Kanzi’nin Gösterdiğine Göre Hayal Gücü Sadece Bize Özgü Değil

Ünlü bonobo Kanzi ölmeden önce yapılan son deneyler, hayal gücünün sadece insanlara özgü olmadığını ortaya koyuyor.

Yapılan deneylerde, Kanzi adlı bonobo, hayali meyve suyuyla dolu bir bardağı takip etme yeteneği gösterdi ve ayrıca gerçek meyve suyu ile hayali meyve suyunu başarıyla ayırt edebildi. C: Wikimedia Commons

Dünyanın dört bir yanındaki primatologlar için Kanzi bir yıldızdı. İşaret dili ve özel bir klavye ile yıllarca süren eğitimin ardından 44 yaşındaki bonobo, insan sözcüklerine alışılmadık derecede gelişmiş bir kavrayış geliştirmiş. Dolayısıyla Kanzi, insan dışı primatların dil yeteneklerine dair onlarca yıl süren araştırmaların odağı hâline gelmişti. Ancak Christopher Krupenye adlı bilişsel bilimci farklı bir şeyi test etmek istiyordu: Kanzi’nin hayal gücünü.

Kanzi’nin Mart 2025’teki ölümünden kısa süre önce, Krupenye ve meslektaşları bonoboyla bir çocuğun çay partisine benzer bir sahneyi canlandırdı; boş bir sürahiden iki boş bardağa sıvı döküyormuş gibi pandomim yaptılar. Bir insan araştırmacı bardaklardan birini aldı, var olmayan sıvıyı tekrar sürahiye döküyormuş gibi yaptı ve “boş” bardağı masaya bıraktı. Ardından Kanzi’yi, içinde hâlâ sıvı bulunan bardağı işaret etmeye teşvik ettiler.

Zamanın üçte ikisinden fazlasında Kanzi, hayali meyve suyuyla “dolu” bardağı işaret etti: Bu, insan dışındaki primatların hayali nesneleri tasavvur edebildiğine dair ilk deneysel kanıt. Krupenye, “Bu, şimdiye kadar yaptığım en dikkat çekici keşiflerden biri” diyor.

(İlgili: Büyük Maymunlarda Gözden Irak Olan Akıldan da Irak Olmuyor)

Krupenye ve meslektaşlarının Science dergisinde bildirdiği bu keşif, hayal gücünün yalnızca insana özgü olmadığını göstermenin yanı sıra, bunun milyonlarca yıl önce, primatların evrimsel geçmişinin daha derinlerinde ortaya çıkmış olabileceğini de düşündürüyor.

Çalışmada yer almayan primatolog Rachna Reddy, “Bunun var olması ve deneysel olarak denetlenmiş bir biçimde test edilmesi inanılmaz heyecan verici. Çünkü bazı kapasitelerin şempanzeler ve bonobolarla ayrışmadan önce bile mevcut olduğunu düşündürüyor” diyor.

Hem esaret altındaki hem de vahşi doğadaki kuyruksuz maymunlar, zaman zaman “alternatif gerçekliklere” göz atmış görünüyor. Bilim insanları anekdot düzeyinde, maymunların bazen “mış gibi” oyun oynadığını; kütükleri yavruymuş gibi kollarında salladığını ya da oyuncaklarla oynama hareketlerini taklit ettiğini rapor etmişti. On yıllara yayılan araştırmalar, kuyruksuz maymunların ileriye dönük plan yapabildiğini ve diğer bireylerin inançlarını hesaba katabildiğini de gösteriyor. Bu tür düşünme biçimleri, maymunların bilgiyi “şimdiki an”dan koparıp simüle edilen gerçekliklere uygulamasını gerektiriyor. Ancak karizmatik bir bonobo, hayali meyve suyunu işaret etmeye başlayana kadar, bir kuyruksuz maymunun “mış gibi” nesnelerle etkileşime girebildiğine dair tekrarlanabilir bir kanıt yoktu.

Çalışmanın baş yazarı ve St Andrews Üniversitesi’nde karşılaştırmalı psikolog olan Amalia Bastos, “Kanzi, gitmeden önce bize bulmacanın bir küçük parçasını daha bıraktı” diyor.

Bastos ve Krupenye’nin ekibi, Kanzi’nin on yılı aşkın süre yaşadığı Ape Initiative’ı 2025’te ziyaretleri sırasında bonoboyla üç deney yaptı; ilk olarak da boş sürahi ve bardaklarla “çay partisi” sahnesini uyguladı. Sonuçların sağlamlığını sınamak için araştırmacılar ikinci bir deney daha yaptı; bu kez hayali meyve suyu yerine hayali üzüm kullandılar. Bu sefer Kanzi, hayali meyveleri 45 denemenin 31’inde doğru biçimde “takip etti”. Bu başarı oranı, Kanzi’nin hayali sıvıyla dolu bardağı 50 denemenin 34’ünde doğru takip etmesine benziyordu.

Kanzi’nin gerçek ile kurgu arasındaki farkı ayırt edip edemediğini test etmek için araştırmacılar ayrıca, bu kez bir bardağın gerçekten meyve suyuyla dolu olduğu, diğer bardağın ise sadece “mış gibi” dolu gösterildiği bir deney de yürüttü. Kanzi, gerçek meyve suyunun bulunduğu bardağı 18 denemenin 14’ünde doğru şekilde belirledi.

Reddy’ye göre bu bulgular, “sembolik iletişim ve sembolik temsillerin nasıl gerçekleştiğini anlama” açısından son derece etkili olabilir. Ancak araştırmacılar, Kanzi’nin zihinsel imgeleri ile bir çocuğun daha gelişkin biçimde “yoktan” bir oyun senaryosu kurabilmesi arasındaki farkın altını çiziyor. Bastos, “Kanzi’nin kendisinin rol yaparak oynadığını göstermedik. Sıvıyı döken ve bu hayali şeyleri yaratan o değil; ama ‘mış gibi yapma’yı anladığını gösterdik” diyor.

Çalışmada yer almayan Michael Tomasello da aynı fikirde: “Köpeğinizin mama kabına yiyecek boşaltıyormuş gibi yaparsanız, kabın içine yiyecek girdiğini hayal ettiğinden kim şüphe eder?” diyor. Tomasello, Duke Üniversitesi’nde gelişim psikoloğu. “Ama ‘rol yapma’ başka bir şey. Buna ikna olmam için, Kanzi’nin gerçekten kendisinin bir kaba su döküyormuş gibi yaptığını görmem gerekir.”

Bastos ve Krupenye’nin bulguları, “mış gibi” nesneler hayal edebilme yetisinin diğer bonobolar ve büyük kuyruksuz maymunlar arasında ne kadar yaygın olabileceği sorusunu da gündeme getiriyor.

Araştırmacılar, büyük kuyruksuz maymunların zekasına dair daha fazlasını ortaya çıkarmanın, tümünün “tehlike altında” ya da “kritik tehlike altında” sayılması nedeniyle bu primatları koruma konusunda ahlaki aciliyeti de vurguladığını ekliyor. Bastos, “Zengin bir iç zihinsel yaşama sahipler ve belki de onlara gösterdiğimizden daha fazla saygıyı ve daha fazla yardımı hak ediyorlar” diyor.

Ve Kanzi’nin iç dünyasını daha derinlemesine kazıma şansımız olmasa da Bastos, onun mirasının yaşamaya devam edeceğini söylüyor: “Bilimin çehresini değiştirdiğini düşünüyorum.”


Makale: Amalia P. M. Bastos, Christopher Krupenye. (2026). Evidence for representation of pretend objects by Kanzi, a language-trained bonobo. Science 391, 583-586.

Arkeofili editöryel servisi. İletişim: arkeofili@gmail.com

You must be logged in to post a comment Login