Kehanet Kemikleri, Çin’de 3.000 Yıllık Doğal Afetleri Anlatıyor

Kehanet kemikleri, 3.000 yıl önce Çin’de iklim felaketlerinin toplumsal kargaşaya neden olduğunu ortaya koyuyor.

Çin’den bir kehanet kemiği parçası (solda) üzerinde “Bir felaket olacak mı?” anlamına gelen bir yazıt var. “Felaket” karakteri bir dizi dalgaya benziyor. Sağda ise “Bu yağmur hayırlı mı?” anlamına gelen bir yazıt bulunan bir başka Çin kehanet kemiği parçası. C: Image reproduced from Guo Moruo (ed.), The Complete Collection of Oracle Bone Inscriptions (He 12836, front side and He 12899, front side), used with permission of Zhonghua Book Company.)

Çin’in iç kesimlerindeki bazı uygarlıklar, 3.000 yıl önce dramatik değişimler ve nüfus düşüşleri yaşadı. Araştırmacılar şimdi bunun nedenini bulmak için kehanet kemiklerini, arkeolojik kanıtları ve iklim modellemesini bir arada kullanıyor.

Antik metinleri, arkeolojik kanıtları ve paleo-iklim modellemeleri bir araya getiren yeni bir araştırmaya göre, Çin’in Shang hanedanlığının son döneminde, 3.000 yılı aşkın bir süre önce yaşanan ani nüfus düşüşleri, büyük olasılıkla tayfun sayısındaki ölümcül artışın ve buna bağlı hava olaylarının bir sonucuydu.

Bu kıyı tayfunları, “Çin uygarlığının beşiği” olarak da bilinen Orta Çin Ovası’nı vuran dev seller gibi yıkıcı iklim olaylarına zemin hazırlamış olabilir. Bu bölge, MÖ 1.600 ila 1.046 yılları arasında Sarı Irmak vadisini yöneten Shang adlı bir kraliyet hanedanlığına ev sahipliği yapmaktaydı.

(İlgili: Çin’de 3.500 Yıl Boyunca Leopar Kedileri Evcilleştirilmiş)

Shang hanedanlığı, kaplumbağa kabukları ve öküz kürek kemiklerine kazınan kehanet metinleri biçiminde, yazının en eski kanıtlarına sahip olmasıyla tanınıyor. Bunun yanı sıra, günümüz Anyang şehrinde yer alan Shang başkentinde onbinlerce bronz, seramik ve yeşim taşı eser gün yüzüne çıkarıldı. Bu bulgular, hanedanlığın Zhou halkı tarafından devrilmeden önceki dönemdeki zenginliğini ve gücünü gözler önüne seriyor.

Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim insanları aşırı iklim olaylarının Shang hanedanlığının çöküşüne denk gelen dönemde, Çin’in iç kesimlerindeki kültürel değişimlere katkıda bulunup bulunmadığını inceledi. Kehanet kemiklerinden ve arkeolojik alanlardan elde edilen bilgileri paleo-iklim modelleriyle ilişkilendiren araştırmacılar, yoğunlaşan tayfun faaliyetleri ve buna bağlı hava olaylarının sorumlu olabileceği sonucuna ulaştı.

Araştırma ekibi ilk olarak, MÖ 1.250 ila 1.046 yılları arasına tarihlenen 55.000’den fazla kehanet kemiği yazısını tarayarak hava olaylarına ilişkin ifadelerin sayısını tespit etti. Bu kemikler arasında, incelenen dönemin ortasına doğru yaklaşan şiddetli yağış ve su kaynaklı felaketlerle ilgili kehanetlerin oranının arttığı dikkat çekti. Araştırmacılar, bunun Shang toplumunun Orta Çin Ovası’nda yaşanan aşırı yağış olaylarına ilişkin kaygısının giderek büyüdüğüne işaret ettiğini vurguluyor.

Nüfusta gerileme yaşayan tek toplum Shang hanedanlığı değildi. Ekip, Orta Çin Ovası’nın güneybatısındaki Chengdu Ovası’nda yer alan arkeolojik alanları inceleyerek sel tabakalarına ait verileri de mercek altına aldı. Chengdu, Shang ile eş zamanlı var olan ve MÖ 316’ya kadar varlığını sürdüren Shu krallığına ev sahipliği yapmaktaydı. Araştırmacılar, MÖ 950 yılına tarihlenen sel hasarlı yapılar ile MÖ 500’e ait sel nedeniyle yıkılmış setlerin kanıtlarına ulaştı.

Bunlara ek olarak Chengdu Ovası’ndaki arkeolojik alanların sayısı azalmış ve bu alanların coğrafi olarak görece yüksek bölgelerde yoğunlaştığı görüldü. Bu durum, halkın daha yüksek kesimlere göç ettiğine işaret ediyor.

Araştırmacıların paleo-iklim modellemesi, MÖ 1.850 ila 1.350 yılları arasında kuzeye yönelen tayfun faaliyetlerinin yoğunlaşarak Orta Çin Ovası’ndaki Shang’ı etkilediğini; MÖ 850 ila 500 yılları arasında ise batıya yönelen tayfun aktivitesinin artarak Chengdu Ovası’ndaki Shu’yu vurduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, “Bu süreçte öne çıkan şey yoğunlaşan tayfun faaliyetleriydi” diyor. Bu durum, Orta Çin ve Chengdu ovalarında yaygın iç sel felaketlerine yol açmış, nüfus düşüşlerine ve toplumsal değişimlere neden olmuş olabilir. Araştırmacılar, “Yoğunlaşan tayfun faaliyetleri, Tunç Çağı’nda Çin’in iç kesimlerinde beklenmedik yıkıcı etkiler yarattı” diyor.

Ancak bu bölgedeki iklim koşulları son derece değişkendi ve araştırmacılar, Tunç Çağı Çin’indeki kültürel istikrarsızlığa başka iklim kaynaklı tehlikelerin de katkıda bulunmuş olabileceğini belirtiyor. Özellikle, El Niño benzeri koşulların tetiklediği kuraklıkların MÖ 1.350 civarında Orta Çin Ovası’nı vurup kültürel yapıyı sekteye uğratmış olabileceği düşünülüyor. Bu durum, uzun soluklu kuraklıkların Maya uygarlığındaki pek çok kentin çöküşünü beraberinde getirmesiyle benzerlik taşıyor.

Araştırmacılar, eski iklimlerin iç Çin uygarlıklarını tam olarak nasıl etkilediğinden henüz emin olmasalar da tayfun kaynaklı aşırı hava olaylarının geçmişte de bugün olduğu kadar büyük bir kaygı kaynağı olduğunu öne sürüyor.

Bununla birlikte araştırmacılar, arkeolojik kanıtları, kehanet kemiği yazılarını ve paleo-iklim göstergeleri bir arada ele alarak gerçekleştirdikleri bu çalışmanın, MÖ 1.050 civarında kıyı tayfun aktivitesi, iç kesimlerdeki aşırı yağışlar, seller ve toplumsal değişimler arasındaki bağlantıları ortaya koyan ilk araştırma olduğunu vurguluyorlar.


Live Science. 5 Mart 2026.

Makale: Ke Ding et al. (2026). Archeological data with AI- and physics-based modeling explain typhoon-induced disasters in inland China around 3000 yr B.P. Sci. Adv. 12.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login