Oregon’daki Mağarada 12.000 Yıllık İlk Dikiş Kanıtı Bulundu

Oregon’daki mağaralarda 12.000 yıldan daha önceye ait organik buluntular arasında, olası giysiye ait en erken örnek saptandı.

Oregon’daki Cougar Mountain Mağarası kaya sığınağında bulunan dikilmiş deri parçası. C: Rosencrance et al. 2026.

Oregon’daki Cougar Mountain Cave kaya sığınağında, yaklaşık 12.400 yıl boyunca korunmuş başka organik buluntularla birlikte bulunan; bir kordonla birbirine bağlanmış iki küçük deri parçası, araştırmacılara göre bugüne kadar keşfedilmiş en eski dikiş örneği olabilir. Eğer öyleyse, bu buluntu, modern insanların kuzeyin dondurucu topraklarına yayıldığı Geç Pleistosen döneminden ele geçmiş, gerçek bir giysiye ait ilk kalıntı anlamına geliyor.

Oregon’daki Cougar Mountain ile yakınlardaki Paisley Mağaralarında, Geç Pleistosen’e ait tarihöncesi terziliğin izleri ve görece çok sayıdaki başka organik nesne, Nevada Üniversitesi’nden Richard Rosencrance, Oregon Üniversitesi’nden Katelyn McDonough ve uluslararası ekip arkadaşları tarafından Science Advances dergisinde rapor edildi.

Paisley Caves’te bulunan buluntulardan biri, işlenmiş tavşan postundan bir şeritti. Ekip, bunun Oregon’daki Kuzey Paiute halkının yakın zamana kadar bitki liflerini örerek kullandığı tavşan kürkünden eteklerle benzerliğine dikkat çekiyor ve bunun, Paleolitik’e kadar uzanan bir geleneği temsil edebileceğini öne sürüyor.

(İlgili: Kuzey Amerika’daki İlk İnsanlar Hangi Dili Konuşuyordu?)

Ekip, bir parça tavşan postu, örülmüş hasır ve toplu tavşan avına dair kanıtlar da dahil bazı başka göstergeler üzerinden, bu paleo-Amerikalıların Büyük Kuzey Havzası’ndaki (Great Northern Basin) Yerli Amerikan kabilelerinin doğrudan ataları olabileceğini ima ediyor.

Ancak makalelerinin asıl vurgusu şu: Kuzey Amerika’daki Great Basin’de, insanların Amerika’ya daha yeni ulaşmaya başladığı zamandan kalma bu çabuk bozulan nesneler, aslında artan dolaylı kanıtlardan yola çıkarak tahmin edebilsek bile kanıtlayamadığımız bir şeye ışık tutuyor: Türümüzün, başka hiçbir insan türünün başaramadığı şekilde, şiddetli soğukla günlük hayat düzeyinde nasıl baş ettiği.

Haskett ok uçları, tipik kırılma ve yeniden bileme izlerini gösteriyor. C: Rosencrance et al. 2026.

Cougar Mountain’da dikilmiş deri parçaları

Homo sapiens, diğer tüm insan türlerinden en az birkaç açıdan ayrılıyor. Bunlardan biri figüratif sanat yaratması. Bir diğeri de, görünen o ki, uzak kuzeyde yaşamanın yollarını yalnızca bizim geliştirmiş olmamız. Neandertallerin ve Denisovalıların Avrasya’yı “fethettiği” söylenir; ama bu, buz tabakalarının güneyinde kalan alanlarda oldu. Çok daha kuzeye gitmediler. Peki biz bunu nasıl yaptık?

Homininler muhtemelen bir milyon yıldır ateşi kontrol ediyordu. Ancak elinde bir meşaleyle, karda çıplak dolaşamazsınız. Ateş, esas olarak yırtıcıları uzak tutmaya, eğer bir mağaraları varsa onu ısıtmaya ve yemek pişirmeye yarardı. Bu yüzden, insanlar 45.000 yıl önceye kadar uzak kuzeye nüfuz etmiş olduğuna göre, Paleolitik’te ayakkabı ve giysi yaptıklarını varsayıyorduk. Sadece, bunlara dair somut bir şey hiç bulamamıştık.

Hâlâ “giysi”yi doğrudan bulmuş değiliz; ama şimdi, Genç Dryas dönemi etkisini göstermeye başlarken, Cougar Mountain Cave’de yaşayan paleo-Oregonluların postları birbirine dikişle birleştirdiğine dair kanıtlarımız olabilir.

Cougar Mountain Mağarası’ndan çıkarılan lif nesneler. C: Rosencrance et al. 2026.

Yaklaşık 12.900 ile 11.700 yıl önce, ısınma eğilimi tersine döndü ve kuzey yarımküre daha soğuk ve kurak hale geldi. Bazıları bir kuyruklu yıldız ya da asteroit çarpmasının küresel bir kışa neden olduğunu düşünüyor. Ancak bu görüş hararetle tartışılıyor ve başka kanıtlar, Arktik suların küresel okyanus akıntılarına karışmasına işaret ediyor. Her hâlükârda, Genç Dryas sırasında, Grönland’da sıcaklıkların bin yıl boyunca 10°C’ye kadar düşmüş olabileceği tahmin ediliyor; daha güneye gidildikçe düşüş daha az. Yani erken dönem Oregonluların giysilere ihtiyacı vardı.

Araştırmacılar, kordonla birbirine bağlanmış deri parçalarının bir paltoya mı, mokasen benzeri bir ayakkabıya mı, yoksa bir çadırın bir parçasına mı ait olduğunu söyleyemiyor. Ancak yorumlarını destekleyen bulgular var: iğnelerin ve kordonların varlığı ve vücuda oturan, katmanlı giysilere duyulan ihtiyaç.

Bu buluntular heyecan verici; ama şaşırtıcı değil. İnsanlar muhtemelen yaklaşık 15.000 yıl önce Kuzey Amerika’ya ulaştığında, “evden” getirdikleri gelişmiş becerilerin tamamını da beraberinde getirdiler. Buna köpek evcilleştirmeye yatkınlıkları da dahil.

Oregon’daki kazı alanlarında bulunan halatlar. C: Rosencrance et al. 2026.

Oregon’daki buluntularda görülen beceriler, Eski Dünyada daha öncesinden beri vardı. Fransa’da 50.000 yıl öncesine tarihlenen ip benzeri örnekler bulundu ve bunların Neandertaller tarafından yapılmış olduğu varsayılıyor. Ayrıca Celile Denizi kıyısındaki Ohalo’da, yaklaşık 20.000 yıl önceye tarihlenen avcı-balıkçı-toplayıcı kampında da benzer buluntular var. Teknoloji zaten vardı ve Havza’daki insanlar bunun çeşitli türlerini üretmişti.

Nitekim Rosencrance, Cougar Mountain’daki çabuk bozulan buluntular içinde en büyük kategorinin bitkisel liften kordonlar olduğunu açıklıyor. Kordonlar farklı çap ve kalitedeydi; bu da farklı amaçlarla kullanıldıklarını düşündürüyor. Oregon kazılarında net biçimde tanımlanabilecek hasır ya da sepetler bulunamadı. Ancak kordonlar ve diğer burgulu örgü parçaları, bu amaçların her ikisinde de kullanılmış olabilir.

Kuzey Amerika’da, “dikiş” tezini destekler biçimde, tarihöncesi Oregon alanlarının dördünde kemikten yapılmış iğneler bulundu. Rosencrance’ın da doğruladığı gibi, iğne teknolojisinin varlığı aslında öngörülebilirdi. Benzer iğneler, Sibirya’daki Denisova Mağarası’nda en az 50.000 yıl öncesine kadar uzanan katmanlarda; Avrupa’da ise 15.000 yıl öncesine tarihlenen bağlamlarda da bulundu.

Cougar Mountain Mağarası’nda modern bir tavşan tuzağı. Altta ahşap ve ahşap eşyaların etrafına düğümlenmiş lifler. C: Rosencrance et al. 2026.

Bununla birlikte Rosencrance, Kuzey Amerika’da ve Oregon’da bu döneme tarihlenen iğnelerin, Geç Pleistosen’de yapılmış en ince işçilikli iğnelerden bazıları olduğunu özellikle vurguluyor.

Tek sürpriz, bu nesnelerin çok iyi korunabilmiş olması. Ancak bu mağaralar oldukça kurak. Bu da korunma durumunu açıklıyor. Rosencrance, “Cougar Mountain kuru bir kaya sığınağı. 13.000 yıl boyunca içeri su girmedi” diyor.

Görünüşe göre buradaki insanlar çok çeşitli bitkilerden yararlanmış. Rosencrance, “Bu küçük örneklemde bile, farklı nesneleri yapmak için kullanılan odun ve bitki türlerinin çeşitliliği beni inanılmaz etkiledi” diyor.

Tavşan avı

Genç Dryas döneminin Oregon sakinleri büyük hayvanları ve aynı zamanda küçük hayvanları avlıyorlardı.

Alanda bulunan diğer organik buluntuların yanı sıra, 1960’lardaki ilk kazılarda ahşap nesneler de rapor etmişti. Ancak bunların bazılarının kaybolmuş olabileceği anlaşılıyor. Ekip, günümüze ulaşan üç örneği, küçük hayvanları yakalamak için kullanılan düşme tuzaklarının olası tetik mekanizmaları olarak yorumluyor.

Mağaradaki organik bulgulardan bazıları. C: Rosencrance et al. 2026.

Açıkçası bu varsayılan tetikler kırılmış çubuklara benziyor. Peki bunu nasıl anlayabildiler? Rosencrance, “Yorumlamanın en zor kısmı buydu. Bunlar muhtemelen kuru kaya sığınaklarımızda bile en nadir bulunan nesneler” diyor. Yine de modern düşme tuzaklarıyla benzerlik gördüklerini söylüyor. “Yüzde 100 emin olamayız ama tetikler konusunda oldukça kendime güveniyorum” diye ekliyor.

Sakinlerin ok teknolojisi yoktu ve muhtemelen hızlı küçük hayvanları çok zor olduğu için mızrakla avlamıyorlardı. Gerekli kürkün, muhtemelen “tavşanları sürmek” sayesinde elde edildiği düşünülüyor. Rosencrance, “Bu en az 10.000 yıllık bir geleneğe benziyor” diyor.

Paisley’e 100 kilometre mesafede bulunan iki başka alanda, her biri birkaç metre çapında iki büyük ateş çukuru da var. Bu çukurlarda zooarkeologlar 14.000’den fazla tavşan kemiği tespit etti. Bu çukurlarda başka hayvanlara ait kemik saptanmadı. Rosencrance’a göre bu, yerel halkın Avrupalılarla karşılaşma döneminde gözlemlenen bir uygulamaya çok benziyor: “toplu tavşan sürmek” denen şey.

Rosencrance, “Bir seferde çok sayıda tavşanı hem kürk hem yiyecek için avlıyorlardı ama aynı zamanda bu, toplu bir etkinlikti” diye açıklıyor.

Mağaralardan seçilmiş ahşap ve lif eserler. C: Rosencrance et al. 2026.

Bu kulağa ürkütücü biçimde başka bir kadim tekniği hatırlatıyor: Ceylan sürülerini ve başka otçulları dev tuzaklara doğru kovalayıp orada öldürmek. Bu yöntemle ortaya çıkan muazzam miktardaki proteine ne yaptıkları net değil. “Uçurtma” denen bu tuzaklar, bu insanların Asya’dan ayrılmasından binlerce yıl sonra ve daha güneydeki çöllerde ortaya çıktı.

Rosencrance tavşan sürmeyi şöyle açıklıyor: Tavşanlar sürü oluşturmaz ve jackrabbit denen tür de yuva kazmaz. İnsanlar bazen 300 metreye kadar ulaşan uzun ağlar hazırlardı, bir grup tavşanları ağa doğru kovalarken diğer grup da onları öldürürdü. “Bu bir topluluk çabası gerektiriyordu. Varsayımımız, tavşan kemikleriyle dolu ateş çukurlarının neredeyse kesin biçimde toplu tavşan avını temsil ettiği yönünde” diyor.

Dolayısıyla, Avrupalıların gözlemlediği bu davranış, başlangıca kadar uzanan ve sömürgeleştirme, yerel kabilelerin yerinden edilmesi ve jackrabbit nüfusunun azalmasına dek süren bir gelenek olmuş olabilir.

Peki, tavşan sürmek varken neden ayrıca düşme tuzaklarına ve o varsayılan tetiklere ihtiyaç duysunlar? “Bilmiyoruz; 12.000 yıl önce toplu tavşan sürme yapıyorlar mıydı emin değiliz. Daha geç dönem kabilelerinde tavşan sürmek genellikle ilkbaharda bir kez ve sonbaharda bir kez olurdu. Günlük tavşan ihtiyacını karşılamak için ise tuzaklar kullanılırdı. Ayrıca büyük olasılıkla atlatl (mızrak fırlatıcı) ve/veya geri dönmeyen bumerang benzeri fırlatma sopalarıyla da avlanırlardı.”


Haaretz. 6 Şubat 2026.

Makale: Richard L. Rosencrance et al. (2026). Complex perishable technologies from the North American Great Basin reveal specialized Late Pleistocene adaptations. Sci. Adv. 12.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login