Mısır’ın Mavi Nilüferi Gerçekten Halüsinojenik miydi?

Antik Mısır’da dini ritüellerde kullanıldığı düşünülen mavi nilüfer üzerine yapılan araştırma, bu çiçeğin psikoaktif etkilerini inceliyor.

Liam McEvoy, zamanının çoğunu kampüste Mısır mavi lotusunun kültürel önemini ve onu çevrimiçi satılan ürünlerden ayıran kimyasal özelliklerini inceleyerek geçirdi. C: Diego Moran/UC Berkeley

Mısır mitolojisinde mavi nilüferden (lotus) daha çok övülen bitki pek yok. Bu etkileyici nilüfer çiçeği, arkeolojinin en önemli keşiflerinde başrolde yer alıyor. 1922 yılında Kral Tutankamon’un mezarı açıldığında, araştırmacılar onun bedenini kaplayan yaprakların bu çiçeğe ait olduğunu gördüler. Aynı zamanda, çiçeğin tasvirleri antik papirüs rulolarını da süslüyor.

Araştırmacılar uzun zamandır, bu nilüfer çiçeklerinin şarapta bekletildiğinde halüsinojenik özellikler açığa çıkardığını ve yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanan halüsinasyon ve cinsellik temelli ritüellerde kullanıldığını öne sürüyorlardı.

Hal böyle olunca, bugün bu çiçeğe benzeyen bir bitkinin internet üzerinde “sakinleştirici” etkilerle pazarlanması çok da şaşırtıcı değil. Bu bitki günümüzde buharlaştırılarak içilebiliyor ya da çay olarak demlenebiliyor.

(İlgili: Yeniden Doğuşun Simgesi: Lotus Süslemeli Altın Yüzükler)

Ancak UC Berkeley’de antropoloji okuyan ve yan dal olarak Mısırbilim çalışan dördüncü sınıf öğrencisi Liam McEvoy’a göre ortada büyük bir sorun var: Antik Mısır’da kullanılan mavi nilüfer ile internette satılan su zambağı tamamen farklı bitkiler.

McEvoy, kampüste geçirdiği sürede Mısır’ın ünlü mavi nilüferi Nymphaea caerulea üzerine yoğunlaştı. Reddit gibi platformlarda nadir bitkilere ulaşmak için derin araştırmalar yaptı, geçmişteki kullanım izlerini aramak için hiyeroglif çevirilerini inceledi.

UC Berkeley Psikedelik Bilim Merkezi’yle iş birliği içinde ve kimyagerlerin yardımıyla, bugün UC Botanik Bahçesi’nde yetiştirilen orijinal bitkilerle Etsy gibi online platformlarda satılan örnekleri karşılaştırdı.

McEvoy’a göre antik Mısır’da kullanılan bitkiler yalnızca tamamen farklı türler değil, aynı zamanda bu bitkinin binlerce yıl önce Nil Nehri kıyılarında nasıl tüketildiği de uzun süredir Mısırbilimciler tarafından yanlış anlaşılmış olabilir.

“En başından beri bu konunun benim Berkeley’deki özel araştırmam olacağını biliyordum” diyor McEvoy. “Amacım bitkinin kendi hikâyesini anlatmasına izin vermek ve çevresinde dönen tüm sahte bilim söylemlerine – ki bazı insanlar bu işten ciddi para kazanıyor – bilimsel katkı sunmaktı.”

McEvoy’un mavi nilüferi anlama yolculuğu, YouTube’daki bir video serisiyle başladı. Yaklaşık beş yıl önce, liseye giderken, 1998 yapımı Sacred Weeds (Kutsal Otlar) adlı bir BBC serisini keşfetti. Dizi, renkli ‘tie-dye’ geçişleri ve etik açıdan oldukça tartışmalı deney protokolleriyle dikkat çekiyordu.

McEvoy, bunun ülkedeki canlı bir Mısır mavi nilüferi olan tek üniversite botanik bahçesi olduğuna inanıyor. C: Liam McEvoy

Bir bölümde antropologlar, İngiltere kırsalındaki büyük bir malikaneye iki gönüllü davet ediyor. Onlara nilüfer çiçeğiyle demlenmiş şarap sunuluyor ve bilim insanları, bu çiçeğin psikedelik etkilerini ilk kez test ettiklerini öne sürüyor.

Sunucu, 90’ların belgesel televizyonlarına özgü abartılı bir üslupla şöyle diyor: “Antik bir gizemi araştırmak için toplandık. Acaba mavi nilüfer, bir zamanlar antik Mısırlıların sevgilisi olan kayıp bir halüsinojen bitki olabilir mi? Bugün iki gönüllümüz, Firavunlar döneminde olduğu gibi dünyayı görme kapısından geçecek mi?”

Kameralar gönüllülerin şarabı içişini kaydederken, gönüllüler birkaç dakika içinde keyifleniyor, palto giyip yağmurda ve ormanda koşturuyor, kendilerini etkilenmiş hissedip hissetmediklerini sorguluyorlar. Araştırmacılar ise uzaktan onları izleyip etkilenip etkilenmediklerini tartışıyor. Sonunda etkilenmiş olduklarına karar veriyorlar.

McEvoy, bu bölümden ve çiçekten etkilenmeden duramadı. Bitkinin efsanesi ve şu basit soru onu büyülemişti: Acaba bu bölümde kullanılan çiçekler, antik Mısır’da kullanılan, benekli taç yaprakları ve sabit yaprak sayısıyla ayırt edilen nilüferle aynı mıydı?

Daha fazla araştırdıkça, Mısır mavi nilüferinin önemini hem derslerden hem de Berkeley’deki Phoebe A. Hearst Antropoloji Müzesi’nde sergilenen antik eserlerden öğrendi.

Hiyeroglif okumayı öğrendikçe, çiçeğin antik metinlerdeki yerini ve “Sarhoşluk Bayramı”ndaki rolünü daha iyi anladı. Bu festivalde insanlar sarhoş olup bayılır ve uyandıklarında kısa bir an için aşk, güzellik ve bereket tanrıçası Hathor’un yüzünü gördüklerini iddia ederlerdi.

“Taç yaprak şekli her zaman aynı şekilde resmediliyor” diyor McEvoy. “Her zaman çanak yaprakların altındaki benekler hep orada. Bu çok belirgin bir bitki.”

Araştırmaları ilerledikçe McEvoy’un soruları netleşti: Antik Mısır’da kullanılan bu bitki gerçekten online olarak satılanlarla aynı mıydı? Farklı işleme yöntemleri, çiçeğin öfori etkisi yaratan alkaloidi olan nukiferin’in (nuciferine) salınımını nasıl etkiliyordu?

Birinci adım bir bitki bulmaktı. Gerçek Mısır mavi nilüferine ulaşmak oldukça zordu. Nil Nehri’nin güneyinde Aswan Barajı’nın inşasıyla doğal yaşam alanı büyük ölçüde değişti. Bu bitki artık tehdit altında kabul ediliyor ve yok olmanın eşiğinde.

UC Botanik Bahçesi, araştırmacıların incelemesi için geniş bir bitki koleksiyonuna sahip olsa da, Mısır mavi nilüferi bu koleksiyonun bir parçası değildi. McEvoy’a göre, dünyanın dört bir yanındaki diğer botanik bahçeleri de araştırması için örnek sağlayamadı. Bu nedenle genç bir araştırmacının yapabileceği şeyi yaptı: Reddit’e başvurdu.

Mavi nilüfere adanmış bir Reddit sayfasında, Arizona’da yaşadığını ve elinde gerçek Nymphaea caerulea bulunduğunu iddia eden biriyle iletişime geçti. Bu kullanıcı, McEvoy’un araştırmasına ilgi duydu ve ertesi gün ona, botanikçilerin doğruladığı canlı bir bitki gönderdi. Geçtiğimiz yaz çiçeklenme döneminde McEvoy, analiz için çiçeklerini topladı.

Bu bitki şu anda UC Botanik Bahçesi’nin yeniden açılan Virginia Haldan Tropik Serası’nda yaşıyor. McEvoy, bunun ABD’deki üniversitelere ait botanik bahçelerde bulunan tek yaşayan Mısır mavi nilüferi olduğunu düşünüyor.

McEvoy ayrıca Etsy üzerinden sözde mavi nilüferin kurutulmuş yapraklarını da sipariş etti.

Berkeley Kimya Profesörü Evan Williams ve proje bilimcisi Anthony Iavarone’un yardımıyla McEvoy, her iki örneğin kimyasal bileşimini genel hatlarıyla görmek için kütle spektrometrisi kullandı.

Gerçek Mısır mavi nilüferinde, Etsy kaynaklı bitkiye kıyasla çok daha yüksek düzeyde nukiferin bulunduğunu tespit ettiler. Bu da McEvoy’a göre, internette satılan çiçeklerin yalnızca görsel olarak etkileyici ancak psikoaktif olmayan sıradan bir su zambağı olduğunu gösteriyor.

“O an dedim ki: ‘Biliyordum!’” diyor McEvoy.

Mısır mavi nilüferi için yapılan basit bir internet araması bile, “gerçek” olduğunu iddia eden birçok satıcıyı ortaya çıkarıyor. 20 dolarlık bir paket, “uykuyu desteklediği” ve “bağışıklığı güçlendirdiği” iddiasıyla satılıyor. 90 dolarlık bir paket, “farkındalık artışı ve ruhsal bağlantı” vaat ediyor. 154 dolarlık bir uçucu yağ şişesi ise “cinsel sağlığı ve arzuyu artırabileceğini” öne sürüyor.

“Çevrimiçi satılan ürünler aynı değil” diyor McEvoy, “ve bulgularımız, mavi nilüferin diğer nilüferlere kıyasla gerçekten benzersiz olduğunu gösteriyor. Bu çok özel bir bitki.”

“İnternet üzerinden satılan şeyler aynı değil ve bulgularımız mavi nilüferin diğer nilüferlere kıyasla benzersiz olduğunu gösteriyor”. C: Liam McEvoy

Sıradaki hedef, gerçek Mısır mavi nilüferinin psikedelik bileşenlerinin kırmızı şarapla bekletilerek açığa çıkıp çıkmadığını anlamaktı. Saf ve kimyasal olarak izole edilmiş nukiferin, yani alkaloid, alkolde kolayca çözünüyordu. Ancak nukiferin bakımından zengin olan, mumsu ve su itici dış yapıya sahip çiçek öyle kolay çözünmüyordu.

Bu nedenle farklı bir şeye ihtiyaç vardı: Zeytinyağına benzer, yağ içeriği yüksek bir madde, bu hafif yağda çözünen alkaloidin şarapta tamamen çözünmesini sağlayabiliyordu.

“Antik Mısırlıların çiçeği yalnızca şaraba atmadıklarını düşünmeye başlıyoruz” diyor McEvoy. “Hipotezimize göre, çiçekle hazırlanmış bir yağ infüzyonu yapılıyor ve bu yağ daha sonra şaraba ekleniyordu.”

McEvoy’un bulguları, antik Mısır hakkında var olan bilgileri derinleştirirken, bugün internette satılan kuşkulu nilüfer katkılı takviyelere dair de şüphe uyandırıyor. Antik çağlarda törensel içecek, nilüfer çiçekleriyle demlenmiş bir yağ ve şarap karışımı olabilirken, günümüzdeki sözde “mucize sağlık iksirlerinin” vaatleri gerçek olamayacak kadar iyi görünüyor.

McEvoy, bu sonbaharda mezun olacak ve kariyerine fikri mülkiyet hukuku alanında devam etmeyi planlıyor. Antik efsanelere kodlanmış ticari sırları çevirerek, atalarımızın binlerce yıl önce nasıl yaşadığını yeniden kurgulamak istiyor.

“Masanın etrafında yalnızca ekonomi, para ya da siyaset bilimi çalışanlar olmamalı” diyor McEvoy. “İnsanları birer birey olarak gören, toplulukları ise anlam örüntüleriyle örülmüş bir ağ olarak görebilen birisi de orada olmalı.”

Ama bu hedefe ulaşmadan önce bazı deneylerini tamamlamak istiyor. Önümüzdeki aylarda McEvoy, Williams ve kimya doktorası öğrencisi Veena Avadhani, çiçek örneklerini kimyasal düzeyde parçalamak için yoğun basınç kullanmayı planlıyor. Bu süreç, sıvı kromatografi olarak biliniyor ve karmaşık bileşik karışımını bireysel kimyasal bileşenlerine ayırmayı sağlıyor.

Kütle spektrometrisi analizini tekrar çalıştırdıklarında, bu bitkinin bilimsel açıdan şüpheli sağlık iddialarını test etmek için analitik kimyanın en güçlü yöntemlerinden birini uygulamış olacaklar.

McEvoy ayrıca, Hearst Müzesi’nin devasa Mısır eserleri koleksiyonuna geri dönmeyi planlıyor. Burada, 3.000 yıllık bir kadeh üzerinde bir kimyasal test daha yapacak. Bu test, kadehin içinde yağdan kalma yağ asidi moleküllerinin izine rastlayabilir ve çiçeğin yalnızca şarapta bekletilmediği, gerçekten bir yağ şarabı karışımı olarak tüketildiği fikrini güçlendirebilir.

Hatta belki çiçeğe ait izlere de rastlanabilir – bu da bitkinin hikâyesine ve psikoaktif özelliklerine dair yeni bir sayfa açabilir.

McEvoy, çalışmalarını şöyle özetliyor: “Bu, antik büyüyle modern bilimin bir araya gelerek çevremizi saran doğayı daha derinlemesine anlamamızı sağladığı nadir örneklerden biri.”


University of California – Berkeley. 11 Mart 2025.

Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Tarih bölümü mezunu. Antik Çağ Tarihinde yüksek lisans yapıyor.

You must be logged in to post a comment Login