çatıları çökerterek avluları doldurdu. Ardından yanardağ yamaçlarından aşağı hızla süzülen piroklastik akıntılar şehirlere ulaştı. Kimi kurbanlar volkanik gazlarla boğularak öldü, kimileri ise aşırı ısının etkisiyle anında can verdi. Yaşamını yitirenler arasında, Stabiae’deki dostlarını kurtarmak için denize açılan Yaşlı Plinius da vardı.
Ertesi gün hava karardığında Pompeii artık yeryüzünden silinmiş; yaklaşık 6 metre derinliğindeki bir kül ve enkaz yığınının altına gömülmüştü.
18. yüzyılın ortalarında ilk sistemli kazılar başladığında, arkeologlar sadece görkemli freskleri ve heykelleri değil, Roma halkının günlük yaşamına dair izleri de keşfettiler. Freskler evleri, kamusal alanları ve tapınakları süslerken, Pompeii binalarının duvarları; seçim ilanlarından pazar günü duyurularına, aşk itiraflarından dedikodulara kadar binlerce duvar yazısı ile kaplıydı. Duvarlar, adayları destekleyen sloganlarla, birbirlerine yönelttikleri suçlamalarla ve nükteli şiirlerle doluydu. Çocuklar bile arenada dövüşürken gördükleri gladyatörlerin kaba çizimlerini karalamışlardı.
Sadece Pompeii’de 11.000’den fazla graffiti örneği belgelendi. Bazı yazılar yoldan geçenler tarafından aceleyle yazılmışken, diğerleri yaratıcılarının sanatsal yeteneğini sergiliyordu. Grafiti yazarları hayatın her kesimindendi; bunlar, mülk sahiplerinden işçilere, askerlerden azatlı kölelere kadar toplumun her kesiminden insanın ortak sesiydi.

Pompeii’deki bu duvar yazıları, aslında günümüz sosyal medyasının antik bir versiyonu gibiydi. Sıradan insanların kamusal alanda mesajlar oluşturmasına, bunları paylaşmasına ve birbirlerine yanıt vermesine olanak tanıyan bir iletişim biçimi olarak işlev görüyordu.
Antik duvar yazıları ve modern sosyal medya
“Writing on the Wall: Social Media—The First 2,000 Years” kitabının yazarı gazeteci Tom Standage, Pompeii’de antik çağa ait en ilginç duvar yazılarından bazılarını gördüğünü ve en sevdiklerinin “tıpkı modern bir internet yorum dizisi gibi, birkaç kişinin art arda mesajlar bıraktığı” diyaloglar olduğunu söylüyor. Örneğin, Onesimus ve Secundus adındaki iki kardeşin ortak bir arkadaşlarının duvarına karşılıklı notlar bırakması ya da Maius Castricius Evi’ndeki merdiven boşluğunda, çok sayıda kişinin popüler mısraları kendi yorumlarını katarak paylaşması, antik dünyanın dijitalleşmemiş “duvar” kültürünü yansıtıyor.
Standage, bu etkileşimi şu sözlerle tanımlıyor: “Bunlar halka açık tartışma örnekleri; yani kelimenin tam anlamıyla bir arkadaşının ‘duvarına’ yazmak. Tarihte buna benzer pek çok örnek olsa da Romalıların nispeten yüksek okuryazarlık düzeyi sayesinde bu, bildiğimiz en eski örneklerden biri.”
Standage’e göre Pompeii’deki duvar yazılarında işlenen temalar, günümüzde insanların dijital platformlarda paylaştıklarıyla şaşırtıcı bir benzerlik gösteriyor. Çapkınlık hikayelerinden karşılıksız aşklara, iyi ya da kötü restoran yorumlarından hakaretlere, şakalardan ilham verici alıntılara ve şiirlere kadar her şey bu taş duvarlarda kendine yer bulmuş.
Warwick Üniversitesi’nden tarihçi Alison Cooley, bu yazıların en canlı örneklerinden biri olan dokumacı Successus ile rakibi Severus arasındaki atışmaya dikkat çekiyor. İkili, bar görevlisi Iris’in kalbini kazanabilmek için duvar yazıları üzerinden zekice hakaretlerle bir düelloya girişmişlerdi. Successus, “Ey kıskanç adam, neden yoluma çıkıyorsun? Senden daha yakışıklı ve haksızlığa uğrayan bir adama boyun eğ” diye yazarken; rakibi Severus cevabı geciktirmemişti: “Sen Iris’i seviyorsun ama o seni sevmiyor.”
Standage, ilk arkeologların Pompeii’deki bu yazıları keşfettiklerinde “fazla sıradan ve önemsiz” bularak küçümsediklerini belirtiyor. Ancak modern bakış açısı bu duruma farklı bir anlam yüklüyor: “Onlara asıl değerini veren tam da bu sıradanlık. İnsanların her çağda ne kadar benzer olduğunu kanıtlıyor ve modern dünyadan Romalılarla çok daha kolay bağ kurmamızı sağlıyorlar. Bu yazılar, bize elitlerin tarihinden ziyade sıradan Romalıların yaşamlarından bir kesit sunuyor.”
Antik duvar yazılarının türleri
Washington & Lee Üniversitesi’nden klasik uzmanı Rebecca Benefiel, Antik Duvar Yazısı Projesi (Ancient Graffiti Project) kapsamında Pompeii ve Herculaneum’daki binlerce yazıtı dijital bir katalogda bir araya getirdi. Benefiel’e göre bu mesajlar, hem evsel hem de kamusal alanlara yazılmış, kişisel beyanlardan toplumsal duyurulara kadar uzanan devasa bir yelpazeyi kapsıyor: “Şehrin dört bir yanı arkadaşlara gönderilen selamlar, sevilen şiir dizeleri ve isimlerle doluydu.”

Şehirde yazı bırakmak için en çok tercih edilen noktalar arasında genelevler, hamamlar ve özel konutların iç duvarları yer alıyordu. Ancak 100’den fazla sütuna sahip görkemli ve çok amaçlı bir yapı olan Campus ad Amphitheatrum, tek bir binada barındırdığı 400’den fazla yazıtla bu konuda rekoru elinde tutuyor.
Benefiel’e göre, duvarlara yazı bırakanlar arasında erkekler sayıca üstün olsa da kadınların da bu iletişim ağında aktif olduğu görülüyor: “Kadınlara hitaben yazılan pek çok selam, onların bu yazıları okuyabildiğinin bir kanıtı. Kadınlar kimi zaman bu selamlara karşılık veriyor, hatta bazıları duvarlara uzun ve dokunaklı mesajlar bırakıyordu.”
Duvarlardaki notların tamamı kişisel nitelikte değildi. Yaklaşan seçimlerde adaylara destek toplamak amacıyla profesyonel tabela yazarları tarafından parlak kırmızı boyayla, özenle hazırlanan ilanlar da mevcuttu. Kazınarak değil, fırça ve boyayla yapılan bu yazılara dipinti adı veriliyordu. Bu ilanlar, işlevsel açıdan günümüzdeki “sponsorlu” sosyal medya paylaşımlarıyla çarpıcı bir benzerlik gösteriyordu.
Cooley, bu dipinti örneklerinin 2.000 yıl öncesinin seçim vaatlerini günümüze taşıdığını belirtiyor: “Adaylar; dürüst karakterleri, mali sağduyuları ve halka vaat ettikleri ‘ücretsiz ekmek’ veya amfitiyatroda düzenlenecek ücretsiz gösteriler gibi avantajlarla övülüyordu.”

Ancak her siyasi kampanya olumlu bir dille yürütülmüyordu; duvarlar aynı zamanda rakipleri itibarsızlaştırmaya yönelik “kara propaganda” örneklerine de ev sahipliği yapıyordu. Bir yazıtta, “Geç saatlere kadar içki içen tüm ayyaşlar, Marcus Cerrinius Vatia’yı [hakim olarak] seçmenizi istiyor,” yazıyordu. Bir diğeri ise bir politikacının “küçük hırsızlar tarafından desteklendiğini” iddia ederek seçmeni uyarıyordu.
Cooley’e göre dipintiler (boyalı yazılar), Pompeii’deki geniş sivil söylemi yansıtan en önemli araçlardandı: “Kazınmış notlardan (grafiti) ziyade boyanmış bu ilanlar, doğrudan siyasi meselelere odaklandıkları için kamusal bir konuşmayı yansıtma olasılığı daha yüksek görünüyor.” Genellikle büyük harflerle ve kolay okunabilecek şekilde tasarlanan bu yazılar, yoldan geçenleri sivil hayata aktif olarak katılmaya davet ediyordu.
Duvar yazıları, parşömenler gibi yazılı kaynaklara kıyasla daha az resmi, çok daha içten, kendiliğinden ve mizah yüklü bir nitelik taşıyor; bu da onları eşsiz birer kültürel kanıt haline getirir. Ancak Cooley önemli bir noktada uyarıda bulunuyor: “Bu yazıları nesnel birer tarihi belge gibi ele alma tuzağına düşmemeliyiz. Bunlar son derece taraflı ve kişisel mesajlar. Örneğin, Gladyatör Celadus’un ‘kızların idolü’ olduğunu okuduğumuzda, bu bilimsel bir veri değil, büyük olasılıkla gladyatörün bizzat kendi elleriyle duvara kazıdığı övünç dolu bir ifade.”

Pompeii’nin duvar yazıları neden günümüzde hala yankı uyandırıyor?
Pompeii’nin duvar yazılarını bu denli büyüleyici kılan unsur yalnızca yaşları değil; aksine, her birinin bize tanıdık gelmesi.
Özenle boyanmış reklamlardan şakacı atışmalara kadar duvarlardaki bu karalamalar, duygu ve düşüncelerini paylaşma konusundaki o eski ve evrensel arzuyu bizlere yeniden hatırlatıyor. Standage, bu durumu “evrensel ve zamansız bir dürtü” olarak tanımlıyor: “İnternet bu süreci sadece çok daha ucuz ve zahmetsiz hale getirdi; bu da beraberinde hem avantajları hem de dezavantajları getirdi. Bilgi paylaşmak, dostluk kurmak, haberleri takip etmek veya statü sergilemek… Bağlantı kurma isteğinin ardında pek çok motivasyon olsa da, en temelinde yatan şey bağ kurmaya yönelik ihtiyaç.”
Standage’a göre mesele teknolojik değil, tamamen sosyal bir olgu: “Bizler sosyal canlılarız; hem antik hem de modern sosyal medya teknolojilerini bu denli çekici kılan şey de tam olarak bu fıtratımız.”
Buna rağmen Benefiel, antik Roma duvar yazılarının modern sosyal medya ile birebir aynı tutulmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor. Benefiel, “Duvar yazıları ait olduğu toplumun karakterini yansıtır. Bu nedenle bizim güncel sosyal medya trendlerimiz, birinci yüzyılın antik grafitilerinden oldukça farklı” diyerek sosyokültürel dokunun önemine işaret ediyor.

Benefiel, 2018 tarihli bir çalışmasında; Pompeii duvar yazılarının en popüler üç temasının dostane selamlaşmalar, şiir dizeleri ve gladyatörler olduğunu belirlemişti. Eğer bugünün dünyasıyla bir paralellik kurulacaksa; antik çağdaki şiirlerin günümüzün vazgeçilmez bir sosyal medya unsuru olan müziğe karşılık gelebileceğini belirten Benefiel, dönemin en büyük sosyal etkinliği olan gladyatör maçlarını ise bugünün moda dünyası veya ünlü kültürüyle kıyaslıyor.
Aradan geçen iki bin yılın ardından iletişim araçları evrilmiş olsa da, insanın bağ kurma ve iz bırakma ihtiyacı varlığını koruyor. Cooley’nin favori duvar yazısı ise Pompeii’nin pek çok noktasında defalarca karşımıza çıkan, insanların duvarlara durmaksızın bir şeyler yazmasıyla dalga geçen nükteli bir öz eleştiri: “Bu kadar çok yazarın sıkıcı karalamalarını taşımak zorunda kalmana rağmen henüz yıkılmadığın için sana hayranım duvar!”
Smithsonian Magazine. 17 Aralık 2025.
You must be logged in to post a comment Login